Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik 'Helal olsun' diyerek savcıyı alkışladı
İstinafın kısmi bozma ve birleştirme kararlarından sonra yeniden görülmesine başlanan Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası sanıklarından AKP eski Ankara İl Başkan Yardımcısı ve Çankaya Belediye Meclis üyesi Barış Kurt, kendisinin mühendis, diğer sanıkların ise kendisinden daha eğitimsiz vale, otoparkçı, esnaf olduğunu belirterek, “Kimse bana talimat verecek pozisyonda değil. Aklı başında, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış birisiyim.” dedi. Kurt’un avukatı Cavit Öztürk de, kolluğun tüm delilleri ürettiğini öne sürüp, “Bunu yapmanızın sebebi ne arkadaşlar? Bu, anayasal düzene karşı bir suç değil, adi bir suç. Niye bu kadar üzerinde durdunuz? diye sordu.
Müyesser Yıldız
Müyesser Yıldız - 12punto.com.tr
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü 8’inci celsesi Barış Kurt’un savunmasıyla başladı. Harita mühendisi ve akademisyen olduğunu, hiçbir sabıkası bulunmadığını anlatan Kurt, dişlerini söktürdüğü öne sürülen Erkan Doğan’ı dövmediğini, dövdürmediğini ve polis fezlekesinde HTS kayıtlarının çarpıtıldığını iddia etti. M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait olduğu belirtilen, “örgütün siyasal ve yargısal bağlantılarını yürütür” şeklindeki ifadeden dolayı örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığını, ancak gizli tanık ifadesinde böyle bir beyan bulunmadığını da kaydeden Kurt şöyle devam etti:
“Hiçbir suç örgütüne üye olmadım. Üç üniversite bitirmişim. Babamın durumu çok iyi, böyle bir şeye ihtiyacım yok. Diğer sanıklar arkadaşım, küçük görmek istemiyorum, ama eğitim seviyemiz, yaşam tarzımız, giyim kuşamımız farklı. Onlar vale, otoparkçı, esnaf. Kimse bana talimat verecek pozisyonda değil. Aklı başında insanım, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış bir mühendisim. M7’nin ifadesinde beş yerde adım geçiyor. Sadık Soylu ile Adliye’ye gitmişim. Evet, Sadık Soylu’yu tanırım, 30 yıllık arkadaşım; ama adliyeye hiç gitmedim. Gittim diyelim; hiçbir hakim, savcı tanımıyorum ki.”
Kurt savunmasının sonunda Mahkeme Başkanı’na tüm dosyayı okuduğu için teşekkür edince Başkan, “Yorucu oldu, ama dosyaya vakıfım.” karşılığını verdi.
Kurt’un avukatı Cavit Öztürk, dosyada suç üretilmeye çalışıldığını görünce çok üzüldüğünü belirterek, “Üretmeye çalışanlar da burada yargılanıyor. O yüzden onların dosyasına katılma talebinde bulunuyoruz. Tüm deliller üretilmiş, kolluğun iş ve işlemlerinin hukuka aykırı olduğu tescillenmiş ve haklarında dava açılmış. İstinafın bozma sebebi de bu. Sebep ne arkadaşlar? Bu bir anayasal düzene karşı suç değil, adi bir suç. Niye bu kadar üzerinde durdunuz? Bu dosya, neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalan bir dosya.” diye konuştu. Av. Bilal Veske de dosyayı “dedikodu soruşturması” olarak nitelendirip HTS ve baz kayıtlarını manipüle etme cüretinin kaynağını sordu.
Sanıklardan Kamber Keskin ise beyanlarında değişiklik olmadığını, ama hayatında çok şeyin değiştiğini ifade edip, “Tek suçum Bora Kaplan’ın mekanında güvenlik görevlisi olmak. Bu işi yapan binlerce insan var. Bu yüzden 1 sene yattım. 10 yıldır çalıştığım belediyeden kovuldum, eşimle aram bozuldu.” demekle yetindi.
Keskin’in avukatı Nazım Orhan da müvekkili gizli tanık ifadesiyle suçlandığı için gizli tanıklık müessesesini sorgulamak istediğini bildirerek şunları söyledi:
“Bu müessese, FETÖ hukuku oluşturmak amacıyla Türk hukukuna sokuldu. İyi niyetli yargı ve Emniyet mensupları eliyle çok iyi bir mekanizma olacakken, kötü niyetlilerin elinde silah haline getirilmiştir. Gizli tanıklık teklifle değil taleple olacak bir iştir. O yüzden Serdar Sertçelik’e, gizli tanıklığı kendisinin mi talep ettiğinin, kendisine teklif mi edildiğinin sorulmasını istiyorum.”
