Almanya’da Türkan Saylan’ın mirası yerlerde sürünüyor: Kriz ÇYDD’den CHP’ye sıçradı
Almanya’daki Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) Baden-Württemberg yapılanmasındaki krizin boyutları büyüyor. Dernek içi çekişmeler, ihraç kararları ve sosyal medya polemiklerinin ardından CHP’nin de adı tartışmalara karıştı.
12punto
IŞIN ERTÜRK- STUTTGART
Almanya’da, Türk toplumunu utandıran kriz tırmanıyor. Cumhuriyet’in iki önemli değeri, biri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) diğeri Cumhuriyet Halk Partisi(CHP), ÇYDD’nin Almanya örgütlenmelerindeki kriz aşılamadığı için yüz kızartıcı tartışmalarla anılıyorlar.
Eğitim mücadelesi, kadın hakları sembolü, aydınlanma geleneği... Tüm bunların Almanya’da aylardır süren ağır bir tartışmanın gölgesinde kaldığına tanık oluyoruz.
Türkiye’de Prof. Dr. Türkan Saylan’ın kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Baden-Württemberg yapılanması aylardır sert bir krizle anılıyor. Karşılıklı suçlamalar var. İhraç kararları var. Sosyal medya polemikleri var. Şimdi de mahkeme süreci.
Almanya’da saygın bir eğitim hareketi olarak görülen bir kurum bugün kamuoyunun önünde tartışılıyor. Bunu sadece dernek içi tartışma olarak sunmak Almanya’daki Türk sivil toplum hayatını sarsan bu utanç tablosunu hafife almak olur.
TARTIŞMA NEDEN BAŞLADI?
Okuyunca “özrü kabahatinden büyük” dedirtecek cinsten, kişisel hesaplaşmaların tetiklediği bir rezalet bu. Dernek çevrelerinde anlatılanlara göre süreç başkanın özel hayatına ilişkin bir gerilimle başladı. Ardından yoğun telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar yaşandı. Farklı sivil toplum kuruluşlarından kadınların da dahil olduğu sert tartışmalar ortaya çıktı.
Aralarında Türk STK başkanlığını da yürüten bazı kadınlar bu görüşmeler sırasında ağır sözlerle karşılaştıklarını ileri sürdü. Açık bir özür talep edildi. Başkan cephesinde ise özel hayata ilişkin meselelerin yayılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. Böylece “kişisel” bir gerilim, ki bu tanımdan rahatsız olduklarını olup bitenin kadına yönelik psikolojik şiddet olduğunu savunan bir gruptan söz ediyoruz, hızla büyüdü. Ancak aynı savı tartışmaların odağındaki ÇYDD Başkanı da dile getirdi. Tartışmalar tüm düzeysizliğiyle sivil toplum alanının içine yayıldı. Sosyal medyaya taşındı. Bunlar olurken Başkan’ın istifası talep edildi, ısrarla genel kurul çağrısı yapıldı.
İHRAÇ KARARLARI VE HUKUKİ SÜREÇ
Gerilim dernek içinde yeni bir kırılma yarattı. Yönetim bazı üyeleri ihraç etti.
İhraç edilen üyeler ise bu kararların tüzüğe aykırı olduğunu savunuyor. Süreci yargıya taşıdıklarını açıklıyorlar. Mahkemeye sunulan başvurularda ihraç kararlarının iptali talep ediliyor. Ayrıca dernek yönetiminin bazı kararları yetkili organları devreye sokmadan aldığı ileri sürülüyor. “Eleştirel kanat” uzun süredir olağanüstü genel kurul çağrısı yapıldığını bildiriyor. Başkanın istifası da aylardır gündemde.
BAŞKANA “MALİ RAPOR” BASKISI
Tartışmanın bir başka boyutu ise mali konular. Bazı üyeler çeşitli etkinliklerin gelir ve giderlerinin ayrıntılı biçimde açıklanmasını talep etti. Yapılan başvurularda bazı organizasyonların mali boyutunun kalem kalem ortaya konulması istendi. Ayrıca dernek ofisinin kirasının bağışla ödendiği iddialarına da açıklık getirilmesi ve bağışların nasıl kullanıldığı da sorulan başlıklar arasında.
Bazı üyeler derneğin temel görevinin burs sağlamak olduğunu hatırlatırken krizin ortasında ofis hamlesi ile ilgili zamanlama da sorgulanıyor.
SİYASETİ NEDEN SİVİL TOPLUMA MÜDAHALEYE DAVET ETTİ?
Gerilim yalnızca dernek içinde kalmadı.
ÇYDD Baden-Württemberg’in kurucularından ve eski başkanlarından Ahmet Gül, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Württemberg örgütünden istifa ettiğini açıkladı. Gül istifa mektubunda kararının parti politikalarıyla ilgili olmadığını özellikle vurguladı. Yerel örgüt içindeki tutumların kendisini bu noktaya getirdiğini söyledi. Gül açıklamasında şu ifadeyi kullandı: “Burada mesele kimin haklı olduğu değil. Mesele hak ve hukukun çiğnenmesi. Bu konuda destek bekledik ama göremedik.”
Bu gelişmenin ardından eleştiriler de geldi. Yorumlar arasında “CHP’nin eski Esslingen İl Teşkilat ya da Çalışma Grubu Başkanı Ahmet Gül, partisinden Çağdaş Yaşam’a ayar çekmesini istedi. Yani siyaseti sivil topluma müdahaleye davet etti. Başaramayınca da istifa etti. Oysa CHP’den arzu ettiği müdahaleyi ÇYDD Genel Merkezi’nden alamayınca Çağdaş Yaşam’dan istifa etmesi daha tutarlı ve doğru bir adım olmaz mıydı?” ifadeleri de dikkat çekti.
