ABD-İran Savaşı, Türk turizm sektörünü nasıl etkiliyor?
Orta Doğu menşeli savaş ortamı, Türkiye'nin turizm gelirlerine gölge düşürdü. Özellikle Avrupa kaynaklı rezervasyonlarda ciddi bir azalma gözleniyor; sektör yetkilileri toparlanmanın kısa sürede mümkün olmadığını belirtiyor.
12punto
Mart ayından itibaren ABD ve İsrail'in İran hedeflerine düzenlediği saldırıların etkisiyle başlayan gerilim, başta turizm olmak üzere pek çok sektörde belirgin sarsıntılara yol açtı. 7 Nisan'da sağlanan ateşkes bir miktar iyileşmeye imkan tanısa da, özellikle sezonun en yoğun hareketliliğinin beklendiği Paskalya dönemi, Akdeniz kıyılarında önceki yıllara göre çok daha sakin geçti.
Akdeniz ve Ege bölgelerinde, yurtdışından gelen rezervasyonlarda yüzde 60’lara varan kayıplar bildirilirken, sektör temsilcileri İngiltere ve Avrupa’dan Eylül–Kasım ayları için yapılan rezervasyonların önceki yıllarla kıyaslandığında oldukça zayıf seyrettiğini ifade etti. TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural, bu ciddi rezervasyon düşüşünün sadece kısa dönemli olmadığını ve yaz aylarının tamamını olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Oxford Economics’in analizlerine göre, Orta Doğu’daki çatışma ortamı Körfez ve çevre ülkelerinde turizmi doğrudan zora sokmuş durumda. Şirketin kıdemli ekonomisti Jessie Smith, "Savaşın başlamasıyla belirsizlik ve güvenlik endişeleri ciddi şekilde arttı, bu da taleplerde zayıflamaya ve pazarda kaymaya yol açıyor" diyor. Özellikle Türkiye, hem jeopolitik konumu hem de Ortadoğu kökenli turistlere olan bağımlılığıyla riskli bir pozisyonda görünüyor. Smith, “Alternatif pazarlar olsa da bu kayıpları tamamen telafi etmek pek olası değil” değerlendirmesinde bulundu.
DOĞU KARADENİZ VE BATI AKDENİZ'DE DURUM
Turizm hizmetleri sunan firmaların temsilcileri, savaşın özellikle Doğu Karadeniz ve Akdeniz hattında etkisini güçlü şekilde hissettirdiğini dile getiriyor. GlobeMeets & Oliva MICE kurucu ortağı Hüseyin Kurt, Doğu Karadeniz’in Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden gelen turistler için önemli bir destinasyon olduğunun altını çizerek, "Bu bölgede kayıp %30-40'lara ulaşıyor" sözlerini kullandı. Ayrıca Avrupalı firmaların seyahat uyarıları ve bazı bölgelerin ‘güvenli’ kabul edilmemesi de rezervasyonlarda ciddi düşüşe yol açıyor.
Turizmcilerin verdiği bilgilere göre, pandemi sonrası toparlanma sürecini yeni yeni tamamlayan sektör, bu kez jeopolitik risklerle karşı karşıya kalıyor. İskoçya merkezli LAH Travel’ın sahibi Linda Hill Miller yaşadıkları sezonun, “Covid-19 pandemisinden bile daha kötü geçtiğini” belirtiyor: "Telefonlarımız çalmıyor; herhangi bir talep almıyoruz. İnsanlar bilinmezlikten çok korkuyor ve ekonomik kaygılar da seyahate engel oluyor.“
İstanbul'da ise otel dolulukları düşme eğiliminde. Lighthouse Intelligence’ın açıkladığı verilere göre, Nisan ayının ilk yarısında İstanbul’un otellerindeki doluluk geçen yıl %57 iken bu yıl %47,5’e geriledi. Herhangi bir toplu iptal dalgası gözlenmese de, rezervasyonların artış ivmesi oldukça yavaşlamış durumda. Bodrum ve Antalya’daki ortalama oda fiyatları da yılın başına göre düşüş gösteriyor.
HAVAYOLU SEKTÖRÜNDE VE OPERASYONLARDA ZORLUK
Cirium'un verileri, Mart 2026’da küresel uçuş iptallerinin bir önceki aya göre yüzde 111 arttığını ortaya koydu. Özellikle Ortadoğu ve Afrika yönlerinde uçak seferlerinin iptal edilmesi, havayolu şirketleri ve tur operatörleri için ek maliyetler yaratıyor. Otto Dmc Genel Müdürü Cem Yağcıoğlu, bu iki yönlü etkinin sadece maliyetleri artırmakla kalmadığını, Türk tüketicisinde de ‘bekle-gör’ davranışı oluşturduğunu aktarıyor. Ayrıca seyahatlerde yaşanan yakıt maliyeti farklarının hem aracı kurumları hem de müşterileri olumsuz etkilediği vurgulandı.
Sektör temsilcileri, yaşanan bu kayıpların net kârlılığa yansıyacağının altını çiziyor. Yağcıoğlu, sabit fiyatlar üzerinden hazırlanan turlarda, son dakikada gelen maliyet artışlarının işlerliği büyük ölçüde zorlaştırdığını ve “bu yıl, sektör olarak ciddi bir sınav vereceklerini” ifade ediyor.
TOPARLANMA UZUN SÜRECEK
Elif Ural’a göre, gerilim kısa sürede sona erse bile toparlanma sürecinin en az bir yıl alacağı öngörülüyor. “Kurban Bayramı’ndan itibaren Ortadoğu pazarını neredeyse unutmak zorunda kalacağız, çünkü hem uçuşlar hem de planlar değişti; toparlanmak zaman alacak” diyor.
Diğer taraftan, artan petrol ve jet yakıtı fiyatlarının bilet ücretlerinde yüzde 5-10 arası artış getireceği ve bu durumun kâr marjlarını daha da sıkıştıracağı öngörülmekte.
Sektör yetkilileri, çatışmanın sona ermesinin pandemi sonrası toparlanmaya benzer şekilde ilerleyebileceğini, fakat seyahat alışkanlıklarının ve talep dinamiklerinin yeniden şekillenmesinin zaman gerektireceğini belirtiyorlar. Her şeye rağmen, insanların seyahate özlemi ve özellikle kurumsal gezilere olan taleplerin çatışmanın yatışması halinde tekrar yükselişe geçebileceği umut ediliyor.