4 yaşındaki çocuğunu istismar eden baba serbest: 'Sesimizi çıkarmazsak sonu gelmeyecek'

Özge Bora, babası tarafından cinsel istismara maruz bırakılan 4 yaşındaki çocuğu için 2024 yılından beri mücadele veriyor. Bora, çocuğa yönelik cinsel istismar suçuna yönelik açılan davada, eski eşi olan sanığın tutuksuz yargılanmasına karşı kamuoyu desteği talep ediyor. 12punto’ya konuşan Özge Bora, 12 Haziran’da yapılacak dördüncü duruşmaya dikkat çekti.

Sinem Nazlı Demir

Muhabirin notu: Bu haber, bazı okuyucularımız için tetikleyici unsurlar içermektedir. Olayın detayına ilişkin bilgiler çocuğun üstün yararı gereği kamuoyu ile paylaşılmamıştır.

SİNEM NAZLI DEMİR

Özge Bora, 4 yaşındaki çocuğunun babası tarafından istismar edildiğini 2024 yılında, çocuğu ile yaptığı bir sohbet esnasında öğrendi. Çocuğunun babası ile 2023’te boşanan Bora, boşandıktan sonra yaşanan süreci ve istismarı fark ettiğ andan itibaren önüne çıkan engelleri şu sözlerle anlattı:

“Evliliğimiz süresince beni 3 kere darp etti ancak sanığın ailesi tarafından şikayetimden vazgeçmek zorunda bırakıldım. Bir süre sonra bu şiddet nedeniyle 2023 yılında boşandık. Boşandıktan sonra çocuğumun üstün yararı için babasıyla görüşmesini sağladım. 1 Haziran 2024 yılından beri çocuğumun öz babası tarafından istismara uğradığını, çocuğumun anlatımları sayesinde fark ettim ve suç duyurusunda bulundum. Ancak çok sıkıntılı bir süreç yaşadık.”

“AYLARCA İFADESİ ALINMADI”

Suç duyurusunda bulunduktan sonra uzun bir süre sanığın ifadesinin alınmadığını belirten Bora, sanık başka suçlar işleyip yakalanınca ifadesinin alınabildiğini aktardı:

“Suç duyurusundan sonra aylarca yakalanmadı ve ifadesi alınmadı. Bu şahıs ifadesinin alınmadığı süreç içerisinde başka suçlara karıştı. Bir taksiyi gasp etti, başka bir kadına şiddet uyguladı. Bu karıştığı suçlar neticesinde yakalandı ve bizim dosyamızla ilgili ilk ifadesini de 2025’in Şubat ayında vermiş oldu.”

“1 AY TUTUKLU KALDI VE SERBEST BIRAKILDI”

Sanığın çok kısa bir süre cezaevinde kaldığını belirten Özge Bora, sanık tahliye edilirken uygulanması gereken koruma tedbirlerinin uygulanmadığının altını çizdi:

“Ben de bu süreçte koruma kararı aldırdım. Bu karara göre tahliye durumunda kelepçe takılması gerekiyordu ama cezaevi gerekli hassasiyeti göstermedi ve 1 ay sonra bu şahıs kelepçesiz bir şekilde salıverildi. Tahliyesine gerekçe olarak “Deliller toplandı, tutukluluğun devamını gerektirecek bir husus yoktur” denildi. Yani sadece 1 ay tutuklu kalmış oldu. İmza zorunluluğuyla serbest bırakılmasına rağmen imzasını da atmaya gitmedi ve adli kontrol şartlarına uymadı. Biz bu durumu ilk duruşmada belirttik ve tahliye kararlarına uymadığını gerekçe göstererek tutuklama talep ettik. Ancak mahkeme tutuklamadı, tam aksine şahıs hakkında verilen adli kontrol tedbirlerini de tamamen kaldırdı.”

“KELEPÇE KESİN KORUYUCU BİR TEDBİR DEĞİLDİR”

Sanığın avukatları, sanık hakkında “cezai ehliyeti yoktur” savunmasını yaparak sanığın cezadan muaf olması hakkında girişimlerde bulundular. Mahkeme ise adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğine hükmetti. Özge Bora sanığın avukatlarının sanık hakkında cezai ehliyet raporu talep etmesi sürecini şu sözlerle anlattı:

“Kelepçesini bir süre sonra takabildiler ama kelepçe yöntemi kesin koruyucu bir tedbir değildir. Çünkü takılan kelepçelerde defalarca bozulma oluyor ve bu bozulmalar olunca biz her seferinde izleme merkezlerinden aranıyoruz. Bizi arayanlar “sığınma evi talebiniz var mı?” diye soruyor. Benim yatalak bir annem var, sığınma evine gitme şansım yok. Zaten bunun dışında başka bir tedbir de alınmıyor. Üçüncü duruşmamız 28 Şubat’ta görüldü. Adli Tıp Kurumu’ndan, sanığın cezai ehliyeti ile ilgili gelecek raporu bekledik ama duruşmaya yetişmedi ve bu nedenle duruşma ertelendi. Çünkü bir önceki duruşmada karşı tarafın avukatı, şahsın cezai ehliyeti olmadığına dair bir savunmada bulundu. Bu süreçte rapor çıktı ve ‘cezai ehliyeti vardır’ sonucu geldi.”