Zeynel Korkmaz: 'Asıl önemli olan muhalif kitlenin bilinçlenmesi'

12punto yazarı Osman Çutsay’ın sorularını yanıtlayan yazar ve yayıncı Zeynel Korkmaz, “Muhalefet'in Durumu ve Muhalif Kitlenin Demokratik Bilinci” başlıklı toplantılar dizisinin amacının, “muhalif siyasetteki hegemonyal yapıyı eleştirmek ve toplumsal direniş iradesini yeniden inşa etmek” olduğunu savundu.

12punto

İlki 11 Nisan’da düzenlenen “'Muhalefetet'in Durumu ve 'Muhalif Kitle'nin Demokratik Bilinci” başlıklı panelin ikincisi 9 Mayıs cumartesi günü Ankara İ.T.Ü. Evi’nde 14.00-16.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Ahmet Saltık, Doç. Dr. Fatih Yaşlı, Em. Tuğg. Dr. Haldun Solmaztürk'ün katılacağı toplantıyı avukat Aybars Akdoğan yönlendirecek. Etkinlikte iki avukat Doğan Erkan ve Melek Neslihan Özfidan da birer konuşma yapacaklar.

Bu toplantılar dizisinin destekçilerinden yazar-çevirmen ve yayıncı Zeynel Korkmaz, sorularımızı yanıtladı.

- Siz 10 yılı aşkın bir süredir düzenli olarak yayımladığınız Almanya merkezli “PoliTeknik” (politeknik.de) dergisinin yayın yönetmenisiniz ve “halkın demokratik bilinçlenmesi için girişim” olarak görülen bu etkinliği başından beri desteklediğinizi biliyoruz. Ne oluyor sizce? Neden böyle bir girişime gerek duyuldu?

ZEYNEL KORKMAZ - Bu girişimi gerekli kılan ana fikir, 25 yıldır yönetim tarafından yaşatılan tüm hukuksuzlukları “de facto” ve “de jure” kabul eden “muhalif siyaset” içerisindeki hegemonyal bir kliğin, halkın demokratik bilincini olağanüstü boyutlarda erozyona uğrattığı düşüncesidir. 25 yıllık yasa tanımazlıkları “muhalif siyaset”teki bu klik eliyle halka kabul ettirmenin sonucu olarak, “seçimlerden” başka diğer tüm mücadele biçimlerinin kriminalize edildiğini görüyoruz. “Muhalif siyaset” içerisinde türeyen bu hegemonyal klik, halkın örgütlenme becerisini ve direniş iradesini planlı olarak tahrip etmiş bulunuyor. Dolayısıyla bu girişimin görevi, her şeyden önce bu direniş iradesini yeniden inşa etmek üzere, hiç sakınmadan, “muhalif siyaseti” tüm yönleriyle eleştiriye tabi tutmaktır.

- Bu eleştirinin AKP iktidarına karşı muhalefeti zayıflatacağına, yani iktidarın ekmeğine yağ süreceğine inananlar çoğunlukta ama...

ZEYNEL KORKMAZ – Öyle inananlar var. Doğru. Ancak bu eleştirinin, halkın demokratik beklentileri dışındaki çıkarlara hizmet edenleri kapsamayacağı çok açık.

- Neden?

ZEYNEL KORKMAZ – Çünkü onların geçmişten günümüze “hata” yaptıkları kesinlikle söylenemez, aksine, yönetimin yasa tanımazlıklarını doğrudan, “de facto” ve “de jure” kabul ederek, “suç” kapsamına giren icraatlarda bulunmuşlardır. Eleştirilerin hedef kitlesi, bu “muhalif siyaset” içerisinde örgütlü, yasa tanımazlarla uyumlu çalışan kliğin hegemonyasından çözülmesi, bir diğer ifade ile kazanılması gereken bir kitledir. Ancak ve ancak, bu “bizden” gibi görünen halk karşıtı siyasi odağın bertaraf edilmesiyle gerçek bir mücadele başlayabilir. Halkın bilinçlenmesi için yürütülecek kampanya, her daim yasa tanımazlığın ana kaynağı olan yönetimin kendisiyle hesaplaşmaktan geri durmaz. Eleştiri faaliyeti de bu düzlemi kesintisiz ihtiva eder.

- Bu arada tutuklu eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun eşi Tuba Torun bir açıklama yaptı. Sosyal medyada da yayımlanan bu çıkışında şu ifadeleri kullandı: “Bir tane suçtan yargılanan, cezasını çoktan çekmiş olan, ayrıca da infaz affından faydalandığı için devletin, bugüne kadar yattığı bütün bir yılı devletten alacaklı olan Aykut Erdoğdu'nun tahliyesinin istenmemesi hukuksuzluğun dibinin dibidir! (...) Aykut Erdoğdu salınmazsa, buradan ilan ediyorum, bu savaş ilanıdır! Savaş ilanıdır!” Buradan bir çıkış sağlamak mümkün mü?

ZEYNEL KORKMAZ – Bu, “hukuksuzluğun dibinin dibidir” ifadesi, mutlaka yakından ele alınması gereken önemli bir çıkışa karşılık geliyor. Çünkü bu, hukuksuzluğun sonsuzluğa uzanmasını kabul etmektir. Dibinin dibi olan şeyin de dibinin dibi olacağından, bu açıkça bir dipsizlik ifade eder. Bu sözlerin bir benzeri de şudur: “Hukuk derin yara alır”, bir diğer ifadeyle, hukuk nihai olarak son bulmaz, sadece sonsuz yara alarak yoluna devam eder.

Bu önkabul, yani hukukun bir sistemde hiç son bulamayacağı inancı, özünde o sistemde “hukuksuzluğa sonsuz kredi” açmaktan başka bir şey değildir. Sonuçta atomize edilmiş hukuk da “hukuk” olarak fiziki bir varlığa sahiptir. Bu antagonizma çok açık bir şekilde karşımızda durmaktadır.

- Peki sizce bu esnekliğin nedeni nedir?

ZEYNEL KORKMAZ - Çünkü “Savaş ilanıdır!” dense de, aslında “Hayat devam ediyor!” diyen bir kesim vardır, mutlu bir yarın vardır, tutukluluk bitecektir ve sıcak evlere, eski varlıklı ilişkilere dönüleceği bilinmektedir. Dolayısıyla “hukuk sistemi bitmiştir”, “dibinin dibi” gibi sözler, bunları sarfeden bir kimsenin siyasi konumlanışını tam yansıtmaz, aksine bir yanılsama üretir. Hukukun bittiği aslında asla nihai karar olarak beyan edilmez, aksi takdirde bir üst mücadele aşamasına geçilmek zorunda kalınır. “Hukuksuzluğa sonsuz kredi” açılarak, sistem ile uzlaşmalı bir karşıtlık devam eder. Bu karşıtlık ise “zincirlerinden başka...” denmeyecek türden bir karşıtlıktır.

Kısacası, hukuksuzluğa bu kadar “isyan” edilmesine rağmen, hukuksuzluk özünde kabul edilmiş olur, özgür insanın serbest bırakılmaması “savaş ilanı” sayılır, özgürlüğünün bir dakika dahi elinden alınması, tüm öfkelere rağmen, kalıcı bir isyana sebebiyet vermez, hem de bir yıl boyunca, “isyan bunun neresinde” dedirtecek kıvamda. Sahnedeki durum bizce budur.

SORULAR: OSMAN ÇUTSAY