ABD ve İsrail'e bir kötü haber daha... İşte İran'ın derinlerde beklettiği nükleer tesis!

İran’ın derinlere gizlediği Kazma Dağı nükleer tesisi, bölgesel denklemde ABD ve İsrail’in askeri hamlelerini zora sokarken, sığınak delici mühimmatların bile yetersiz kalacağı bir koruma sağlıyor.

12punto

Kazma Dağı olarak bilinen ve yer yüzeyinin 100 metreden daha derinine inşa edilen yeni İran nükleer tesisi, başta ABD ve İsrail olmak üzere bölgedeki diğer aktörlerin takip ettiği en kritik askeri hedeflerden biri durumunda. Uzmanlar, Tahran’ın bu devasa yeraltı kompleksini konvansiyonel hava saldırılarıyla yok etmenin pratikte neredeyse olanaksız hale geldiğini aktarıyor.

TESİSİN STRATEJİK ANLAMI

İran'ın nükleer programında kilit rol oynayan bu yeraltı yapı, güvenlik önlemleriyle küresel askeri güçlerin müdahalesini oldukça güçleştiriyor.

Savunma analistlerine göre, böyle bir hedefin etkisizleştirilmesi yalnızca hava saldırılarıyla mümkün değil; bunun yerine yüksek riskli bir kara operasyonu gerektirebileceği yorumları yapılıyor. Ancak bu tür bir operasyonun barındırdığı askeri ve siyasi riskler, pratikte pek çok ülkenin geri adım atmasına yol açıyor.

NÜKLEER STOK VE ABD’NİN ENDİŞELERİ

Son dönemde Batı istihbarat kaynakları, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının 400 kilogramı geçtiği ve farklı lokasyonlara dağıtıldığı bilgisini gündeme taşıdı. Özellikle Kazma Dağı tesisi, %60 saflığa ulaşan uranyumun depolandığı ana merkezlerden biri olarak gösteriliyor. Askeri uzmanlar, bu miktarın en az 11 nükleer başlık üretmeye yetecek kapasiteye işaret ettiğini belirtiyor.

Kazma Dağı'nın, daha önce uluslararası gündeme gelen Fordow tesisinden de daha derin ve koruma altında olması dikkat çekiyor. Bu durum, Batılı ülkelerin askeri müdahalelerle İran’ın nükleer programını durdurma stratejilerini büyük ölçüde etkisiz bırakıyor.

ABD ve İsrail’in, bölgedeki askeri planlarının başarılı olması için Kazma Dağı’ndaki üretimin durdurulması ve burada biriken uranyumun kontrol altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Ancak mevcut koşullarda, bu hedeflere ulaşmanın her geçen gün daha da güçleştiği analistler tarafından ifade ediliyor.