Rönesans Rezidans davasında 'olası kast' talebi yeniden reddedildi

Hatay’da 270 kişinin hayatını kaybettiği Rönesans Rezidans davasında mahkeme, 'olası kast' talebini reddetti; 3 sanığın tutukluluğu sürdü.

12punto

Hatay’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 270 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans’a ilişkin davanın 11’inci duruşması Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, yakınlarını kaybeden aileler ile müşteki avukatlarının sanıklar yönünden “olası kast” değerlendirmesi yapılması talebini bir kez daha kabul etmedi.

Heyet, sanıklardan “olası kast”tan ek savunma alınmasına yönelik talebi, “dosyanın esasına etki edebilecek yeni bir delilin mevcut olmaması” gerekçesiyle reddetti. Mahkeme ayrıca 3 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi; yeni bilirkişi raporu alınıp alınmayacağının celse arasında değerlendirileceğini belirterek duruşmayı 26 Ekim’e erteledi.

Duruşmaya depremde yakınlarını kaybeden aileler, taraf avukatları, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Hatay Barosu Başkanı Hatay Tut da katıldı. “Cennetten bir köşe” sloganıyla pazarlanan rezidansın yıkılmasında hayatını kaybedenler arasında futbolcu Christian Atsu, Hatayspor Sportif Direktörü Taner Savut ve hentbolcu Cemal Kütahya da bulunuyordu.

Mahkeme Başkanı, dosyaya giren 6’ncı bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştığını belirterek tarafların beyanlarını aldı. Yakınlarını kaybeden müştekiler, sanıkların olası kast kapsamında cezalandırılması gerektiğini vurguladı.

Depremde evladını kaybeden bir müşteki, “Sadece bu dünyada değil, öteki dünyada da şikayetçiyim. Bir evlat kaybettim, diğer evladım için buradayım. Ev alıyoruz, evde ölüyoruz. Tatile gidiyoruz, yangında ölüyoruz. Çocuklarımızı okula gönderiyoruz, okulda ölüyorlar. Ben bu ülkede ölmek istemiyorum” dedi.

Aynı müşteki, Marmara Depremi sonrasında yargılanan müteahhit Veli Göçer’in tahliyesinin ardından yeniden inşaat işi yaptığını hatırlatarak Rönesans Rezidans dosyasında verilecek kararın emsal niteliği taşıyacağını söyledi.

Enkazda üç çocuğunu kaybeden bir başka müşteki ise mahkemede çocuklarının fotoğraflarıyla beyanda bulundu. Müşteki, “Birilerinin para hırsı uğruna biz bunları yaşadık. Sadece üç çocuğumu değil, beni de öldürdüler” ifadelerini kullandı.

Enkazdan kurtulan, ablasının ve yeğeninin naaşına ulaşamadığını belirten Cemile İncili de yaklaşık 3 yıl 7 aydır mücadele ettiklerini dile getirdi. İncili, “Benim hayata tutunma sebebim bu insanların ceza alması. Mücadele etmekten, cenazeleri aramaktan çok yoruldum” diye konuştu.

AVUKATLAR USULSÜZLÜK İDDİALARINI GÜNDEME GETİRDİ

Müşteki avukatları, binanın yapım sürecinde zincirleme usulsüzlükler bulunduğunu savunarak yıkımın “hata” değil “bilinçli tercih” olduğunu belirtti. Avukat Seher Eriş, zemin etüdünden statik hesaplara kadar birçok aşamada hukuka aykırılık olduğunu ileri sürdü; deprem esnekliğini sağlayan güvenlik katsayısının yönetmeliklere aykırı biçimde 7 yerine 6 uygulandığını söyledi.

Avukatlar, hatalı zemin raporu hazırladığı belirtilen Ebru Deniz ile hakkında takipsizlik kararı verilen yüklenici firma sorumlusu Dudu Coşkun’un da yargılanmasını talep etti. Avukat Cansu Albayrak ise baş sanık Mehmet Yaşar Coşkun’un dönemin Mimarlar Odası Başkanı olduğuna dikkat çekerek, sanıkların yönetmelikleri bilmemesinin mümkün olmadığını ifade etti.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da duruşmanın görüldüğü salonun fiziki koşullarını eleştirdi. Kaboğlu, bu ölçekteki bir davanın havasız bir bodrum katta görülmesinin adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını söyledi.