Mahkeme Başkanı’nın soruyu yönelttiği Serdar Sertçelik, “İfademde de belirttim. Teklif yok, zorla gizli tanık yaptılar.” karşılığını verdi.
Av. Orhan’ın, “Müvekkilime yöneltilen suçlamalar gizli tanık ifadesinde, sanki oradaymış gibi anlattırılmış. Orada mıydı?” şeklindeki sorusu üzerine de Sertçelik, “Olay tarihinde orada değildim, görmedim de. HTS’lere bakıldığında nerede olduğum görülür.” dedi.
Duruşmanın öğleden önceki bölümünde savunma yapacak başka sanık bulunamayınca Mahkeme Başkanı, “Tanıklar için zorla getirme kararlarımız var” diyerek, onların gelebileceği düşüncesiyle öğlen arası verirken, Serdar Sertçelik’in anne ve babası ile kardeşinin de tanık olarak çağırıldığını söyleyip Serdar Sertçelik’e bu konuda bilgisi olup olmadığını sordu. Sertçelik, “Pazartesi gelecekler” cevabını verdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “Yarın gelemezler mi?” dedi. Sertçelik, kız kardeşinin Antalya’da olması nedeniyle Pazartesi gelebileceklerini bildirdi.
SİLAHLI ŞAHIS KİM?
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünün başlangıcında sanık avukatlarından Baran Tansu, eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in yanındaki bir şahsın duruşma salonunun önüne kadar silahlı geldiğini bildirip tutanak tutulmasını isterken şunları söyledi:
“Biz x-ray’den geçerken kemerimize kadar soyulurken Murat Çelik’in yanındaki şahıslardan biri geçti ve infaz memurları arkasından bağırdığı halde duruşma salonunun önüne kadar silahıyla geldi. Burada ne amaçla bulunduğunu bilmediğimiz insanlar var. Bu silah yanlış insanların eline de geçebilir. Bu öncelikle sizin için tehdit.”
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı salondan sorumlu Emniyet amirine, “Gerekli araştırmayı yapıp bilgi verirsiniz” talimatı verdi.
Duruşmaya eski Çankaya Emniyet Müdürlüğü Sivil Ekipler Amiri Necdet Atilla Çiftçi’nin savunmasıyla devam edildi. Bora Kaplan tarafından gasp edildiği iddiasıyla Esat Karakolu’na gittiğini, ama işlemlerinin karartıldığını söyleyen Erkan Doğan’ın suçladığı isimlerden olan üçüncü sınıf Emniyet müdürü Çiftçi, Doğan’ın Esat ve 10 Nisan karakollarındaki polislerden de şikayetçi olup olmadığinı sordu.
“Bu operasyonu yapan polis arkadaşlar islerini fazlasıyla eksik yapmışlar” diyen Çiftçi Erkan Doğan’a teşhisin canlı değil, üniformalı fotoğrafı üzerinden yaptırıldığını, bugün gelse Erkan Doğan’ın kendisini teşhis edemeyeceğini, çünkü hiç karşılaşmadıklarını vurguladı.
BULUNTU TELEFON TANIKLARI
Mahkeme Başkanı bürosunun kapısına asılan buluntu telefonla ilgili olarak eski KOM Şube Müdür vekili Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz’ü tanık olarak dinlemek isteyince Av. Öksüz, sekreteri ve kendisinın savcılıkta ifade verdiğıni belirterek, “Yeniden tanıklık yapmaya gerek yok” dedi.
Başkan, daha önce tanıklık yapacağını söylediğini hatırlatınca Av. Öksüz, ifadelerinin aynı olduğunu kaydetti. Başkan, “Yapacak mısınız yapmayacak mısınız?” sorusu üzerine Av. Öksüz, “Hayır, benim de sekreterimin de ifadeleri geçerli.” karşılığını verdi. Başkan da, “Diğer tanığı dinleyeceğiz” diyerek Av. Öksüz’ün sekreterinin dinleneceğini vurguladı.
SİLAHLI ŞAHIS KİMİN KORUMASI
Bu arada duruşma salonunun önüne kadar gelen şahsın, buluntu telefonda parmak izi bulunan ve tanık olarak dinlenmesi istenen M. Ö.’nün koruması olduğu ve üzerinde birden fazla silah taşıdığı öne sürüldü.
Söz konusu şahsın birlikte geldiği bildirilen Murat Çelik de duruşma arasında gazetecilere, “Biz silahlarımızı kapıda bırakıyoruz” dedi.
