Fon krizinde yatırımcı parasını nasıl alacak? Fatih Altaylı’nın konuştuğu bankacıdan çarpıcı yanıt

SPK talimatıyla 7 şirkete ait 131 fonda işlemlerin durdurulmasının ardından tasfiye süreci başlarken, yatırımcıların alacaklarının ne kadarının karşılanacağı belirsizliğini koruyor. Gazeteci Fatih Altaylı, bankacılık kaynaklarından edindiği bilgileri aktararak yatırımcıların yatırdığı paranın tamamını geri alamayabileceğini, hatta yüzde 10'unu alanın şanslı sayılabileceğini yazdı.

12punto

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) talimatıyla 7 şirkete ait 131 fonda işlemlerin durdurulmasının ardından yatırımcıların alacaklarına ilişkin belirsizlik sürüyor. Fonların tasfiyesi için Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın görevlendirilmesiyle başlayan süreçte, ödemelerin hangi oranda yapılacağı en çok merak edilen başlıklardan biri oldu.

Yaklaşık 900 milyar liralık varlığın kilitli kaldığı ve 500 bini aşkın yatırımcıyı ilgilendirdiği belirtilen krizde tasfiye programının üç ay içinde tamamlanmasının hedeflendiği duyurulmuştu. Gazeteci Fatih Altaylı, kişisel internet sitesindeki yazısında bankacılık sektörü kaynaklarından edindiği değerlendirmeleri aktardı.

BANKALAR TASFiYE MASASI GİBİ HAREKET EDECEK

Altaylı’nın aktardığına göre, görevlendirilen bankaların öncelikle devralınan fonların içindeki varlıklara bakması, bunları oluşacak piyasa değerleri üzerinden nakde çevirmesi ve ardından hak sahiplerine ödeme yapması bekleniyor. Sürecin zamana yayılarak yürütülmesinin, panik satışlarının önüne geçebileceği ve yatırımcı zararını azaltabileceği ifade ediliyor.

Altaylı’nın görüştüğünü belirttiği bankacılık kaynağı, bu fonlarda bankalardaki mevduat benzeri bir devlet garantisi bulunmadığına dikkat çekti. Bu nedenle bankaların, fonlardaki varlıkların tamamını karşılama yükümlülüğü üstlenmeyeceği; satışlardan elde edilen tutarın hak sahipleri arasında dağıtılacağı vurgulandı.

Koyduğu paranın yüzde 10’unu alan şanslı sayılır diyebilirim. Çünkü bankaların bu paraların tamamını geri ödemek gibi bir yükümlülüğü olmayacak. Bir tür tasfiye masası gibi hareket edecekler.

— Fatih Altaylı’nın aktardığı bankacılık kaynağı

Altaylı, gerçek küçük yatırımcıların tespit edilmesinin sürecin kritik aşamalarından biri olacağını belirtti. Değerlendirmeye göre, hak sahiplerinin doğru biçimde ayrıştırılması geri ödemelerin kayıpları telafi etme düzeyini etkileyebilir; ancak mevcut tablo, yatırımcıların alacaklarının tamamına ulaşmasının zor olabileceğine işaret ediyor.

Altaylı'nın yazısının ilgili kısmı şöyle:

 "Peki, bundan sonra ne olur?

Yani Ziraat Bankası ve İş Bankası’na yüklenen alacaklar nasıl ödenir?

Dün, Türkiye’nin bankacılık duayeni bir isim ile birlikteydim.

O bana “Fatih, ne oluyor, nedir bu fon meselesi?” diye sordu.

Güldüm, ben de ona “Nedir bu fon meselesi?” diye sordum.

İkimiz de bilmiyormuşuz gibi yaparak.

“Daha önce konuşmuştuk bunların bir yerde patlayacağını. Herkes de biliyordu zaten.” dedi.

Haklıydı. Herkes biliyordu.

“Bankalar ne yapacak, bu yükün altından nasıl çıkacak?” diye sordum bankacı dostuma.

“Aslında bu işin bankalara devri saçma ama toplumsal olarak sıkıntı çıkmasın diye böyle bir formülü makul bulmuş olmalılar. Tsunaminin önüne bir engel koymak gibi düşünebilirsin.” dedi ve sistemin nasıl yürüyebileceğini anlattı.

“Bankalar aldıkları fonların içindeki varlıklara bakarlar. Bunları şimdi oluşacak piyasa değeri üzerinden nakde çevirirler ve buna göre hak sahiplerine ödeme yapmaya başlarlar. Bunu panik havası geçince yavaş yavaş yapmalarına imkan tanınırsa yatırımcıların zararı daha az olur. Tabii kim gerçek yatırımcı, kim değil onu da belirlemek gibi bir dertleri olacak. Sorunu zamana yayarak çözeceklerdir. Doğrusu bu mudur emin değilim ama makul olan budur.”

Peki, buralara para yatıran herkes parasını geri alacak mı?

Bankacı dostumun yanıtı önemli.

“Gerçek küçük yatırımcıları bulup ayıklamakta ne kadar başarılı olunursa, hak sahiplerinin alacağı miktar o oranda kayıplarını telafi edici olur. Ancak burada bankalarda olduğu gibi bir devlet garantisi yok. Bu durumda satışlardan sonra kalan para dağıtılır. Koyduğu paranın yüzde 10’unu alan şanslı sayılır diyebilirim. Çünkü bankaların bu paraların tamamını geri ödemek gibi bir yükümlülüğü olmayacak. Bir tür tasfiye masası gibi hareket edecekler.”