Akdeniz’de mikroplastik alarmı
Alanya Belediyesi’nin duyurduğu bilimsel rapor, kıyılardaki yoğun mikroplastik yükünün Adana-Mersin hattındaki tesisler, atık ithalatı ve yağışlarla taşındığını ortaya koydu.
12punto
Alanya kıyılarında haziran ve temmuz aylarında yoğun biçimde görülen plastik ve mikroplastik atıkların kaynağına ilişkin bilimsel araştırmanın sonuçları açıklandı. Alanya Belediyesi ile Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’nun yürüttüğü çalışma, kirliliğin temel nedeninin yerel kaynaklar değil; plastik atık ithalatı, Adana ve Mersin’deki geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan çevresel yük ve 2026’da yaşanan olağanüstü yağışlar olduğunu ortaya koydu.
“Akdeniz Kıyılarındaki Plastik Kirliliğine İlişkin Bilimsel Araştırma Raporu”, Alanya Belediyesi’nde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyuruldu. Toplantıya belediye yetkililerinin yanı sıra turizm sektörü temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, çevre gönüllüleri, siyasi parti temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Sabancı Üniversitesi araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Alanya kıyılarında yürütülen saha çalışmasının ardından hazırlanan raporda, kirliliğin Akdeniz akıntılarıyla bölgeye taşındığına dikkat çekti.
KİRLİLİĞİN ANA KAYNAĞI YEREL DEĞİL
Rapora göre Dim Çayı, atık su arıtma tesisleri, kruvaziyer gemileri ve gezi tekneleri mevcut yoğun mikroplastik yükünün ana kaynağı olarak değerlendirilmedi. Araştırmada, Dim Çayı önündeki istasyonda bölgenin en düşük mikroplastik yoğunluğunun ölçüldüğü; Alanya Atıksu Arıtma Tesisi çıkışında mikroplastik tespit edilmediği, Konaklı Arıtma Tesisi çıkışında ise yalnızca bir mikroplastik partikülüne rastlandığı belirtildi.
Çalışmada mikroplastiklerin Doğu Akdeniz’deki akıntılarla haftalar süren bir yolculuğun ardından Alanya kıyılarında yoğunlaştığı ifade edildi. Lagrangian modelleme sonuçlarına göre denize ulaşan parçacıkların kıyıya erişme süresi kış aylarında ortalama 51 gün, yaz aylarında ise 33 gün olarak hesaplandı.
Ölçümlerde Konaklı kıyılarındaki İstasyon 1’de kilometrekare başına 7 milyon 901 bin 368 mikroplastik partikülü tespit edildi. Bu noktada plastik geri dönüşüm tesisleri kaynaklı partikül oranı yüzde 89 olarak açıklandı. Dim Çayı önündeki İstasyon 4’te ise kilometrekare başına 1 milyon 15 bin 137 partikül belirlendi; buradaki oran bölgenin en düşük seviyesi olarak kaydedildi.
Raporda, Konaklı kıyılarının deniz akıntıları nedeniyle mikroplastiklerin doğal olarak biriktiği alanlardan biri olduğu vurgulandı. Bu nedenle kirliliğin özellikle belirli sahil hatlarında daha görünür hale geldiği değerlendirildi.
ATIK İTHALATI, YAĞIŞ VE TAŞINIM ETKİSİ
Araştırmada Nisan 2026’da Türkiye’ye aylık 70 bin tonun üzerinde plastik atık ithal edildiği ve bu miktarın son 10 yılın en yüksek seviyesi olduğu belirtildi. Türkiye’ye gelen plastik atıkların yaklaşık yüzde 60’ının Adana ve Mersin’deki plastik geri dönüşüm tesislerine yönlendirildiği aktarıldı.
Rapora göre Türkiye’nin yıllık resmi geri kazanım kapasitesi yaklaşık 1 milyon 125 bin ton düzeyindeyken, yerli ve ithal plastik atık miktarı 4 milyon tonu aşıyor. Kapasite ile atık miktarı arasındaki farkın çevreye plastik sızıntısını artırdığı değerlendirilirken, geri dönüşüm tesislerinde yaşanan yangınların 2017’de yılda 6 iken 2025’te 150’ye çıkması da kontrol kaybının göstergelerinden biri olarak yorumlandı.
2025-2026 su yılında yağışların normalin yüzde 45, 2026 ilkbaharında ise normalin yüzde 86 üzerinde gerçekleştiği bildirildi. Bu yağışların Seyhan ve Ceyhan havzalarında taşkınlara yol açtığı, yüksek debilerin geçmişte çevreye bırakılan mikroplastikleri nehirlere taşıdığı ve bazı tesislerde kaçak deşarjları artırdığı belirtildi.
Adana’daki sulama kanallarında yapılan ölçümlerde tesis deşarjı sonrasında mikroplastik yoğunluğunun 132 kat arttığı, yalnızca üç kanaldan saatte yaklaşık 5,3 milyar mikroplastik partikülünün nehirlere taşındığının hesaplandığı aktarıldı. Raporda ayrıca Çukurova, Anamur ve Gazipaşa çevresindeki tarımsal plastik ve sera örtüsü geri dönüşüm faaliyetlerinin de bölgesel kirliliğe katkı sunduğu ifade edildi.
Prof. Dr. Gündoğdu, Adana ve Mersin bölgesindeki 140’tan fazla geri dönüşüm tesisinin etkin biçimde denetlenmesi gerektiğini belirtti. Kirliliğin önlenmesi için acil durum ilan edilmesi, yasa dışı uygulamaların engellenmesi, tesislerde filtre sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi ve yasal düzenlemelerin gecikmeden uygulanması çağrısı yaptı.
Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik de kirliliğin turizm açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin 2025’te 62 milyar doların üzerinde turizm geliri elde ettiğini, Antalya’nın payının yaklaşık 17 milyar dolar olduğunu hatırlatan Özçelik, kirliliğin sürmesi halinde Akdeniz’deki turizm algısının zarar görebileceğini dile getirdi.
Raporda kirliliğin azaltılması için Gazipaşa ve Anamur’daki sera örtüsü geri dönüşüm tesislerinin daha sıkı denetlenmesi, gezi tekneleri ve plaj işletmelerinde tek kullanımlık plastiklerin kademeli olarak kaldırılması, Damlataş gibi doğal birikim noktalarında erken uyarı ve izleme sistemleri kurulması önerildi.
Toplantı sonunda sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri, Akdeniz’in korunmasına yönelik eylem planlarına destek vermeye hazır olduklarını bildirdi. Alanya Belediyesi de bilimsel veriler ışığında ilgili kurumlarla iş birliğini sürdüreceğini açıkladı.