İran savaşı, Rusya-BAE ilişkilerini nasıl etkiledi?
Primakov Merkezi raporuna göre İran çevresindeki savaş, Moskova-Abu Dabi ortaklığını güvenlik alanında sınadı; ekonomi ise dirençli kaldı.
12punto
Y. M. Primakov Dış Politika İşbirliği Merkezi tarafından hazırlanan yeni rapor, İran çevresindeki savaşın Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki stratejik ortaklığı ciddi bir güvenlik sınavından geçirdiğini, ancak ekonomik ilişkilerin temelini sarsmadığını ortaya koydu.
“Bölgesel Kriz Koşullarında Rusya ve BAE’nin Dış Politika Sinerjisi: Fırsatlar ve Riskler” başlıklı raporun yazarı, HSE Üniversitesi Afrika Araştırmaları Merkezi Uzmanı Andrey Şelkovnikov. Raporda, iki ülke arasındaki ilişkilerin diplomatik tarihlerinin en hareketli dönemlerinden birini yaşadığı, fakat İran savaşıyla birlikte Moskova ve Abu Dabi’nin güvenlik öncelikleri arasındaki farkların belirginleştiği belirtildi.
Rapora göre BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid’in Ocak 2026’daki Moskova ziyareti, 2022 başından bu yana yaptığı beşinci ziyaret oldu. Son bir yılda hizmet ve yatırım ticareti, Avrasya Ekonomik Birliği ile BAE arasındaki ekonomik ortaklık ve çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin anlaşmalar imzalandı.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov’un verilerine göre 2024’te karşılıklı yatırımlar 40 milyar doları aştı. 2025’te ticaret hacmi 12 milyar doların üzerine çıktı ve salgın öncesi 2019 seviyesinin yaklaşık dört katına ulaştı. Taraflar bu hacmi beş yıl içinde ikiye katlamayı hedefliyor.
GÜVENLİK BAŞLIĞINDA AYRIŞMA
Raporda, siyasi yakınlığın arkasında iki ülkenin çok kutuplu dünya düzenine yönelik ortak yaklaşımının bulunduğu kaydedildi. BAE’nin BRICS’e katılması, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde diyalog ortağı statüsü alması ve Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmaması bu çerçevede değerlendirildi. Abu Dabi’nin Ukrayna ihtilafında tarafsız tutum aldığı, esir değişimlerinde arabuluculuk yaptığı ve 2026 başında Rusya, ABD ve Ukrayna arasında güvenlik odaklı üçlü görüşmelere ev sahipliği yaptığı hatırlatıldı.
Buna karşın İran çevresindeki çatışmalar, iki başkent arasında güvenlik algısı bakımından asimetri yarattı. Raporda bu durum, “BAE için İran ulusal güvenliğe yönelik temel bir tehdit niteliği taşırken, Rusya kendi tutumunu hem Tahran ile hem de Moskova’nın bölgedeki stratejik ortakları olan Arap ülkeleriyle ilişkilerini korumayı öngören daha geniş bir stratejik denge zaviyesinden şekillendiriyor” sözleriyle ifade edildi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı savaşın ardından Tahran’ın İsrail, Amerikan tesisleri ve Körfez ülkelerinin enerji altyapısına yönelik füze ve İHA saldırıları düzenlediği; Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin fiilen durma noktasına geldiği belirtildi. Pakistan’ın arabuluculuğuyla nisan başında geçici ateşkes sağlansa da çatışmalar temmuz başında yeniden alevlendi.
Rapora göre BAE, çatışmanın ilk ayında 2 bini aşkın saldırının hedefi oldu. Abu Dabi, Dubai, Şarika ve Füceyre’de turistik bölgeler, oteller, havalimanları ve petrol tesisleri zarar gördü. Abu Dabi’nin 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+ grubundan ayrılması ise resmi olarak uzun vadeli enerji stratejisiyle açıklandı.
Gerilim, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oylamalarına da yansıdı. Rusya ve Çin, İran’ın Basra Körfezi ülkelerine yönelik saldırılarını kınayan tasarıda çekimser kaldı; Bahreyn’in Hürmüz Boğazı’nda uluslararası güçlerin seyrüsefer güvenliğini sağlamasına yetki tanıyan tasarısını ise veto etti. Raporda, Körfez başkentlerinin Rusya’nın İran’la stratejik çıkarlarını anladığı ancak Moskova’dan Tahran üzerinde daha güçlü baskı beklediği değerlendirmesi yer aldı.
Ukrayna ile BAE arasında İHA saldırılarıyla mücadele tecrübesinin paylaşımı dahil güvenlik ve savunma alanındaki yakınlaşma da Moskova açısından yeni bir hassasiyet başlığı olarak öne çıktı. Şelkovnikov’a göre bu yakınlaşma, Abu Dabi’nin Rusya-Ukrayna hattındaki arabuluculuk rolü açısından risk yaratabilir.
EKONOMİK İŞBİRLİĞİ DİRENÇLİ KALDI
Rapor, tüm gerilimlere rağmen Rusya ile BAE arasındaki ortaklığın büyüme potansiyelinin sürdüğünü vurguluyor. Savaştan önce küresel petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, iki ülkenin petrol piyasasındaki eşgüdümünü daha önemli hale getirdi. Mart 2026’da petrol fiyatlarının yüzde 50 yükselmesi bu etkinin göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.
Şelkovnikov, lojistik alanını öne çıkan işbirliği başlıkları arasında saydı. Rosatom ile BAE merkezli liman işletmecisi DP World arasında Kuzey Deniz Yolu üzerinden transit taşımacılığı da kapsayan liman altyapısı yatırımlarına ilişkin mutabakat hatırlatıldı. Raporda, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki gerilimler nedeniyle Afrika, Orta Asya ve Kafkasya’daki ulaştırma koridorlarının Moskova ile Abu Dabi için yeni fırsatlar doğurabileceği belirtildi.
Dijitalleşme de bir başka işbirliği alanı olarak gösterildi. Raporda, Yandex dahil Rus şirketlerinin BAE pazarında faaliyet gösterdiği; büyük veri işleme, siber güvenlik, finansal teknolojiler ve akıllı şehir altyapısı gibi başlıklarda ortak projelerin gündeme gelebileceği kaydedildi.
Uzun vadede ise rapor, savaşın sona ermesi halinde Rusya ve BAE’nin İran altyapısının yeniden inşasına birlikte katılmasını öneriyor. Bu yaklaşımın, Arap ülkeleri ile Tahran arasındaki güvenin kademeli biçimde yeniden tesis edilmesine ve bölgede daha kalıcı bir güvenlik mimarisi kurulmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Raporda, enerji, lojistik, teknoloji ve insani yardım alanlarındaki işbirliğinin mevcut krizin yarattığı güçlüklere rağmen Rusya-BAE ortaklığını ayakta tutabilecek başlıca zeminler olduğu sonucuna varıldı.