Nasırlaşmış ellerin dijital sınavı: 1 Mayıs ve emeğin yeni çehresi
Bilgi Teknolojileri Uzmanı Aydın Akgün yazdı... Nasırlaşmış ellerin dijital sınavı: 1 Mayıs ve emeğin yeni çehresi
12punto
Bilgi Teknolojileri Uzmanı Aydın Akgün
Her şey, 1886 yılının Mayıs ayında Chicago’daki işçilerin bir feryadıyla başladı: "Günde sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat kendimizi geliştirme!" ve sonra 14-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal' de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına karar verildi. O günden bu yana 1 Mayıs, sadece meydanlarda atılan sloganların değil, insanın kendi emeğiyle kurduğu onurlu ilişkinin simgesi oldu. Ancak bugün, o buharlı makinelerin gürültüsüyle başlayan Sanayi Devrimi’nden çok daha sessiz ama çok daha derin bir devrimin eşiğindeyiz.
Alın Terinden Veri Setlerine
Tarihsel süreçte işçi olmak; demiri dövmek, tarlayı sürmek, madenin karanlığında ışık aramaktı. Karl Marx, "Yabancılaşma" kavramıyla işçinin ürettiği ürüne nasıl yabancılaştığını anlatırken, bugün yeni bir yabancılaşma türüyle karşı karşıyayız. Hannah Arendt’in "İnsanlık Durumu" kitabında bahsettiği o "çalışan hayvan" (animal laborans) imgesi, bugün yerini verileriyle yapay zekayı besleyen "dijital işçilere" bırakıyor.
Makinenin Çıraklığından Efendiliğine: Gerçek Zamanlı Bir Dönüşüm
Teknolojinin içinde biri olarak yakın geçmişe ve bugünün baktığımda, mesleki değişimler çok hızlı dönüşüme geçiyor. Okuduğum bir yazıda Uber, yapay zeka tabanlı otonom teknolojiler geliştiren firma ile ortaklık kurarak 2026 baharında İngiltere'de sürücüsüz araç denemelerine başlayacağını bildiriyor. Yapay zekanın geldiği noktaya baktığımda sadece bir "ofis yardımcısı" değil; inşaat sahalarında kusursuz bir geometriyle duvar ören, sıva yapan otonom robotları, finans yönetimini insandan daha soğukkanlı yürüten algoritmaları, sesimizi taklit ederek telefon aramalarımızı yöneten asistanlar, sinema ve reklam sektörü ve takipçileri olan sanal müzik grupları olduğun görüyoruz .
Buradaki asıl mesele, sadece bir iş kolunun makineleşmesi değil; emeğini o iş üzerine kurmuş milyonlarca insanın "Ben şimdi ne yapacağım?" sorusunun boşlukta asılı kalmasıdır. Bu, sadece teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda toplumsal bir sarsıntıdır. Emeği robotlar tarafından devralınan bir usta, sadece maaşını değil, dünyadaki anlamını ve aidiyetini de kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu derin boşluk, sosyolojik ve etik olarak üzerine en çok kafa yormamız gereken "modern çağın sancısıdır."
İşçi Olmak: Bir Sabır ve Gayret Hikayesi
Coğrafyamızda işçi olmak, her zaman biraz daha "yükü omuzlamak" demektir. Fabrika bacalarının dumanında, inşaat iskelelerinin rüzgarında büyüyen bir ülkenin çocuklarıyız. Bizim için emek; sadece bir maaş karşılığı değil, "Helal rızık" dediğimiz o kadim vicdan terazisidir. Nitekim Yüce İslam dinimizin büyük Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), işçi hakkı konusunda son derece hassas davranmış ve emeğin kutsallığını şu eşsiz sözüyle mühürlemiştir: "İşçinin ücretini, alın teri kurumadan veriniz." Bu düstur, emeğin dijitalleştiği bir çağda bile adaletin değişmez pusulasıdır. Dünün dünyasında teknolojiyi bir "kalkınma ve hız" mucizesi olarak kutsayan hayallerin yerini, bugün teknolojinin soğuk dişlileri arasında "insan kalmaya çalışan" yorgun bir toplum aldı. Artık makinelerle yarışan bir hız değil, o makinelerin arasında kaybolan insan ruhunu arıyoruz.
Geleceğin Sorusu: 1 Mayıs’ı Yapay Zeka mı Kutlayacak?
Yapay zekanın bazı işleri insanın elinden alması, beraberinde şu ironik soruyu getiriyor: Yarın bir gün fabrikaları tamamen otonom sistemler yönettiğinde, 1 Mayıs’ı "elektrik tüketimiyle" yazılımlar mı kutlayacak?
Elbette hayır. Çünkü John Steinbeck’in "Gazap Üzümleri"nde dediği gibi: "İnsanın ruhu hiçbir zaman bir makine tarafından ikame edilemez; çünkü makine bir hedef için çalışır, insan ise bir anlam için." Yapay zeka işi yapabilir, ancak o işin içindeki "amacın kutsallığını" hissedemez. Bir algoritma, yorgun bir işçinin akşam evine dönerken hissettiği o huzurlu yorgunluğu koda dökemez.
Emeğin Onuru Dijitalleşemez
Gelecekte bazı meslekler biz ve yapay zeka ortaklığında yapıalcak , bazıları ise tamamen dönüşecek. Belki robotlar daha hızlı üretecek, yapay zeka daha karmaşık planlar yapacak. Ancak asıl mesele, teknolojinin işimizi elimizden alması değil, bizim kendi "insani değerimizi" teknolojinin hızı karşısında kaybetmemizdir.
1 Mayıs; sadece geçmişin fabrikalarındaki işçilerin değil, yarının dijital dünyasında kendi zihnini ve vicdanını korumaya çalışan "yeni nesil emekçilerin" de bayramıdır. Nasırlaşmış ellerden, klavye başındaki yorgun zihinlere kadar; emeğiyle dünyayı değiştiren tüm emekçilerimiz gününü kutluyorum.
Unutmayalım ki; dünya, makinelerin dişlileri arasında değil, insanın emeği ve vicdanı üzerinde döner.