AYM’den Özgür Özel’in Fuat Oktay davasında ihlal kararı
Anayasa Mahkemesi, Fuat Oktay’a tazminat ödemesine karar verilen Özgür Özel’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.
12punto
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti lideri Özgür Özel’in, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yönelik sözleri nedeniyle mahkum edildiği manevi tazminat davasında ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.
Yüksek Mahkeme, Özel’e 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti.
NE OLMUŞTU?
Dava süreci, Özel’in 14 ve 15 Ekim 2020’de TBMM’de düzenlediği basın toplantılarında Fuat Oktay’ın geçmişteki görevlerine ilişkin yaptığı açıklamalarla başlamıştı. Özel, Oktay’ın Türk Telekom’da yönetim kurulu üyeliği ve YİMPAŞ Holding’e bağlı YİMPAŞ Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Ticaret AŞ’de üst düzey yöneticilik yaptığını hatırlatarak sert eleştirilerde bulunmuştu.
Özel, konuşmasında Oktay’a hitaben “YİMPAŞ’ta suç işlediniz. Şansınıza iktidar oldunuz örtbas oldu, kurtuldunuz. Ama gün gelir onun da hesabı sorulur. Türk Telekom’da suç işlediniz. Hepimizin vergilerini Hariri ailesine peşkeş çektiniz. Gün gelir hesabı sorulur” ifadelerini kullanmıştı.
Bu sözlerin ardından Fuat Oktay, Özel hakkında 150 bin TL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi, Özel’in Oktay’a 10 bin TL manevi tazminat ödemesine karar vermişti. Özel ise kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştu.
AYM: ADİL DENGE KURULMADI
AYM kararında, Özel’in açıklamalarının kamu menfaatine ilişkin bir konuda yapıldığı, ifadelerin sert ve rahatsız edici nitelik taşısa da siyasi tartışma bağlamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Kararın gerekçesinde, şunları kaydedildi:
"Başvurucu; alaycı, sert, abartılı hatta muhatabı açısından rahatsız edici olduğu kabul edilebilecek ifadeler eşliğinde kamu menfaatine ilişkin bir meselede bazı olgusal isnatlarda bulunmuştur. Buna ilişkin cevap dilekçesinde bazı deliller sunduğu da açıktır. Buna karşın ilk derece mahkemesi, bunları değerlendirmeye almamış, istinaf makamı ise iddiaların ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilemeyeceği kanaatine varmıştır. Oysa bir siyasetçi, siyasi arenaya çıkarak kamusal alandaki bütün eylemlerini, geçmiştekiler de dahil olmak üzere, kamunun gözlemine ve denetimine sunmayı göze almış kimsedir.
Nitekim davasının bir zamanlar yönetim kurulunda yer aldığı anlaşılan bir şirketin bazı yolsuzluklara karıştığı yönünde çeşitli iddiaların olduğu, buna yönelik çeşitli yayın organlarınca yapılan haberlerin bulunduğu yönündeki başvurucunun savunmalarının yargı mercilerince değerlendirilmediği de dikkate alındığında, başvurucunun açıklamalarının sebepsiz ve tümüyle keyfi ve kişisel bir saldırı oluşturduğunu kabul etmek mümkün görünmemektedir. Başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge kurulduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26'ncı maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."