İran’ın ABD ile gerilimde ‘düşük yoğunluklu savaş’ hesabı: Kontrollü çatışma neden tercih edilebilir?

Tahran’ın son saldırıları, ateşkes yerine sınırlı çatışmayla ABD, enerji piyasaları ve bölgesel diplomasi üzerinde baskı kurma hesabı olarak görülüyor.

12punto

İran’ın Ürdün’deki bir ABD üssüne düzenlediği füze saldırısı, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Sözcü’nün haberine göre, bu adım ilk bakışta ateşkes ihtimaliyle çelişiyor gibi görünse de Tahran’ın daha geniş bir stratejik hesapla “kontrollü çatışma” seçeneğini öne çıkardığı değerlendiriliyor.

Analize göre İran yönetimi, topyekün savaşın maliyetini göze almak istemese de uzun süreli ve düşük yoğunluklu bir gerilimin kendisine diplomatik ve ekonomik baskı alanı açabileceğini düşünüyor olabilir. Bu denklemde amaç, askeri zaferden çok ABD’nin, bölgedeki enerji hatlarının ve uluslararası deniz trafiğinin üzerindeki belirsizliği canlı tutmak.

İran’ın füze kapasitesi, Washington ile gerilimde baskı aracının merkezinde görülüyor.

TOPYEKÜN SAVAŞTAN KAÇINMA HESABI

Mevcut koşullarda hem ABD’nin hem de İran’ın kapsamlı bir savaşa istekli olmadığı belirtiliyor. Washington açısından daha büyük bir bölgesel çatışma, enerji altyapısının hedef alınması, petrol fiyatlarında artış, yeni ülkelerin sürece dahil olması ve ABD askeri kaynaklarının daha fazla zorlanması anlamına gelebilir.

İran açısından da tablo benzer ölçüde riskli. Zayıflamış hava savunması, kırılgan sanayi altyapısı ve yaptırımlar altında zorlanan ekonomi, geniş çaplı savaşın maliyetini artırıyor. Bu nedenle Tahran’ın, savaş eşiğini aşmadan baskı kurabileceği sınırlı bir çatışma alanını daha elverişli gördüğü değerlendiriliyor.

ABD-İran geriliminde askeri seçeneklerin maliyeti bölgesel dengeleri de etkiliyor.

Haberde, uzun süreli bir ateşkesin İran için otomatik olarak daha iyi bir seçenek olmayabileceği vurgulanıyor. Çünkü böyle bir tabloda ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası, yaptırımlar ve İran’ın uluslararası enerji piyasalarından büyük ölçüde dışlanması sürebilir.

Buna karşılık sınırlı çatışma, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep çevresinde belirsizliği artırarak küresel denizcilik, sigorta maliyetleri ve enerji piyasaları üzerinde etkili olabilir. Husiler üzerinden Babülmendep hattında baskının sürmesi de bu stratejinin bölgesel uzantılarından biri olarak değerlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz trafiği, krizin küresel enerji piyasalarına yansıdığı başlıca alanlardan.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE DİPLOMASİ BASKISI

Tahran’ın hedeflerinden birinin, olası diplomatik görüşmelerin çerçevesini değiştirmek olduğu belirtiliyor. İran’ın, Hürmüz Boğazı’nda sınırsız seyrüsefer serbestisi yerine kendi etkisini yansıtan kuralların kabul edilmesini istediği yorumları öne çıkıyor.

Bu okuma doğruysa İran, kriz sona erdiğinde deniz trafiğinin savaş öncesi statükoya dönmesini değil, kendi taleplerinin dikkate alındığı yeni bir denge oluşmasını amaçlıyor olabilir. Sınırlı çatışmanın devamı da Tahran’a bu hedef için baskı kurma imkânı sunabilir.

Tahran’ın hesaplarında sınırlı çatışmanın caydırıcı etkisi öne çıkıyor.

İç politik hesaplar da bu stratejinin parçası olabilir. İran, yüksek enflasyon, işsizlik, ekonomik zorluklar ve kamuoyundaki hoşnutsuzlukla karşı karşıya. Dış çatışma dönemlerinde hükümetler, güvenlik önlemlerini artırmayı ve iç muhalefet üzerindeki baskıyı meşrulaştırmayı daha kolay hale getirebilir.

Ancak bu stratejinin ciddi riskler barındırdığı da vurgulanıyor. Kontrollü tutulmak istenen çatışmaların kontrolden çıkma ihtimali yüksek. Yeni bir saldırı, ABD’nin siyasi ve askeri hesaplarını değiştirebilir; daha sert yanıt için uluslararası desteği de artırabilir.

Çatışmanın genişlediğine dair işaretler de dikkat çekiyor. Başlangıçta doğrudan müdahil olmaktan kaçınan Suudi Arabistan’ın, Irak’taki İran yanlısı Şii gruplara ve Husilere karşı saldırılar düzenlediği aktarılıyor. Küresel ticaret ve enerji akışındaki aksaklıkların sürmesi halinde, başka ülkelerin de İran üzerindeki baskıyı artırma çabalarına destek verebileceği belirtiliyor.

Karşılıklı saldırı riski, çatışmanın kontrolden çıkabileceği endişesini artırıyor.

Sonuç olarak İran’ın düşük yoğunluklu çatışma hesabı, kısa vadede Tahran’a manevra alanı sağlayabilir. Ancak bu denge, her yeni saldırıyla daha kırılgan hale geliyor. Krizin yönünü belirleyecek temel unsurun, İran’ın baskıyı artırırken daha büyük bir savaşı tetikleyip tetiklemeyeceği olacağı değerlendiriliyor.