Hürmüz Boğazı'nda başlayan petrol şokunun etkileri Batı'ya doğru ilerliyor
Enerji piyasalarında tarihi bir kriz yaşanırken Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin tetiklediği petrol şoku, Asya'nın ardından Batı ülkelerinde de ciddi endişelere yol açıyor. Fiyat artışları ve arz daralması küresel ekonomiyi tehdit ediyor.
12punto
Bir aydır devam eden petrol arz şoku, başta Tayland ve Pakistan olmak üzere Asya ülkelerinde yaşanan yakıt kıtlıklarından sonra şimdi de Avrupa ve Amerika’da alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Uzmanlar, bu krizin henüz tam anlamıyla hissedilmediği ve önümüzdeki dönemde Batı’da dizel ve diğer petrol türevlerinde kıtlık yaşanabileceği konusunda uyarıyorlar.
Enerji sektörünün önde gelen broker, tüccar ve danışmanları ile yapılan görüşmelerde, Hürmüz Boğazı'nın tıkanmasının 1970’lerdeki petrol krizlerini bile gölgede bırakacak sonuçlar doğurma riski taşıdığı görüşü öne çıkıyor. Özellikle Avrupa, yüksek fiyatlar, potansiyel dizel kıtlığı ve arz güvenliği endişeleriyle karşı karşıya. Krizin derinleşmesi halindeyse hem tüketiciler hem işletmeler, ciddi kısıtlamalarla karşılaşabilir; örneğin daha az araba kullanılacak, uçuşlar azalacak ve harcamalarda büyük bir düşüş yaşanacak.
Konuya dair yapılan açıklamalarda, talebin şimdiden bazı Asya ülkelerinde düştüğü, stokların hızla eridiği ve karne sistemine geçildiği belirtiliyor. ABD’li yetkililer ve finans uzmanları ise petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara ulaşabileceği senaryolar üzerinden değerlendirmeler yapmaya başladı.
TotalEnergies SE CEO’su Patrick Pouyanne, Houston’da gerçekleştirilen CERAWeek konferansında yaptığı konuşmada, "Bu kriz üç-dört ay daha sürerse, dünyayı sistemik bir sorun bekliyor" ifadelerini kullandı. Pouyanne, Körfez’den çıkan petrol ve LNG kapasitesinin yüzde 20’sinin kullanılamaz hale gelmesinin küresel enerji için ciddi ve sürdürülemez sonuçları olacağını vurguladı.
LNG ARZI DA RİSK ALTINDA
Petrol krizinin yanında, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) piyasalarında da risk büyüyor. Hürmüz Boğazı, dünyadaki LNG arzının beşte birine ev sahipliği yapıyor ve Orta Doğu’daki sevkiyatlarda aksaklıklar baş gösteriyor. Petrolün aksine, LNG için kısa vadede başka alternatif güzergahlar mevcut değil ve küresel stratejik stoklar oldukça sınırlı. İran ve bölgedeki çatışmalar, enerji tesislerini de doğrudan tehdit ediyor. QatarEnergy yetkilileri, dünyanın en büyük LNG tesisinde oluşan hasarın onarımının beş yıl sürebileceğini açıkladı.
ABD, dev LNG ihracat hacmiyle kendi iç piyasasını görece koruyabilse de, küresel pazar için durum giderek kritikleşiyor. Ayrıca petrol fiyatlarındaki yükseliş sadece yakıta değil, sanayide yaygın olarak kullanılan plastik gibi yan ürünlerin de maliyetini artırıyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, günlük küresel petrol arzında 11 milyon varile yakın bir kesinti anlamına geliyor. Bu, AB'nin en büyük ekonomilerinin toplam petrol tüketimini aşan bir açık. Kriz uzadıkça, acil rezervlerden sağlanan geçici çözümler de tükenme riski taşıyor.
Bloomberg Economics’in verilerine göre, ABD’nin Mart ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 3,4’e yükseldi ki bu, yükselen yakıt maliyetlerinin bir yansıması. Petrol fiyatlarındaki istikrarlı artışın devam etmesi halinde ise, Avrupa’da enflasyonun 1 puan, ekonomik büyümenin ise yüzde 0,6 oranında yavaşlaması bekleniyor.
FİYATLAR NEREYE KADAR YÜKSELECEK?
Pimco’nun emtia portföy yatırım ekibi başkanı Greg Sharenow, petrol piyasasında fiyatların nereye kadar tırmanacağını öngörmenin zor olduğunu belirtti. "Bu fiyatın ne olacağından bahsetmeye başladığınızda, bilinmeyene doğru yol alıyoruz. Eğer piyasanın yapması gereken ayarlama buysa, acıyı zor yoldan yaşayacaksınız," dedi.
Petrolün varil fiyatı, geçtiğimiz hafta itibarıyla 112 dolar civarında seyrediyor. Savaş öncesine göre yüzde 55’lik bir artış söz konusu olsa da, 2008’deki zirve olan 147,5 doların henüz altında. Avrupa doğalgaz fiyatlarındaki artış ise yüzde 70’e ulaştı. Ancak 2022’deki enerji krizindeki seviyelere varılmadı. Yatırımcılar, mevcut ABD yönetiminin ekonomik etkilere karşı hızlı adımlar atabileceğini düşünerek panik havasının yayılmasını geciktiriyor.
Talebi baskılamak için fiyatların hangi seviyelere ulaşması gerektiği konusunda kesin bir görüş bulunmamakla birlikte, eğer Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalmaya devam ederse, petrol fiyatlarının kontrolsüz şekilde yükselmesi, küresel stagflasyonu tetikleyebilir ve hem merkez bankaları politikalarını hem de siyasi dengeleri değiştirebilir.
ACİL TEDBİRLER VE YETERSİZ KALAN ÇÖZÜMLER
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakan boru hatlarıyla bir kısmı yönlendirdiği petrol, arz açığını kısmen hafifletse de, bu önlemler krizi çözmeye yetmiyor. ABD dahil olmak üzere Batılı ülkeler rekor miktarda petrolü piyasaya sunmaya başlamış durumda, ancak stokların ne kadar hızlı devreye alınabileceği tam olarak kestirilemiyor.
Ek olarak, Rusya ve İran’a yönelik bazı petrol yaptırımlarının geçici olarak askıya alınması, piyasadaki arzı kısa süreli artırdı. Ancak, Japonya’nın Uluslararası Enerji Ajansı’ndan ek koordineli rezerv salınımı talebinde bulunması, alınan önlemlerin yeterli olmadığına işaret ediyor. Avrupa Birliği’nde ise, yeni bir rezerv serbest bırakma kararının gerçek bir arz sıkıntısı yaşanması halinde gündeme alınması görüşü öne çıkıyor.
Amerikan Petrol Enstitüsü CEO’su Mike Sommers ise, “Şu an için elimizdeki plan oldukça kısıtlı” açıklamasında bulundu.
Rafineriler için kritik olan dizel ve jet yakıtı fiyatları, Asya pazarlarının yanı sıra Avrupa’da da sert şekilde yükseliyor. Talep ciddi biçimde daralmaya başlarken, önümüzdeki süreçte Batı ülkelerinde de karne uygulamalarına geçilmesi ihtimali gündemde.