Duruşmada Serdar Sertçelik için doktordan, “gözaltına alınmasında sakınca vardır” şeklindeki raporu almaya giden ekip aracının şoförü Çağlar Karakaş tanık olarak dinlendi. Karakaş, ekip amiri Ahmet Deniz’in doktorla ne konuştuğunu duymadığını ve neden ikinci kez gittiklerini sormadığını anlatınca Mahkeme Başkanı, “Kanun, yönetmelik bilmiyorsan bu işi niye yapıyorsun?” diye tepki gösterdi.
Tanık olarak dinlenen ekip amiri Ahnet Deniz, doktoru kesinlikle yönlendirmediklerini belirtince Savcı, doktorun niye böyle ifade verdiğini sordu. Deniz, “Muhtemelen konunun geldiği boyuttan panikleyip üstünden atmaya çalışıyor.” dedi.
Serdar Sertçelik de Deniz’e polis memuru Resul’le görüşüp görüşmediğini sordu. Deniz, raporla ilgili görüşmediğini bildirince Sertçelik şunları söyledi:
“Resul benim evde, yanımda konuştu. İkinci rapor için 45 dakika mücadele ettiler. ‘Savcı Bey’in de müdürlerin de haberi var’ dedi. Ahmet Deniz gitmek istemedi herhalde; ısrarla bunu anlatıp, ‘sadece gözaltına alınmasında var eklenecek’ dedi.”
Ahmet Deniz, kesinlikle böyle bir konuşma yapmadıklarını bildirince Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, çelişkilerin giderilmesi için HTS ve baz kayıtlarının dosyaya getirtilmesine muaffakat verip vermediğini sordu. Mahkeme Başkanı da hem Ahmet Deniz hem Çağlar Karakaş’a, “Rızanız var mı?” dedi. Her iki isim olumlu cevap verirken Ahmet Deniz, “Hastane çok büyük, o yüzden hastanede geçirdiğimiz süre 1 saati bulmuştur, ama doktorun yanında bulunduğumuz süre 5 dakikayı geçmez” açıklamasını yaptı.
TELEFONU BULANIN PARMAK İZİ YOK
Büronun kapısına asılan telefonu bulan Avukat Recep Özel’in sekreteri Ulviye Dönmez savcılığa verdiği ifadeyi tekrarlarken, Mahkeme Başkanı, poşeti alıp Av. Recep Öksüz’ün masasına koyarken içinde tehlikeli bir made olabileceğinden endişe duyup duymadığını sordu. Dönmez, “Aklıma gelmedi.” dedi.
Savcı da poşeti sapından tuttuğunu bildiren Dönmez’e, “Poşette parmak izin yok, ne dersin?” sorusunu yöneltti. Dönmez, “Bilemem.” karşılığını verdi.
Bora Kaplan, tutulan tutanakta telefonu 4 kişinin bulduğunun yazıldığını, Ulviye Dönmez’in ise kendisinin bulduğunu belirterek, “Hanımefendi mi doğru söylüyor, tutanak mı?” deyince Mahkene Başkanı yorum yapmama uyarısında bulundu.
Bora Kaplan, “Hangisi yalan, onu soruyorum” deyince de Başkan, “Eğer yalan söylediğini değerlendirirsek suç duyurusunda bulunacağız” açıklamasını yaptı.
Bu arada sanıklar, Av. Recep Öksüz’ün tanığı yönlendirdiğini iddia etti. Bora Kaplan da böyle bir yönlendirme yapılıp yapılmadığının tespiti için kamera kayıtlarına bakılmasını istedi.
SAVCIYI ALKIŞLADILAR
Buluntu telefon poşetinde parmak izi çıkan iş insanı Mustafa Öztaş da tanık olarak dinlendi.
Uzun süredir tanıdığı Murat Çelik’in bir yazıdaki hatayı düzeltip çıktı almak için Şevket Demircan ve Av. Recep Öksüz’le bürosuna geldiğıni, o sırada poşete dokunmuş, parmak izinin de o zaman kalmış olabileceğini tekrarlayan Öztaş’a Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, poşet ve pakette üç parmak izi bulunduğunu vurguladı. Bunun üzerine Öztaş, “Ben sünnetçi falan değilim. Eldivenle falan gezmiyorum.” diye tepki gösterdi.
Av. Köroğlu da, “Bu adam bu dosyada nasıl tanık olabilir?” diye konuştu.
Savcı ise “Şu aşamada bağlayıcı değil, ama bir açıklama yapacağım” girişiyle; kriminal rapoları ve yaptıkları araştırmalarda, buluntu telefondaki bir belgenin üst kullanıcısı olarak Mustafa Öztaş ismini tespit ettiklerini belirterek şunu söyledi:
“Bu kullanıcı adıyla bir cihazdan bu belgeye giriş yapıldığı, oynanmadan kaydedildiği veya yeniden oluşturulduğu görülüyor.”