ALMANYA’DAKİ TÜRK TOPLUMU RAHATSIZ
Aylardır süren tartışmalar Stuttgart’taki Türk toplumunda ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumda.
Birçok sivil toplum temsilcisi Türkiye’de laik eğitim ve kadın hakları mücadelesinin sembollerinden biri olan Türkan Saylan’ın adını taşıyan bir kurumun bu tür polemiklerle gündeme gelmesini üzüntüyle izlediklerini söylüyor. Sorun artık kişisel anlaşmazlık olarak görülmüyor. Almanya’daki Türk sivil toplum hayatının saygınlığı da tartışmanın içine çekilmiş durumda.
ÇAĞDAŞ YAŞAM ÇÖKERKEN GENEL MERKEZ NEDEN SESSİZ?
Hukuki olarak ÇYDD Baden-Württemberg, Almanya’da kurulmuş bağımsız bir dernek.
Ancak kamuoyunda bu yapı uzun yıllardır Türkiye’deki Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte anılıyor. Türkiye’den yöneticilerin Stuttgart’taki etkinliklere katıldığı da biliniyor. Buradan Türkiye’deki öğrencilere burs gönderildiği de. Bu nedenle Almanya’daki birçok çevrede aynı soru soruluyor: Türkan Saylan’ın adını taşıyan bir kurum Almanya’da böylesine sert tartışmaların içine sürüklenirken Türkiye’deki genel merkez neden sessiz?
Çok uzun bir zamana yayılan ve dolayısıyla Almanya’da Türkiye kökenli toplumu utandıran bu krizden genel merkezin haberdar olduğu, ancak bir müdahalede bulunulmadığı, gelen eleştiriler arasında.
Olup bitenin Türkan Saylan’ın aydınlanmacı mirasına zarar verdiği yönünde güçlü bir görüş oluşmuş durumda. “Genel merkezin bu konuda kamuoyuna yönelik bir açıklama yapma planı var mı?” sorusu çok sık yineleniyor. Daha yüksek sesle dillendirilen bir başka soru da şöyle: “Türkan Saylan’ın kurduğu bir kurumun adı Almanya’da bu kadar ağır tartışmalarla anılırken ÇYDD genel merkezinin sessiz kalması, yaşananları görmezden gelmek ya da dolaylı biçimde onaylamak anlamına mı geliyor?”
“KURUM YIPRANMASIN” KAYGISI HÂLÂ GEÇERLİ Mİ?
“Aman kimse duymasın, kurumun adı yıpranmasın” söylemlerinin zaman içinde eski etkisini yitirdiği gözleniyor. Sosyal medyaya kadar taşan, bir siyasi partiye dek yansıyan bu kirliliğe artık “Dur!” dememenin ve arınma talep etmemenin Türkan Saylan’ın mirasına da ihanet olacağını ileri süren üyeler var. Almanya’da yarım yüzyılı aşkın süredir emekle kurulan Türk sivil toplum hayatı açısından da bu durumun, açık bir alarm olduğu yorumları var.
Gerçekten de, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın adıyla özdeşleşmiş bir kurumun aylar boyunca hakaretlerle, ihraç polemikleriyle, sosyal medya kavgalarıyla ve mahkeme süreçleriyle anılmasının, sadece üzücü olmakla kalmadığı, artık bir utanç tablosu halini aldığı suçlamaları da yapılıyor.
Bugün Almanya’da siyasi atmosfer zaten sert. Avrupa savaşın eşiğinde. Ortadoğu krizi büyüyor. İsrail meselesinde Almanya’nın aldığı pozisyon ortada. Geçim sıkıntısı nefes aldırmıyor. Böyle bir ortamda göçmen toplumların, özellikle de Türk toplumunun zaten kırılgan olan konumu herkesin bildiği bir gerçek.
Tam da böyle bir dönemde Türk sivil toplum kuruluşlarının kendi içlerinde bu ölçüde yıpratıcı kavgalara sürüklenmesinin “talihsizliği” çok aşan bir şey olduğu iddia ediliyor.
ÖRGÜTLENMELERE EMEK VEREN KUŞAKLARA SAYGISIZLIK
Eleştiriler şöyle özetlenebilir:
Tüm bu olup biten, Almanya’da göçün ilk yıllarından bu yana örgütlenmeye emek veren kuşaklarımızın mirasına ağır bir saygısızlıktır. Yıllarca dernek kuran, kültür merkezleri açan, burs veren, dayanışma ağları oluşturan insanların emeği bugün bu tartışmaların gölgesinde bırakılıyor.
Yapılması gereken açık. Bu süreçte payı olan herkes haklı ya da haksız geri çekilmelidir. Kurumun yeniden ayağa kalkabilmesi için tartışmaların tamamından arınması gerekir. Açık söylemek gerekirse, bu kaotik ortamı doğuran tüm kadroların tasfiye edilip temizlenmesi gerekir. Türkan Saylan’ın cumhuriyetçi, aydınlanmacı mirası hepimize emanettir, kimsenin hırs ve egolarına kurban edilemeyecek kadar da kutsaldır.
TÜRK TOPLUMUNDAN AÇIKÇA ÖZÜR DİLEMELİLER
Çok önemli bir detay daha var. Bu utandıran tartışmalarda sorumluluğu olan herkes, tüm taraflar Almanya’daki Türk toplumundan da açıkça özür dilemelidir. Çünkü ortada yalnızca bir kriz değil, ciddi bir itibar kaybı da var. Bu kaybın yarattığı utanç artık görmezden gelinemez boyutlarda.