Muhittin Böcek’in tutukluluğunun devamına karar verildi
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında yargılanan Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de aralarında yer aldığı sanıkların ikinci duruşmasında, tutuklu sanıklardan Fazlı Ateş'in tahliyesine karar verilirken, Böcek’in cezaevinde kalmasına hükmedildi.
12punto
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde yürütülen yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma çerçevesinde görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yargılandığı davanın ikinci celsesi sona erdi. Davada üçü tutuklu olmak üzere toplam 41 sanığın yargılandığı süreçte, mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Tutuklu yargılanan Fazlı Ateş serbest bırakılırken, Muhittin Böcek ile birlikte Gökhan Böcek’in tutukluluklarının sürmesine karar verildi.
Sanıklardan bir kısmı için uygulanan adli kontrol hükümleri ise aynı şekilde devam edecek. Davada suçtan zarar gördüğü belirtilen çok sayıda kişinin ve bir sanığın dâhil olduğu bir grup hakkında ise rüşvet suçu şüphesinin belirlenebilmesi amacıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapılmasına karar verildi. Bir sonraki duruşma, 7 Temmuz tarihine ertelendi.
Duruşma esnasında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, mahkemede yaptığı savunmada suçsuz olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik olarak müşteki, şüpheli, sanık ve tanık tüm ifadeleri dikkatlice dinledim. Önceki ifadeleri de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki, doğrudan benim tarafıma kendilerine dönük bir tehdit, zorlama, gibi bir beyanda bulunmamışlar.
Hatta bu düşüncelerin çoğunluğu ne iddia ettikleri anda ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yapmadıklarını açıkça ortaya koymuştur. Müştekiler, ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanma korkusuyla olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır.
Gerek bu tutumları gerek kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri cevaplarla kendi kendileriyle belirsiz bir hale düştüler. Özetle iddianamede şahsıma yönlendirilen suçların oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim"
Ayrıca savunmasının devamında, kendisine yönelik yapılan ithamların siyasi nedenlere dayandığını dile getiren Böcek, kamuoyunda hakkında çıkan iddiaların üzücü olduğunu, mallarının babası Mustafa Böcek adına kayıtlı olduğunu ve bugüne kadar mal beyanını eksiksiz yerine getirdiğini kaydetti. Mahkeme sürecinde adliye ve devlet kurumlarına güvendiğini vurgulayan Böcek, şunları ekledi:
"18 Nisan 1999’dan bu güne kadar eksiksiz mal beyanı verdim. Tüm mal varlığım babam Mustafa Böcek adına, 107 dönüm kalan yerlerdir. Mal beyanımda yazılanlar beni üzmüştür. Antalyalılar benim hayırsever olduğumu bilir. Kaynağı belirsiz, fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastına uğruyorum. Davamız siyasidir.
Günlerdir Antalya kamuoyunda gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi olmasına rağmen o gün sonrası benim avukatlarımda olmayan bilgi, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşorun yapmış olduğu karalama, her türlü alçaklığı yaptılar.
Onlarla ilgili davam da devam edecek. Hatta ben devletime, milletime, adliyemize güvendiğim için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini vermiştim. Bunu zaten Sayın Bakanımıza da yazacağım, 86 milyonun bakanı olacağımızı söyledi Akın Gürlek. Ondan da rica edeceğim. İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var ve özel hayatı var. Bunlarla ilgili de çok üzgünüm.
Kızgınım ve kırgınım aynı zamanda. Bu nasıl oluyor? Sayın Bakanımıza da söyleyeceğim. Ondan da rica edeceğim. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var. Özel hayatı var"
Duruşmanın sonunda, Böcek tutukluluk halinin kaldırılmasını talep ederek sağlık durumunu şöyle özetledi:
"Alınan heyet raporunda kronik olarak kabul edilen hastalıklarım yazıldı ancak sonuç kısmı beni çok üzdü. Türkiye'de en ağır kovidini geçirdim. 32 yıldır işimi yapıyorum. Daha bir kere rapor almadım. Bizi herkes bilir, Allah büyük.
Ben iyiysem neden cezaevine girdiğimde kullandığım ilaç sayısı 12'yken bugün 22’ye çıktı. 16 ilaç kronik hastalığıma bağlıdır. Diğer vahim hastalığım ise uyku apnesidir. Uyku apnesi için kullanmam gereken ekipmanlar cezaevinin havasız koşuluna uygun değildir.
Gelinen aşama itibarıyla 10 aydır tutuklu oluşum, sanık, müşteki, tanık ifadeleri tamamlanmış, bu suretle delil karatma gibi bir olasılıktan söz edilemez. Tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım. Adalet mülkün temelidir, Sayın Mahkeme Başkanı ve heyet bunu gösterdi"