Araştırma: Yapay zeka botlarıyla sık etkileşim insanların iletişim tarzını makineleştirebilir

Yeni bir araştırma, yapay zeka botlarıyla yoğun temasın insanların ifade biçimini ve davranış kalıplarını değiştirebileceğini ortaya koydu.

12punto

Yapay zeka destekli müşteri hizmetleri botları ve gündelik dijital asistanlarla kurulan yoğun etkileşim, yalnızca teknolojinin insanlara yaklaşma biçimini değil, insanların da iletişim tarzını etkiliyor olabilir. Uluslararası bir araştırma ekibinin çalışmasına göre, kullanıcılar zaman içinde algoritmalarla daha uyumlu iletişim kurmak için kendi ifade biçimlerini dönüştürebiliyor.

Araştırmada, yapay zeka sistemleri daha insansı hale geldikçe kullanıcıların da buna karşılık daha kısa, kalıplaşmış, öngörülebilir ve makine benzeri iletişim örüntülerini benimseyebildiği belirtildi. Bu eğilim, çalışmada insanların “kendilerini yapay zeka ile daha uyumlu hale getirmesi” olarak tanımlandı.

İngiltere’deki Birmingham Üniversitesi’nden İnci Toral-Manson, müşteri hizmetleri robotlarının insanlarda bilişsel ve duygusal tepkileri harekete geçirmek için insan taklidi yaptığını, bunun karşılıklı bir etkileşim yarattığını söyledi.

Robotlar insana benzerken, insanlar da robotlara benzemeye başlıyor. Biz bu durumu 'robotik insanlık' olarak tanımlıyoruz

— İnci Toral-Manson
Araştırma, yapay zeka sistemleriyle kurulan etkileşimin insan iletişimi üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiyor.

UZMANLARDAN ETİK KULLANIM UYARISI

İsveç’teki Linnaeus Üniversitesi’nden Selcen Öztürkcan da insanların aynalama refleksi nedeniyle yapay zekanın dil ve davranış kalıplarını içselleştirebildiğine dikkat çekti. Araştırmaya göre algoritmik sistemler, bireylerin özgün benlik algısını daraltma ve onları daha öngörülebilir iletişim biçimlerine yöneltme riski taşıyor.

Çalışmada, yapay zeka araçlarının müşteri hizmetlerinden sağlık ve perakendeye kadar birçok alanda yaygınlaşması nedeniyle şirketlerin bu teknolojileri etik ilkeler çerçevesinde kullanması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, yapay zekanın insan psikolojisi, kimlik algısı ve kendini ifade etme biçimleri üzerindeki uzun vadeli etkilerinin yakından izlenmesi gerektiği uyarısında bulundu.