İnşaat sektöründe temkinli iyimserlik: Faiz beklentileri azalırken fiyat artışları öne çıkıyor

2026 yılı ilk Konut Sektörü Beklenti Anketi sektörde faiz indirimi umutlarının azaldığını, üreticilerin ise piyasaya daha dikkatli yaklaştığını ortaya koydu. Konut fiyatlarının artacağı öngörüsü güçlenirken üretimde, kentsel dönüşüm ve yeni projelerde hareketlilik sürüyor.

12punto

2026 yılına ilişkin konut sektörü öngörülerini yansıtan ilk anket sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. KONUTDER ile NielsenIQ Türkiye’nin ortaklaşa düzenlediği araştırmada, faizler konusunda iyimser beklenti belirgin şekilde azalırken, konut fiyatlarında yükseliş beklentisinin güçlendiği gözlendi.

Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen anket, inşaat ve gayrimenkul sektörünün mevcut dinamiklerini ve önümüzdeki altı aylık döneme yönelik eğilimleri ortaya koydu.

Faiz indirimi beklentisi, geçen yıl tamamına yakın bir oranla dile getirilirken, yeni ankette bu oran yüzde 54,2 seviyesine düştü. Katılımcıların üçte birinden fazlası ise faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyor. Faizlerin yükselmesini bekleyenlerin oranı da yüzde 12,5 olarak kaydedildi.

Kredi ile konut satışlarının artacağına inananların oranı yüzde 76’dan yüzde 50’ye inerken, satışlarda mevcut seviyenin korunacağı görüşü ağırlık kazandı. Azalma bekleyenler ise yüzde 12,5’lik bir grup oluşturdu.

Birinci el konut satışlarında önümüzdeki altı ayda yükseliş bekleyenlerin oranı yüzde 41,7’ye çekildi; yarıdan fazlası ise satış adetlerinde dengeli bir seyir öngörüyor.

Yabancıya konut satışları konusunda ise Körfez bölgesindeki artan jeopolitik risklerin etkisiyle Türkiye’ye olan ilginin yeniden artacağı görüşü öne çıktı. Bu alanda satışların artacağına inananların oranı, son ankette yüzde 33,3’e yükseldi. Geçen dönemde bu oran yalnızca yüzde 4’tü.

Konut fiyatlarının yukarı yönlü hareket edeceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 83,3 ile dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Katılımcılar artan inşaat maliyetlerinin ve özellikle malzeme fiyatlarındaki yükselişin fiyatlara baskı yaptığına dikkat çekti. Toplam maliyetlerde artış öngörenlerin oranı da yüzde 83,3 oldu. Bununla birlikte, işçilik maliyetlerine ilişkin artış beklentisi ise yüzde 70,8 olarak belirlendi.

Sektörde üretime dair pozitif bir sinyal de öne çıktı. Konut üretiminde artış bekleyenlerin oranı yüzde 28’den yüzde 37,5’e yükselirken, sektörün yarıdan fazlası üretimin mevcut seviyelerde seyredeceği kanaatini koruyor.

Kentsel dönüşüm kapsamındaki üretimde ise beklentinin sürdüğü dikkat çekti. Bu alanda artış öngörenler yüzde 58,3’ü bulsa da, oran önceki döneme kıyasla hafif bir gerileme gösterdi.

Kirada artış hızının ise yavaşlama eğilimi gösterdiği tespit edildi. Ankete katılanların yüzde 62,5’i kira fiyatlarının artacağını öngörürken, fiyatların sabit kalacağına inananların oranı yüzde 37,5’e çıktı. Bu sonuç, kira piyasasında ivmenin bir miktar yavaşladığına işaret ediyor.

Ankete göre, sektör temsilcilerinin yüzde 70,8’i önümüzdeki altı ayda yeni proje geliştirmeye veya satışa başlamaya hazırlık yapıyor.

KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, araştırma sonuçlarına dair şunları kaydetti: “Son dönemde küresel ölçekte yaşanan gelişmeler ve özellikle Körfez bölgesinde artan jeopolitik riskler, sektör beklentilerinde daha temkinli bir tabloyu beraberinde getiriyor. Bir önceki dönemde oldukça güçlü olan faiz indirimi beklentisinin zayıflaması, kredili satışlara yönelik öngörülere de doğrudan yansımış durumda”.

“Sektörün, üretim tarafında güçlü bir duruş sergilediğini görüyoruz. Üretim artışı beklentisinin yükselmesi ve üyelerimizin önemli bir kısmının yeni projelere devam etme kararlılığı, konut sektörünün yaşanan bu süreci dönemsel bir dalgalanma olarak değerlendirdiğini gösteriyor.”

Ayrıca, Körfez bölgesindeki gelişmelerin gayrimenkul yatırımlarının yönünü etkileyebileceğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin güçlü iç pazarı ve stratejik konumuyla yatırımcı açısından “güvenli liman” olma özelliğini koruduğunu vurguladı.

Konut sektörünün ekonomik büyümedeki temel rolünü ve sosyal refah açısından önemini hatırlatan Yılmaz, dengeli ve sürdürülebilir bir piyasa için bütüncül politikalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.