İran ve Suriye’deki kriz Türkiye'yi yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya bırakabilir mi?
Suriye’deki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve İran’daki kitlesel protestolar, Türkiye’yi komşularındaki krizlerin doğrudan etkisiyle yeni bir göç dalgası tehdidiyle karşı karşıya bırakabilir.
12punto
Bir yanda İran alev alev yanarken, diğer yanda Suriye’deki karışıklık Türkiye’nin iki komşusundaki son durumu yeniden kritik bir soruyu gündeme taşıyor: Ülkemiz için yeni bir göç dalgası kapıda mı?
Aslında Beşar Esad’ın düşüşü ve Şara’nın yönetimin başına gelmesi, pek çok kişi açısından Suriye’de “istikrar” ihtimali olarak değerlendirilmişti. Ancak bu beklenti kısa sürede boşa çıktı. Suriye hükümeti ile SDG arasında bir anlaşmaya varılmış olsa da, son dönemde çatışmalar yeniden şiddetlendi. Ülkenin kuzeyi bir kez daha kaosun pençesine düşerken, on binlerce sivil yerinden edildi ve güvenli bölgelere sığınmak zorunda kaldı. Çatışmaların daha da artması halinde, bu tablonun yeni bir göç dalgasını tetiklemesi ihtimali giderek güçleniyor.
İran cephesinde ise bir kez daha kitlesel sokak hareketleri yaşanıyor. Ancak bu kez protestolar yalnızca Tahran’la sınırlı değil. İran Devrimi’nden bu yana rejime karşı ilk kez bu denli geniş kapsamlı bir başkaldırı söz konusu. Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve siyasi baskılar protestoların temel nedenleri arasında yer alıyor. Gençlerin özgürlük taleplerine bu kez çok daha geniş bir toplumsal kesim eşlik ediyor. Resmî olmayan rakamlara göre 500’den fazla protestocu ve 100’den fazla güvenlik personelinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Bir tarafta İran’daki toplumsal patlama, diğer tarafta Suriye’de derinleşen istikrarsızlık… Türkiye açısından mesele yalnızca dış politika başlığıyla sınırlı değil. Sınır güvenliği ve göç yönetimi de bu sürecin en kritik boyutlarını oluşturuyor. Türkiye, bir kez daha komşularındaki krizlerin doğrudan sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalabilir.