OpenAI ile Microsoft arasında bulut ve gelir modelinde önemli değişiklik
OpenAI ve Microsoft, mevcut iş birliklerinde yaptıkları güncellemeyle bulut altyapısı ve gelir paylaşımı kurallarını yeniden şekillendirdi. Artık OpenAI, ürünlerini farklı bulut sağlayıcıları üzerinden de sunabilecek.
12punto
Teknoloji dünyasının iki dev ismi Microsoft ve OpenAI, aralarındaki anlaşmayı yenileyerek hem bulut platformu kullanımında hem de finansal haklarda kapsamlı değişikliklere gitti. Yapılan düzenlemeyle birlikte OpenAI, geliştirdiği yapay zeka ürünlerini sadece Microsoft Azure bulutu değil, dilediği başka hizmet sağlayıcıları vasıtasıyla da müşterilerine sunabilecek.
Microsoft, anlaşmanın güncellenmesiyle birlikte OpenAI’ın önceli olarak Azure’u kullanmaya devam edeceğini belirtirken, şirketin başka bulut servis sağlayıcılarına da kapılarını açması dikkat çekti. Microsoft, gerekli olduğu ya da tercih etmediği özellikler söz konusu olduğunda OpenAI'ın Azure dışındaki platformları seçebilmesinin önünü açıyor.
Bir diğer önemli değişiklik, gelir paylaşımında üst sınır uygulamasının getirilmesi olarak öne çıktı. Microsoft'un açıklamasında, OpenAI’ın Microsoft'a yaptığı gelir payı ödemelerinin, şirketin teknolojik gelişmelerinden bağımsız olarak 2030 yılına kadar mevcut oran üzerinden sürdürüleceği, ancak toplamda belirlenmiş bir üst limitin uygulanacağı vurgulandı. Ayrıca, Microsoft'un OpenAI'a gelir payı ödemesi yapmasının kaldırıldığı belirtildi.
2032 yılına kadar Microsoft, OpenAI’ın geliştirdiği modeller ve ürünlerin fikri mülkiyet hakları için lisans kullanmaya devam edecek. Ancak bu lisans, artık münhasır nitelikte olmayacak. Böylece OpenAI'ın teknolojilerini başka iş ortaklarına açabilmesinin de önünde bir engel kalmamış oldu.
Microsoft, OpenAI’daki önemli payı ile şirketin büyüme sürecine doğrudan katkı sunmayı sürdürecek. Şirket yetkilileri, yapılan değişikliklerin hem Microsoft'a hem de OpenAI'a esneklik ve yeni fırsatlar yaratacağını belirtiyor.
Bu revizyon, bulut bilişimde rekabetin artmaya devam ettiği bir dönemde, teknoloji şirketlerinin iş birliklerini daha dinamik ve çok yönlü bir yapıya taşıma çabasının son örneği olarak dikkat çekiyor.