Depremi uzaktan tetikleyen bir sistem mümkün mü? HAARP iddialarında bilim ne söylüyor
Doğruluk Payı’nın incelemesine göre HAARP’ın deprem yaratabildiği iddiası, projenin amacı ve enerji kapasitesiyle uyuşmuyor.
Doğruluk Payı’nın incelemesine göre, kamuoyunda zaman zaman “deprem makinesi” olarak anılan HAARP’ın depremleri tetikleyebildiğine dair iddialar bilimsel verilerle desteklenmiyor. Özellikle büyük depremlerin ardından yeniden dolaşıma giren bu iddialar, hem HAARP’ın teknik kapasitesi hem de depremlerin oluşum mekanizmasıyla çelişiyor.
HAARP iddiaları Türkiye’de özellikle 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrasında yaygınlaştı. Daha sonraki yıllarda da siyasi isimlerin ve sosyal medya kullanıcılarının açıklamalarıyla tekrar gündeme geldi. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Gölcük Depremi’ne ilişkin “deprem makinaları” ve yabancı araştırma gemileri üzerinden dile getirdiği iddialar da bu tartışmanın sık hatırlanan örnekleri arasında yer alıyor.

HAARP NEDİR, NE İÇİN KURULDU?
HAARP, açılımıyla Yüksek Frekans Aktif Aurora Programı, 1993’te başlatılan bir iyonosfer araştırma projesi. ABD Hava Kuvvetleri, ABD Deniz Kuvvetleri, DARPA ve Alaska Üniversitesi’nin desteklediği proje, Dünya atmosferinin radyo dalgalarının iletilmesinde önemli rol oynayan iyonosfer tabakasını incelemek amacıyla kuruldu.
Projenin merkezinde, iyonosferin küçük bir bölümünü geçici olarak uyarmaya yarayan yüksek frekanslı radyo dalgaları bulunuyor. Bu teknik altyapı, zaman içinde hava durumunu değiştirme, uyduları devre dışı bırakma, zihin kontrolü ya da deprem yaratma gibi çok farklı komplo teorilerine konu edildi. Ancak incelemeye göre bu iddialar, HAARP’ın gerçek çalışma alanıyla uyumlu değil.

HAARP’ın Alaska’nın Gakona kentinde bulunan sabit bir tesis olduğu, taşınabilir bir sistem olmadığı özellikle vurgulanıyor. Tesisin İyonosferin Araştırma Enstrümanı olarak bilinen anten dizisi 180 antenden oluşuyor ve maksimum iletim gücü yaklaşık 3,5 MW düzeyinde. Bu kapasitenin, yer kabuğunda büyük ölçekli fiziksel değişimler yaratabilecek enerjiyle kıyaslanamayacak kadar düşük olduğu belirtiliyor.
Doğruluk Payı’nın aktardığı hesaplamalara göre HAARP’ın, 7 bin 500 kilometre uzakta ve denizin yalnızca 50 metre altında bulunan bir cismi 1 santigrat derece ısıtabilmesi için maksimum güçte 420.000 katrilyon yıl çalışması gerekir. Bu süre, Evren’in yaklaşık 13,8 milyar yıllık yaşının çok ötesinde. Bu nedenle HAARP’ın uzaktan cisimlerin sıcaklığını ya da fiziksel özelliklerini anlamlı biçimde değiştirmesi pratik olarak mümkün görülmüyor.
DEPREMLERİN KAYNAĞI RADYO DALGALARI DEĞİL
Depremler, litosferdeki tektonik plakaların göreli hareketleri sonucu meydana geliyor. Plakaların birbirine sürtünmesi, sıkışması ya da zıt yönlerde kayması sırasında biriken enerjinin boşalması yıkıcı depremlere yol açabiliyor. Bu süreç, çok büyük kütlelere ve uzun jeolojik zamanlara bağlı doğal bir mekanizma olarak işliyor.
İncelemede, yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla bu büyüklükteki tektonik yapıları harekete geçirmenin olanaksız olduğu ifade ediliyor. İnsan kaynaklı sismisite teorik olarak mümkün olsa da bunun radyo dalgalarıyla değil, yer kabuğuna sıvı pompalanması gibi fiziksel müdahalelerle ve genellikle sınırlı büyüklükte depremler şeklinde gerçekleşebildiği belirtiliyor. Büyük depremlerle ilişkilendirilebilecek baraj ya da büyük yapı projeleri gibi süreçler ise gizli yürütülemeyecek ölçekte faaliyetler gerektiriyor.

HAARP söylentilerinin bir başka ayağını, Türkiye’deki fay hatlarının ABD’deki San Andreas Fayı ile “aynı” olduğu ve bu nedenle deney yapılabileceği iddiası oluşturuyor. Ancak kaynakta, geçmişte bazı açıklamalarda geçen “San Antonio” ifadesinin de hatalı olduğu; kastedilenin Kaliforniya boyunca uzanan San Andreas Fayı olduğu hatırlatılıyor.
San Andreas Fayı ile Kuzey Anadolu Fayı arasında transform fay karakteri ve plaka hareketleri açısından bazı benzerlikler bulunsa da iki sistemin sismik davranışı, frekans dağılımı ve tektonik dinamikleri bakımından önemli farklar taşıdığı belirtiliyor. Bu nedenle iki fay hattını aynı kabul eden ve buradan “deney” iddiaları üreten yorumlar bilimsel karşılık bulmuyor.

Stanford Üniversitesi’nde jeofizik ve düşük frekanslı radyo dalgaları üzerine çalışmalar yapan Koç Üniversitesi eski rektörü Ümran Savaş İnan’ın değerlendirmesine göre de HAARP’ın yaydığı dalgaların gücü, atmosferik doğa olaylarının enerjisi yanında ihmal edilebilecek düzeyde kalıyor. İnan, HAARP ile doğa olaylarına etki edilebileceğini savunanların bilimsel bilgi eksikliği içinde olduğunu belirtiyor.
HAARP’ın geçmişte ziyaretçilere kapalı olması da tesisin “gizemli” algısını besleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak tesis 2016’da kapılarını ziyaretçilere açtı; bu ziyaretlerde komplo teorilerini doğrulayacak bir bulgu ortaya konmadı. ABD ordusunun desteği 2014’te kesilen HAARP, 2015’te Alaska Üniversitesi’ne devredildi. Bugün tesis, araştırmacıların belirli koşullarda kullanabildiği bir bilimsel araştırma altyapısı niteliğinde.
Sonuç olarak inceleme, HAARP’ın deprem üretme ya da Türkiye’deki fay hatlarını uzaktan tetikleme kapasitesine sahip olduğu iddiasının bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyuyor. Deprem riski açısından asıl belirleyici unsur, komplo teorileri değil; aktif fay hatları, yapı güvenliği, afet hazırlığı ve bilimsel veriye dayalı kamu politikaları.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Emine Erdoğan’ın elini öpmeye çalıştı
NATO aile fotoğrafında gündem 'ayakkabı' oldu
Savunma yapması beklenen İmamoğlu salondan çıkarıldı!
NATO’da liderler zirvesinin akıbeti belirsiz
Erdoğan-Trump görüşmesine 'alışılmışın dışında' yorumu
Dünya Kupası'nda çeyrek final heyecanı başlıyor
Fatih Altaylı Trump'ın neden o otelde kaldığını açıkladı
İran'da sabah saatlerinde patlama sesleri
AKP’den önce aynı okulda okuma mı vardı?!
Nurullah Efe Ankut Maltepe Cezaevi'ne gönderildi