Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izin ücretine ilişkin işçilik alacaklarında zamanaşımı süresine dair dikkat çeken bir karara imza attı. Daire, iş sözleşmesi sona erdikten sonra ücrete dönüşen yıllık izin hakkı için 10 yıllık değil, 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağına karar verdi.
Karara konu dosyada, bir inşaat şirketinin yurt dışındaki şantiyelerinde 11 yıl çalışan D.K.’nin yakınları, işçinin ölümünün ardından işverene karşı dava açtı. Davada kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra kullanılmayan yıllık izin ücretleri ile diğer işçilik alacaklarının tahsili talep edildi. İşveren tarafı ise işçinin alacağı bulunmadığını savunarak zamanaşımı itirazında bulundu.
Dosyaya bakan İş Mahkemesi, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve deliller kapsamında işçinin 110 günlük yıllık izin hakkı bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, işverenin bu izinlerin kullandırıldığını ya da karşılığının ödendiğini kanıtlayamadığını belirterek yıllık izin ücreti talebini kabul etti. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkeme kararını yerinde buldu.
SÜRE FESİH TARİHİNDEN BAŞLIYOR
Dosyayı temyiz incelemesine alan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise farklı bir değerlendirme yaptı. Daire, iş sözleşmesinin 4 Aralık 2013’te sona erdiğini, davanın ise 24 Ekim 2019’da açıldığını belirledi. Bu tarihler arasında 5 yıldan fazla süre geçtiğini dikkate alan Yargıtay, işverenin zamanaşımı itirazının da süresinde yapıldığını vurguladı.
Oy birliğiyle verilen bozma kararında, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yıllık izin ücreti alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtildi. Yargıtay’a göre bu süre, işçinin fiilen izin hakkını kazandığı tarihten değil, iş sözleşmesinin sona ermesiyle yıllık izin hakkının paraya dönüşmesinden itibaren işlemeye başlıyor.
Karar, işten ayrılan çalışanlar açısından yıllık izin ücretinin talep edilebileceği süreyi netleştirmesi bakımından önem taşıyor. Buna göre kullanılmayan yıllık izin ücretini talep etmek isteyen çalışanların, fesih tarihinden itibaren 5 yıl içinde hukuki yollara başvurması gerekiyor.
Zamanaşımının davalarda kendiliğinden değil, tarafların usulüne uygun itirazı üzerine dikkate alındığı da kararda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu nedenle hem işçi hem de işveren tarafı bakımından fesih tarihi, dava tarihi ve zamanaşımını durduran ya da kesen olası hukuki işlemler belirleyici hale geliyor.
Haber Kaynağı : 12punto