Kulis: Tavuk üreticilerine yönelik operasyon Ankara'da kriz yarattı

Tavuk üreticilerine yönelik düzenlenen geniş çaplı operasyon, hükümet kanadında ve iş dünyasında ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.

12punto

Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ve aralarında Türkiye'nin önde gelen tavuk üreticisi 13 firmanın bulunduğu operasyonda, şirket müdürlerinden 32 kişi gözaltına alınmış, tüm firmalara ise denetim kayyumu atanmıştı. Ancak, kısa süre içerisinde gözaltılar sona erdi ve kayyum kararından da vazgeçildi.

Erdal Sağlam'ın haberine göre, operasyonun ardından yaşanan gelişmeler Ankara'da tansiyonu yükseltti. Adalet Bakanlığı, destek mesajı yayımlarken, diğer bakanlıkların bu operasyondan haberdar olmadığını belirtip durumu AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilettiği bilgisini paylaştı. Özellikle siyaset kulislerinde, şirket ortaklarından birinin yakın akrabasının da gözaltına alınması olayın ciddiyetini artırdı. Ayrıca, sektör temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinden de üst düzeyde tepkiler yükseldi.

Sağlam'ın konuyla ilgili aktardıkları şöyle:

"İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın sert açıklamaları oldu, kamuoyu önünde tepki göstermeyen TOBB yönetiminin ise yaratılan sıkıntıyı Cumhurbaşkanı’na ilettiği öğrenildi. Bunun yanında üreticilerden birinin ortağı olan AKP milletvekilinin kardeşinin de gözaltına alınmasıyla işlerin büyüdüğü gözlendi.

Kulislerde, tavuk şirketleri yöneticilerinin tepkiler üzerine hemen tahliye edilip, birkaç gün içinde denetçi kayyumların geri çekildiği, Adalet Bakanlığı’nın ise Cumhurbaşkanı tarafından ciddi biçimde uyarıldığı konuşuluyor.

Büyük tavuk üreticilerinin Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde, binlerce kümesçi ailelerle çalıştıkları, onlara sözleşmeli üretim yaptırdıkları, dolayısıyla bu operasyonun sanılandan çok daha geniş kesimleri mağdur ettiği söyleniyor. AKP yöneticilerinin, özellikle bu konunun üzerinde durup, sonradan öğrendikleri operasyona karşı çıktıkları belirtiliyor.

"SANAYİ CEZALANDIRILIYOR" TEPKİSİ

Özel sektörün tümü, şirketlere hepsine birden yapılan bu operasyona karşı "üretimin ve sanayinin cezalandırıldığını" söylemeye başladı. Ancak bu operasyonun, özel sektör şirketlerinin bir süredir yaşadığı büyük ekonomik sıkıntıların üzerine gelmesinin tepkiyi büyüttüğünü de söylemek gerekiyor.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, geçen yıl yapılan yargı operasyonunun etkisiyle, genel küresel ekonomi üzerinde durularak, ekonomik sıkıntılara fazla değinilmedi, son operasyondan hiç söz edilmedi. Ancak özellikle Anadolu’dan gelen ekonomik şikayetlerin giderek arttığı bir gerçek. Oda başkanlarıyla konuştuğumuzda, özellikle finansman sıkıntılarının çok büyüyüp şirketlerin kapanmalarına neden olduğu, 3 yıldır uygulanan ekonomik programın başarısız olduğu ve biran önce üretimin canlandırılması için somut önlemler alınmasını istediklerine şahit olduk.

Küçük illerde dayanışmayla, bazı yerel şirketlere, özel yardımlar verilerek yüzdürülmeye çalışıldığı, ödemelerde sıkıntının başladığı konuşuluyor. Aslında batık kredilerin görünenden yüksek olduğu, bankaların kredileri yüzdürmeye çalıştıkları ancak taze bir kan gelmedikçe batıkların artacağı söyleniyor.

İşte bu nedenle, çıkan vergi borçlarının yeniden yapılandırılması örneğinde olduğu gibi, KOBİ’lerin bankalara kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına dönük yasal düzenlemeye de gerek duyulduğu konuşulmaya başladı.

FAİZ İNDİRİMİ BAŞLAYABİLİR

Özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler zor durumda iken Merkez Bankası’nın bankaların kredi artışlarını iyice sınırlaması tepki çekmiş. Bu nedenle kredisini ödemek için bile yeni kredi alınamadığı belirtilerek, bu sıkılığa karşı çıkılıyor.

Şikayetler arttığı için, TOBB’un devreye soktuğu 25 milyar TL’lik nefes kredisi hacminin, biran önce artırılması isteniyor. TOBB’un baskıların büyümesi üzerine hacmi tek seferde 100 milyar TL’ye çıkarmak istediği, ancak ekonomi yönetiminin "parasal dengeleri bozacağı" gerekçesiyle, hacmin küçük artışlarla, zaman içinde kademeli artırılmasını istediği belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda bir kararın verilmesi bekleniyor.

Baskıların artmasının da etkisiyle, Merkez Bankası’nın Temmuz’da faiz indirimine gitme ihtimali konuşulmaya başladı. Merkez’in önümüzdeki haftadan itibaren, yüzde 40 olan fonlama faiz oranını, repo ihaleleriyle 37’ye doğru çekmeye başlayabileceği belirtiliyor. Bu hareketin başlaması halinde Merkez Bankası’nın Temmuz toplantısında yüzde 37’lik politika faizinde indirim yapma ihtimali yükselecek. Temmuz’da indirim olmadığı takdirde, Ağustos’ta toplantı olmadığı için, faiz indirimi için Eylül ayının beklenmesi gerekecek.

Önümüzdeki birkaç ay içinde, enflasyon oranlarında geçen yıla kıyasla, düşük rakamlar çıkabileceği, yıllık enflasyonda küçük düşüşler yaşanabileceği tahmin ediliyor. Ancak özel sektörde, en iyi ihtimalle, yılsonu için yüzde 29-30 enflasyon oranı beklentisinin korunduğunu görüyoruz.

Ekonomide sıkıntılar, küresel havanın da etkisiyle, birkaç aylık bir rahatlama dönemine girebilir. Ancak bunun yeterli olamayacağı, yılsonuna doğru havanın yeniden bozulacağını söyleyebiliriz. Her kesimden gelen şikayetler büyürken, çözüm için çok daha radikal adımlar gerektiği ise ortada."