Bu açıklama üzerine Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik, “Helal olsun” diyerek savcıyı alkışladı.
Savcı, Öztaş’a Serdar Sertçelik’le yurtdışında görüşüp görüşmediğini, verileri veya cep telefonunu kendisine ulaştırıp ulaştırmadığinı sorarken, Av. Umut Köroğlu da “Fransa’ya gidip döndüğünüz gün o PDF klasörü numarası Fransa büfeden almanız tesadüf mü?” sorusunu yöneltti.
Mustafa Öztaş, “Hat almak için Fransa’ya gitmeyi ilk kez duyuyorum. İstanbul’da her ülkenin numarası satılıyor zaten” karşılığını verdi.
Avukatların birbirlerinin sözünü bölerek çok sayıda soruyu pespeşe sorması ùzerind Mahkeme Başkanı’nın, “Duruşmanın en kritik anlarındayız.” demesi dikkat çekti.
BORA KAPLAN: KAMERA KAYDI VAR
Mustafa Öztaş’ın, hakkında “Bazı mekanlarda birkaç kez karşılaştık, ama samimiyetim yok.” dedîği Bora Kaplan’ın soruları sırasında da şu diyalog yaşandı:
Kaplan: Benim ofisime gelip gitti mi?
Öztaş: Evet, gittim.
Başkan: “Mekanlarda karşılaştık” dedin. Niye gittin?
Öztaş: Bir iki kez sohbet için.
Kaplan: Benden hiç borç para almış mı?
Öztaş: Hatırlamıyorum.
Kaplan: Bir 200 bin lira bir de 250 bin lira verdim.
Başkan: Belgen, tanığın var mı?
Kaplan: Elden kendisine ve şoförüne verdim. Polisin bana kumpas kuracağını bildiğim için ofisin tüm kamera kayıtlarını tuttum. Bunlar izlendiğinde ofise elleri boş girip poşetle çıktıkları görülecektir.
Peş peşe soruları üzerine Başkan yavaş olmasını isteyince Kaplan, “Yaramız var.” dedi. Başkan, “Böyle olursa, yara ne olacak bilmiyorum” cevabını verdikten sonra diyaloglar şöyle sürdü:
Kaplan: Allah’ından bulsun. Onun yaptığını biliyorum. En önemli noktayı atladım; benım ofisımde otururken yanımızda bir arkadaşım da vardı. Mustafa Öztaş, “Whatsapp mesajlarıyla oynayabiliyoruz” dedi mi demedi mi? Ben tutuklandıktan sonra bu arkadaşım Av. Ramazan Tufan seni arayıp Erkan Doğan’ın sahte mesajlarını sordu mu?
Öztaş: Hayır.
Kaplan: Ramazan Tufan tanık olarak dinlensin.
ALKOL BAĞIMLILIĞI SORUSU
Sanıklardan Bora Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman da Mustafa Öztaş’ın Av. Cengiz Haliç’i tanımadığını söylediğini, ancak 2019-2020 yıllarında Haliç’in ofisine çok kez geldiğini belirterek, “Alkol bağımlılığınız var mı?” diye sordu. Öztaş, “Alkollü mü gelmiştim?” karşılığını verince Teoman şunları kaydetti:
“Çok fazla. Ayakta duracak durumda değildi, onun için kim olduğunu sordum. Tanımadığın birisinin bürosuna niye geldin?”
Mustafa Öztaş’ın beyanlarının tamamlanmasının ardından Mahkeme Başkanı duruşmayı saat 19.10’da sonlandırırken, Bora Kaplan’ın Av. Umut Köroğlu’na Ramazan Tufan’ı yarın hazır ettikleri takdirde dinleyebileceklerini söyledi.
Başkan, Av. Baran Tansu’ya da silahlı şahısa dair tutulan tutanak hakkında açıklama yapıp, “Koruma memuru olduğu tespit edildi.” dedi.
Av. Tansu, duruşma salonuna kadar böyle gelme yetkisi olup olmadığını sorunca da Başkan, onun gereğinin ayrıca yapılacağını bildirdi.
Salondan ayrılırken Bora Kaplan ve Av. Duran Göçer buluntu telefonun aynısını yaptıklarını, yarın ispatlayacaklarını söyledi. Av. Göçer’in, “İsterseniz sizin telefonunuzda da yaparız.” demesi üzerine Başkan, “Benim numaramı karıştırmayın” esprisini yaptı.
Duruşmaya yarın devam edilecek.