ABD’de 3 Kasım ara seçimlerinin ardından Kongre’deki güç dengesi Demokratlar lehine döndü. Associated Press’in Türkiye saatiyle 08.15 itibarıyla aktardığı sonuçlara göre Demokratlar, kendileriyle birlikte hareket eden iki bağımsız senatörle birlikte 100 üyeli Senato’da 52 sandalyeye ulaştı. Cumhuriyetçilerin sandalye sayısı ise 40’ta kaldı.
Temsilciler Meclisi’nde de Demokratların üstünlüğü dikkat çekiyor. AP’nin saat 09.11 itibarıyla yayımladığı verilere göre Demokratlar 210, Cumhuriyetçiler 126 sandalye kazandı. 435 üyeli Meclis’te çoğunluk için 218 sandalye gerekiyor; 99 seçim bölgesinde sonuçlar henüz kesinleşmedi.
Bu tablo, Donald Trump yönetiminin ikinci döneminin kalan bölümünde Kongre ile ilişkilerinin daha sert geçebileceğine işaret ediyor. Senato çoğunluğunun Demokratlara geçmesi, yalnızca sandalye dağılımı bakımından değil; atamalar, bütçe görüşmeleri, dış politika denetimi ve yasama gündemi açısından da kritik sonuçlar doğurabilir.
YASAMA VE BÜTÇEDE DARALAN ALAN
ABD’de federal yasaların yürürlüğe girmesi için hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato’nun onayı gerekiyor. Demokratların iki kanatta da üstünlük sağlaması halinde Trump’ın vergi, sağlık, göç ve ekonomi başlıklarında Kongre’den yeni düzenleme geçirmesi zorlaşacak. Demokratlar yasa tekliflerini gündeme almayabilir, değişiklik isteyebilir ya da bütçe pazarlıklarında siyasi taviz talep edebilir.
Federal bütçe de yeni dönemin en önemli gerilim alanlarından biri olacak. Savunma harcamaları, sınır güvenliği, dış yardımlar ve federal kurumların ödenekleri Kongre’nin onayına bağlı. Uzlaşma sağlanamaması halinde ABD’de daha önce yaşandığı gibi federal hükümetin bazı faaliyetlerinin geçici olarak durması gündeme gelebilir.
Senato’daki yeni çoğunluk, Trump’ın bakan, büyükelçi, üst düzey federal yetkili ve yargıç adayları için de belirleyici olacak. Demokratlar adayları reddedebilir, onay süreçlerini uzatabilir veya Beyaz Saray’dan farklı isimler üzerinde uzlaşma isteyebilir. Özellikle federal yargı atamaları, görev sürelerinin uzunluğu nedeniyle Trump döneminin ötesine uzanan etkiler yaratabilir.
Dış politikada ise İran’a yönelik askeri operasyonlar, Ukrayna’ya yardımlar, İsrail’e silah sevkiyatları, Rusya yaptırımları ve Çin’le ticaret başlıkları daha yoğun Kongre denetimine girebilir. Demokratlar savaş yetkileri, askeri harcamalar ve silah transferleri konusunda yönetimden daha ayrıntılı bilgi talep edebilir; yeni kaynak tahsislerini sınırlandırmaya çalışabilir.
Buna karşın Kongre’de çoğunluğun değişmesi, mevcut dış politika kararlarının veya askeri yardım anlaşmalarının kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Başkanın veto yetkisi, yürütme alanındaki anayasal yetkileri ve bazı başlıklarda mevcut yasalarla tanınmış geniş hareket alanı devam ediyor.
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kesinleştirmesi halinde Beyaz Saray’a yönelik soruşturmaların artması da beklenebilir. Kongre komisyonları federal harcamaları, kamu ihalelerini, dış politika kararlarını, atamaları ve olası çıkar çatışmalarını inceleyebilir; bakanlar ve üst düzey yetkililer ifade vermeye çağrılabilir.
Trump hakkında yeni bir azil süreci ihtimali de teorik olarak gündeme gelebilir. Ancak ABD Anayasası’na göre başkanın görevden alınması için Senato’da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin mahkûmiyet yönünde oy kullanması gerekiyor. Bu nedenle Demokrat çoğunluk tek başına görevden alma için yeterli değil; Cumhuriyetçi senatörlerin desteği de gerekir.
Sonuç olarak Kongre’deki yeni denge, Trump’ın başkanlık yetkilerini ortadan kaldırmıyor ancak Beyaz Saray’ın Kongre ile uzlaşmadan yasa çıkarmasını, bütçe önceliklerini kabul ettirmesini ve atamalarını hızla tamamlamasını zorlaştırıyor. Bu durum, Washington’da daha fazla kurumsal çekişme ve daha sınırlı yasama alanı anlamına gelebilir.
Haber Kaynağı : 12punto