Alp Lüleci yazdı... Bu tatil son tatil olmasın: Yangın kader değil ihmalin alev almış halidir
Emekli Deniz Kıdemli Albay - SAS Komutanı Alp Lüleci, 78 yurttaşın feci şekilde yaşamını yitirdiği Kartalkaya faciasının yıl dönümünde kaleme aldığı yazısında "Bu ülkede ve bu dünyada yangınlar kader değildir. Yangınlar, ihmalin alev almış hâlidir. Denetlenmeyen işletmelerin, göz yumulan eksiklerin, “bir şey olmaz” kültürünün sonucudur" ifadelerini kullandı.
12punto
Testi Kırılmadan…
Okul tatili başladı. Çocuklar yine kar hayali kuruyor, aileler “birkaç gün kafa dağıtalım” diyerek bavullarını hazırlıyor, otel rezervasyonları yapıldı, eğlenmek için insanlar eğlence mekanlarını araştırıyor.
İsviçre’nin Crans-Montana kayak merkezinde, 1 Ocak 2026 gecesi, bir bar. Yılbaşı, kalabalık, müzik, alkol. Dakikalar içinde cehenneme dönen bir eğlence mekânı. 40 insan öldü, yüzlercesi yaralandı. Kaçış yolları yetersizdi, içeridekiler nereye gideceğini bilemedi. Modern, zengin, “her şeyin kuralına uygun olduğu” varsayılan bir ülkede bile sonuç değişmedi.
Bir yıl önce, 21 Ocak 2025’te, Kartalkaya. Yine kayak sezonu. Yine okul tatili. Yine tam dolu bir otel. Sabahın erken saatlerinde başlayan yangın, 78 canı aldı. Oradaki sayılar sadece istatistik değildi. Aynı aileden anne, baba ve çocuklar birlikte öldü. Küçük bedenler, büyük ihmallerin altında kaldı.
Ve biz hâlâ şaşırıyormuş gibi yapıyoruz.
Her yangından sonra aynı cümleler kuruluyor: “Soruşturma başlatıldı”, “İhmal varsa gereği yapılacak.” Oysa mesele yangın çıktığında değil. Mesele Yangın Çıkmadan Önce Ne Yapılmadığı. Çalışmayan alarm sistemleri, kapalı acil çıkışlar, göstermelik denetimler, kâğıt üzerinde tamamlanmış raporlar… Hepsi biliniyor. Hepsi yıllardır konuşuluyor. Ve her seferinde birileri “sonra bakarız” diyor.
Atalar boşuna söylememiş: Testi kırılmadan… Ama bizde illa kırılıyor. Hem de içindekilerle birlikte.
Bu ülkede ve bu dünyada yangınlar kader değildir. Yangınlar, ihmalin alev almış hâlidir. Denetlenmeyen işletmelerin, göz yumulan eksiklerin, “bir şey olmaz” kültürünün sonucudur. Okul tatilinde doluluk artarken denetimlerin gevşetildiği, sezon bitsin diye görmezden gelinen risklerin bedelini çocuklar ödüyor. Evet, çocuklar. Bunu yuvarlak ifadelerle geçiştiremeyiz. Ölenlerin arasında çocuklar vardı. Bu gerçeği süsleyerek anlatmanın kimseye faydası yok. Bu kez testi kırılmadan önlemleri alalım demek için yazıyorum bu yazıyı… Ama yine de maalesef, hala o ihtimal oralarda bir yerlerde sinsice bizi bekliyor.
Peki bir bar ya da otel yangınında o an ne yapılmalı?
• Öncelikle bir mekana girilince önce tüm çıkışların nerede olduğu gözden geçirilmeli,
• Panik yaratmadan ama gecikmeden alarm verilmeli,
• Acil çıkışlar açık ve görünür olmalı, kilitli kapı olmamalı,
• Asansör değil, merdivenler kullanılmalı, hiçbir şahsi eşyanın peşine düşülmemeli,
• Duman varsa çömelerek ve ağzı kapatarak ilerlenmeli, bunun için çantada hiç olmazsa ıslak mendil bulundurulmalı,
• Personel “seyirci” değil, yönlendirici olmalı,
• Toplanma alanları önceden belirlenmiş olmalı ve bu alanlar ziyaretçiler tarafından bilinmeli,
• İtfaiyeye haber vermek “birinin aklına gelirse” değil, otomatik bir refleks olmalı
Ama asıl mesele bu maddeler değil. Asıl mesele, bu maddelere hiç ihtiyaç kalmayacak sistemlerin kurulması. Gerçek denetim. Gerçek sorumluluk. Gerçek yaptırım.
Her yangından sonra birkaç gün üzülüp, sonra unutuyoruz. Ta ki bir sonraki testiye kadar. Oysa bir gün testiler kalmayacak. İçindekiler de.
Ve o gün geldiğinde, artık atasözleri de yetmeyecek.
Emekli Deniz Kıdemli Albay - SAS Komutanı Alp Lüleci