Düğün günü 'evlilikten korkuyorum' diyerek gelmeyen damat için Yargıtay’dan tazminat kararı

Yargıtay, düğün günü son anda nişanı bozan erkeğin tutumunu kadının kişilik haklarına saldırı sayarak manevi tazminat yolunu açtı.

12punto

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğün günü “Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” diyerek törene gitmeyen damat adayıyla ilgili dikkat çeken bir karara imza attı. Daire, olayın sıradan bir nişan bozma kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmederek kadın lehine manevi tazminat değerlendirmesi yapılması gerektiğine karar verdi.

İstanbul’da evlilik hazırlığı yapan çiftin düğünü 26 Temmuz 2020’de yapılacaktı. Ancak düğünden bir gün önce düzenlenen kına gecesinde, geleneksel olarak erkeğin eline altın konulması meselesi nedeniyle taraflar arasında tartışma çıktı.

Ertesi gün düğün hazırlıkları devam ederken damat adayı, gelin tarafını telefonla arayarak düğüne gelmeyeceğini bildirdi. Erkek tarafının nişanı bu şekilde bozmasının ardından taraflar karşılıklı dava açtı.

Erkek tarafı hediyelerin iadesi ve tazminat talep ederken, kadın tarafı yaşadığı mağduriyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istedi. Bakırköy 13. Aile Mahkemesi, ziynet eşyalarının bir kısmının iadesine karar verdi; tarafların manevi tazminat taleplerini ise reddetti.

Dosyanın istinaf sürecinin ardından temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin temyiz itirazlarını reddetti ve kadın lehine değerlendirmede bulundu.

Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesine işaret edilerek nişanın bozulmasının taraflarda üzüntü yaratmasının doğal olduğu belirtildi. Ancak somut olayda, düğün günü kadın ve ailesi hazırlıklarını sürdürürken erkeğin son anda telefonla vazgeçtiğini bildirmesinin farklı bir hukuki sonuç doğurduğu vurgulandı.

Yargıtay, bu tutumun kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığına ve manevi tazminatı gerektirdiğine hükmetti. Dosya, kadın yararına hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminat belirlenmesi için yerel mahkemeye gönderildi.