İran’ın yer altı füze sığınakları savaşın zayıf halkası oldu

Gizli üslerinde büyük bir avantaj görerek yıllarca hazırlık yapan İran, ABD ve İsrail’in yoğun saldırılarıyla yer altı füze şehirlerinde ciddi kayıplar veriyor. Savaş sonrasında her sığınaktan yükselen duman, Tahran’ın stratejisindeki büyük açığın işareti oluyor.

12punto

Ortadoğu’da 6 gündür devam eden ABD ve İsrail saldırıları, İran’ın hazırlık yaptığı yer altı füze üslerini hedef almaya devam ediyor. İran, olası hava saldırılarına karşı geliştirdiği devasa füze stokunu yer altındaki korunaklı sığınaklarda muhafaza etmişti. Ancak son operasyonlarda, bu tesisler beklenen korumayı sağlayamadı. Uydu görüntülerinde, birçok “füze şehri”nin girişinde tahrip edilen füzelerin art arda oluşan dumanları dikkat çekiyor.

Amerikan ve İsrail savaş uçakları ile insansız hava araçlarının, füze rampaları yüzeye çıktığı anda saldırı düzenlemesi sonucu, İran’ın ateşleme hamleleri başlamadan sona eriyor. Süreç boyunca özellikle kritik kentlerin çevresindeki üslerin birçok kez hedef alındığı bildiriliyor.

SALDIRI KAPASİTESİNDEKİ DÜŞÜŞ DİKKAT ÇEKİYOR

ABD ve İsrail’in sürdürdüğü operasyonlar İran’ın füze fırlatma kapasitesinde gözle görülür bir düşüşe yol açtı. Amiral Brad Cooper, “İran'ın geriye kalan balistik füze kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmak için son rampaları avlıyoruz ve İran'ın bize ve ortaklarımıza saldırma gücünün giderek azaldığını görüyoruz” dedi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise son dört gün içinde İran’ın füze fırlatma oranında yüzde 86’lık azalma olduğunu duyurdu. Buna rağmen, uzmanlar Tahran’ın elinde hala binlerce kısa ve orta menzilli füzenin bulunduğunu değerlendiriyor. Ancak söz konusu tesislerin büyük bölümünün yeri ABD ve İsrail tarafından biliniyor.

‘FÜZE ŞEHİRLERİ ARTIK KOLAY HEDEF’

Uzmanlara göre İran’ın yer altı füze şehirleri tasarımındaki en büyük hata, bu üslerin mobilite kaybı. James Martin Merkezi’nden Sam Lair, “Bir zamanlar mobil ve bulunması zor olan şey artık mobil değil ve vurulması daha kolay,” diyerek Tahran’ın stratejisindeki bu kırılganlığı vurguluyor.

Hava savunma bataryalarının çoğu işlevsiz hale getirilince, ABD ve İsrail’in yavaş ilerleyen gözetleme uçakları üslerin üzerinde sürekli devriye gezmeye başladı. Jetler ve SİHA’lar yer altından hareket tespit ettikleri an saldırıya geçiyor. Bu yöntem, İran'ın füze fırlatma denemelerinde önemli kısıtlamalara yol açıyor.

Şiraz ve İsfahan civarındaki üslerin peş peşe vurulması, rampaların imha edilmeden ateşleme şansı bulamamasına neden oldu. Uydu fotoğraflarında rampaların yanında nitrojen bazlı yakıttan kırmızımsı dumanlar ve patlama izleri görülüyor. Bazı bölgelerde ise hava saldırılarının tesis girişlerinde ciddi yıkıma yol açtığı tespit ediliyor.

TEKNİK ENGELLER VAR

Tebriz, Horgo ve Kirmanşah yakınlarındaki stratejik üslerin tünel girişlerinde ciddi deformasyonlar ve çökme riski göze çarpıyor. Colin David, “Bu saldırılar her seferinde birkaç hedefi yok eden dalgalar halinde gerçekleştiriliyor ve çok sayıda dalgadan sonra üsler yüzey yapılarının kaybı nedeniyle etkinliklerini yitiriyor," şeklinde değerlendirme yapıyor.

Geçmişte yer altından füze fırlatma videoları yayınlayan İran’ın, teknik güçlükler ve tesislerin tekrar kullanımındaki zorluklar nedeniyle bu konsepti büyük ölçüde terk ettikleri ileri sürülüyor.

CEPNANELİKTEKİ BELİRSİZLİK TAHRAN'A AVANTAJ SAĞLIYOR

Bölgedeki askeri uzmanlar ise İran’ın füze stokunun tam miktarının bilinmemesini stratejik bir avantaj olarak değerlendiriyor. Analist Decker Eveleth, “Hiç kimse onların cephaneliğini sayamaz, bu da ne kadar süre dayanabilecekleri konusunda büyük bir belirsizlik yaratıyor ve bu durum onlara yardımcı oluyor” diyor.

Yakın dönemde ise İran, füze fırlatma yetkisini merkezi yönetimden yereldeki komutanlıklara devretti. Böylelikle merkezi karargahta oluşacak bir tahribatın, saldırı sistemini felce uğratmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Ancak kaybedilen rampa ve füze sayısı arttıkça, yenilerini inşa etmenin hayli zahmetli olduğu da ifade ediliyor.

Savaş halen devam ederken, İran tarafından yapılan seyrek füze atışları ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık veriliyor. Uzmanlar, Tahran’ın büyük kalan füze rezervini “son çare” olarak, rejimin varlığını tehdit eden bir durumda kullanmak üzere sakladığı görüşünde.