Munzur Vadisi’nde ateş yasağı tabelada kaldı
Tunceli’deki Munzur Vadisi Milli Parkı’nda ateşli piknik, kamp ve kaçak avcılık iddiaları doğal yaşam ve yangın riski açısından kaygı yaratıyor.
12punto
Türkiye’nin önemli doğal alanlarından Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yaz aylarında artan ziyaretçi yoğunluğu, koruma önlemleri ve denetim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ateşli pikniğin yasak olduğunu gösteren tabelalara rağmen vadinin farklı noktalarında ateş yakıldığı, kamp yapıldığı ve balık avlandığı belirtiliyor.
1971’de milli park ilan edilen Munzur Vadisi, yaklaşık 42 bin hektarlık alanı; akarsuları, ormanları, sarp kayalıkları, endemik bitkileri ve yaban hayatıyla öne çıkıyor. Ancak özellikle yaz döneminde gelişi güzel piknik ve kamp faaliyetleri, hem doğal yaşam üzerindeki baskıyı artırıyor hem de orman yangını riskini büyütüyor.
Tunceli Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Barış Yıldırım, Munzur Vadisi’nin yalnızca yerel ölçekte değil, biyolojik çeşitlilik açısından ülke genelinde de kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım, bölgede yapılan çalışmalarda 2 bin 250’nin üzerinde bitki türünün belirlendiğini, bunların yaklaşık beşte birinin endemik olduğunu söyledi.
KORUMA STATÜSÜNE RAĞMEN İNSAN BASKISI
Yıldırım, vadide yaban kedisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, kurt, kaya kartalı, vaşak ve su samuru gibi koruma açısından önemli türlerin bulunduğunu, Munzur Alası’nın da yalnızca Munzur Nehri’nde habitat bulduğunu ifade etti. Bu nedenle milli park statüsünün kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirtti.
Yıldırım, Anayasa’nın çevrenin, çevre sağlığının ve tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin hükümlerine dikkat çekerek, korunan alanlarda idarenin sorumluluğunun bulunduğunu söyledi. Milli park boyunca alan koruma kılavuzları, orman muhafaza memurları ve milli park görevlilerinin etkin şekilde görev yapması gerektiğini dile getirdi.
Yıldırım, yasak olmasına rağmen ateş yakıldığını ve kamp yapıldığını belirterek, “Gelişi güzel piknikler yapılıyor, ateş yakılması yasak olmasına rağmen. Gelişi güzel balık avlanılıyor. Yani bunu biz Ovacık ilçesine giderken yol boyunca görüyoruz” dedi.
Yakın zamanda bölgede çıkan yangına da değinen Yıldırım, basına yansıyan bilgilere göre yangının sarımsak toplamaya giden kişilerle ilişkilendirildiğini hatırlattı. Bu tür örneklerin, insan faaliyetlerinin kontrolsüz biçimde artmasının milli park ekosistemi için nasıl risk oluşturduğunu gösterdiğini söyledi.
Koruma statüsünün yalnızca ilanla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yıldırım, Çevre Kanunu, Kıyı Kanunu, Milli Parklar Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile uluslararası sözleşmeler kapsamında gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti. Yıldırım, “Koruma alanı demek, insan baskısına karşı o alanın korunması, habitatlarıyla korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması demektir” diye konuştu.
Munzur Vadisi’nin Türkiye’deki 50 milli park içinde biyolojik çeşitlilik bakımından özel bir yere sahip olduğunu savunan Yıldırım, bölgenin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için yasakların görünür tabelalarla sınırlı kalmaması, sahada etkin denetimle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.