Hürmüz ve Kızıldeniz’de tansiyon yükseldi
Husilerin Yemen’deki ilerleyişi Suudi petrol sevkiyatını zorlarken, Hürmüz’deki saldırı Washington-Tahran hattındaki riski büyüttü.
12punto
Orta Doğu’da deniz ticaret yolları ve enerji sevkiyatı üzerindeki baskı yeniden arttı. Yemen’de Husilerin hükümet güçlerine karşı ilerlemesi Kızıldeniz hattında Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını tehdit ederken, Hürmüz Boğazı yakınlarında bir ticari geminin hedef alınması ABD ile İran arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.
Son iki gün içinde Husilerin Mokha liman kenti ile Kızıldeniz’de stratejik öneme sahip bir adayı ele geçirdiği bildirildi. Bu gelişme, Babülmendep Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların güvenliğine ilişkin kaygıları artırdı. Riyad yönetimi ise doğudaki petrol sahalarını Kızıldeniz’e bağlayan önemli bir boru hattını, Irak kaynaklı olduğu belirtilen İHA saldırılarının ardından kapattığını duyurdu.
Bölgedeki gelişmeler yalnızca Yemen cephesiyle sınırlı kalmadı. İran destekli milislerin bulunduğu Irak’tan geldiği öne sürülen saldırılar ve Husilerin bu gruplara destek verdiğine ilişkin açıklamalar, krizin birbirine bağlı cepheler üzerinden yayılabileceği endişesini güçlendirdi.
Kpler’in derlediği verilere göre Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan’ın Asya’ya petrol ihracatında ciddi düşüşe yol açtı. Haziran ayında günlük yaklaşık 3,4 milyon varil olan sevkiyatın ağustosta 128 bin varile kadar gerilediği, bu ay ise günlük 700 bin varil seviyesine toparlandığı aktarıldı.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA ÖLÜMLÜ SALDIRI
İran devlet yayıncısı IRIB’in aktardığına göre Hürmüz Boğazı yakınlarında bir ticari gemi vuruldu. Kaşm Valisi Hüseyin Emir Teymuri, saldırının Hengam Adası ile Kaşm Adası’nın Şib Deraz kıyısı yakınlarında meydana geldiğini açıkladı. Olayda 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı.
İran tarafı saldırının ABD güçleri tarafından düzenlendiğini duyurdu. Ancak bölgede yaşanan karşılıklı gemi saldırıları ve farklı açıklamalar nedeniyle olayın diplomatik sonuçlarının nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik su yollarından biri olarak öne çıkıyor.
Al Jazeera’nin aktardığı değerlendirmelerde de Hürmüz’deki gerilimin daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşme riskinin arttığı vurgulandı. ABD ile İran arasında kargo gemilerini hedef alan karşılıklı saldırılar, zaten kırılgan olan güvenlik ortamını daha da hassas hale getirdi.
İran Devrim Muhafızları ise ABD donanma unsurlarını Hürmüz Boğazı’na yaklaşmamaları konusunda uyardı. Fars haber ajansının yayımladığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’un su yolunu kontrol ettiği yönündeki iddialarına karşılık, “Hürmüz Boğazı ABD kontrolü altındaysa, buyrun, savaş gemilerinizden birini 100 kilometre yaklaştırın” ifadeleri kullanıldı.
RİYAD’IN SEÇENEKLERİ DARALIYOR
Suudi Arabistan, Hürmüz hattındaki riskleri aşmak için petrolünü Arap Yarımadası boyunca Kızıldeniz’e ulaştırarak sevkiyatlarını alternatif güzergâhlardan sürdürmeye çalışıyordu. Ancak Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki kazanımları, bu seçeneği de daha riskli hale getirdi.
Suudi Arabistan 2015’ten itibaren yıllarca Husilere karşı askeri operasyon yürüttü. Çatışmalar, 2022’deki ateşkese kadar tahmini 150 bin kişinin ölümüne yol açtı ve Yemen’i zaman zaman kıtlığın eşiğine getirdi. Riyad yönetimi son yıllarda Yemen dosyasını geride bırakıp ekonomik dönüşüm ve bölgesel istikrara odaklanmaya çalışıyordu.
Chatham House Orta Doğu uzmanı Neil Quilliam, son Husi kazanımlarının Riyad üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, Suudi Arabistan’ın önündeki seçeneklerin “önemli maliyetler ve belirsiz sonuçlar” içerdiğini değerlendirdi.
Çatışma izleme grubu ACLED’in Orta Doğu araştırma direktörü Sherwan Hindreen Ali de Suudi Arabistan’ın askeri yanıtı artırmasının çatışmayı uzatabileceğini ve enerji altyapısına yönelik daha ağır saldırılara zemin hazırlayabileceğini belirtti. Ali’ye göre Husilerin silah kapasitesi geçmişe kıyasla daha sofistike hale geldi.
ABD’nin Suudi Arabistan eski Büyükelçisi Michael Ratney ise son gelişmelerin Riyad için “son derece sinir bozucu” olduğunu söyledi. Ratney, Suudi Arabistan’ın İran’a duyduğu tepkiye rağmen istemediği bir savaşın içine çekilmekten kaygı duyduğunu belirterek, “Bir kez başladığında, tüm en kötü senaryoları gerçekleşmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Washington’un nasıl bir tutum alacağı da belirsiz. ABD güçlerinin Hürmüz çevresinde yoğunlaştığı, İran’a yönelik abluka ve gemi güvenliği gündemi nedeniyle Yemen’de yeni bir askeri operasyon seçeneğinin siyasi ve askeri açıdan zorlaştığı belirtiliyor. Trump ise Suudi boru hattı saldırısının arkasında “büyük olasılıkla” İran’ın bulunduğunu söyledi.
Beyaz Saray’ın Yemen’e müdahale planına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermediği aktarılırken, Trump’ın daha önce İran’la savaş konusunda askeri baskıyı artırma fikrine mesafeli durduğu belirtilmişti. Ratney’e göre Suudilerin, geçmişte Husilerle savaşırken sahip oldukları tutarlı ABD desteği olmadan hedeflerine ulaşması daha zor görünüyor.