Üç aydır devam eden savaşın faturası belli oldu

İran’da üç aydır devam eden savaş, enerji fiyatları ve finansal piyasalar başta olmak üzere küresel ekonomide önemli değişikliklere neden oldu. Artan petrol fiyatları ekonomileri baskı altına alırken, teknoloji hisseleri ve dolar bu süreçten kazançlı çıktı.

12punto

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a askeri harekât başlatmasının ardından geçen üç aylık sürede, dünya piyasalarında birçok parametre önemli ölçüde değişti. Savaşın yarattığı belirsizlik atmosferinde özellikle petrol piyasasında yaşanan sarsıntı, enflasyonu küresel ölçekte tetiklemeye devam ediyor. Söz konusu dönemde; yapay zekâ alanında faaliyet gösteren şirketlerin hisseleri yükselirken, dolar da güvenli liman olarak öne çıktı. Diğer yandan tahvil piyasaları ve bazı sektörler ise kayıplar yaşadı.

PETROL ÜZERİNDEKİ BASKI ARTARKEN ALTERNATİF ARAYIŞLAR HIZLANDI

Savaş sürecinin enerji piyasalarına yansıması oldukça sert oldu. Brent petrol fiyatları kısa süre içinde yüzde 40’a yakın artış gösterdi ve varil başına 100 doların üzerinde kalıcı hale geldi. İlk dönemde fiyat sıçrayışı neredeyse savaş öncesinin iki katına ulaşırken, büyük ekonomiler stratejik petrol rezervlerinden toplamda 400 milyon varil piyasaya sürerek arz şokunun etkisini azaltmaya çalıştı. Ancak piyasalar üzerindeki baskı devam ediyor, enerji açığı ithal eden ülkelerde enflasyon baskısı belirginleşti.

YAPAY ZEKÂ HİSSELERİ VE TEKNOLOJİ ÖN PLANDA

Savaşın gölgesine rağmen dünya borsalarında teknoloji ve yapay zekâ şirketlerinin performansı dikkat çekti. Özellikle ABD’de borsa endeksleri rekor seviyelerine ulaşırken, Güney Kore Kospi endeksi ve Avrupa borsaları da zirve yakınlarında hareket etti. SK Hynix’in piyasa değeri 1 trilyon doları aşarken, Samsung Electronics ve Micron Technology gibi yarı iletken üreticileri de güç kazandı. Buna karşın havacılık ve lüks tüketim sektörlerinde değer kayıpları izlendi.

HSBC Private Bank Küresel CIO’su Willem Sels, sektörler arası farklılaşmaya vurgu yaparak, 'ağırlık azaltma' pozisyonu ile risklerin önüne geçmeye çalıştıklarını vurguladı.

DOLARIN PARLAYAN YÜZÜ

Güvenli liman arayışının yoğunlaştığı dönemde, ABD doları yaklaşık yüzde 1,5’lik değer artışı ile başlıca küresel para birimlerine üstünlük sağladı. ABD’de artan tahvil faizleri de doların güçlenmesini destekledi. Ancak bazı uzmanlar, savaş sonrası dönemde doların yeniden düşüşe geçebileceğini belirtiyor. Russell Investments Küresel Strateji Başkanı Van Luu, orta vadede dolarda zayıflama beklendiğini ifade etti.

Asya ülkeleri, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrol miktarına olan bağımlılıkları nedeniyle savaşın etkisini en sert hisseden bölgeler arasında yer aldı. Hindistan, Endonezya ve Filipin para birimleri dolar karşısında tarihî düşük seviyeleri gördü. Birçok ülke para politikalarında sıkılaştırmaya giderken, Sri Lanka sürpriz bir şekilde politika faizlerinde 100 baz puanlık artışa gitti. Yalnızca Çin yuanı, güçlü enerji stoklarıyla görece istikrarını korumayı başardı.

Yükselen petrol fiyatları özellikle Avrupa ve İngiltere’de ekonomik daralmayı hızlandırdı; Euro Bölgesi son iki buçuk yılın en keskin düşüşünü yaşadı. Avrupa Merkez Bankası piyasadaki kırılganlıklara dikkat çekti. İngiltere’de de şirketler enerji maliyetlerinin işletmeler üzerindeki yükünü artırdığını raporladı.

ABD ise enerji anlamında daha bağımsız hareket ettiği ve teknolojik yatırımların etkisiyle görece daha az olumsuz etkilendi. Yine de ABD’de akaryakıt fiyatları son dört yılın en yüksek düzeyine ulaşarak galon başına 4,56 dolara çıktı.

Tahvil piyasalarında ise yükselişe geçen faizler dikkat çekti. ABD’nin 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5’i aşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Almanya’da ise 10 yıllık tahvil faizleri 15 yılın zirvesini gördü. Yatırımcılar, Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar iki kez daha faiz artıracağı beklentisiyle hareket ediyor.