CHP Genel Başkanı Özel: Akın Gürlek, Erdoğan'ın telefon görüşmelerini dinliyormuş ona yalan atmış

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı canlı yayında gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi. Özel, ayrıca Adalet Bakanı Akın Gürlek'le ilgili yeni ve çarpıcı iddialarda bulundu.

12punto

Özgür Özel, Sözcü TV'de katıldığı canlı yayında soruları yanıtladı.

Burcu Köksal'ın AKP'ye geçişi ile ilgili açıklama yapan Özel, "Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar." dedi.

CHP Genel Başkanı Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında bir-iki hafta içinde bir basın toplantısı daha yapacaklarını, bu toplantıda açıklayacaklarının bir bakanın görevine devam etmesine izin vermeyecek bilgiler içereceğini kaydetti. 

Ayrıca Özel, "Akın Gürlek Erdoğan ile kriptolu telefondan konuşuyor. Yakınlarına da ‘Merak etmeyin, ben Erdoğan’ı da dinliyorum. Bana bir şey yapamazlar’ dediği söyleniyor. Ses kaydına alıyor telefon konuşmalarını. Akın Gürlek'in bilgi olarak verdiği 'İmamoğlu'nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk' meselesi yalan ama Erdoğan'a 'Buldum, kanıtı bende, merak etme' diyor" iddiasında bulundu. 

CHP Genel Başkanı Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AKP'ye geçeceği iddialarına ilişkin Özgür Özel şu ifadeleri kullandı:

"Ben aradığımda kapalıydı herhalde telefonu ama arkadaşlar, "Arıyoruz, açmıyor" dediler. Bir takım söylentiler duyulmuştu, anladınız mı?

Ben aradığımda belki bir kere açılmadı, sonrasında kapanmış da olabilir. Yani ben görüşemedim, ulaşamadım.

Bunun dışında tabii bu kadar gün geçiyor. Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar.

“Başka partiye götürme” falan diye… Ama bir yandan da önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti’ye katılacağı yönünde burada çok şey konuşuldu. Demin bir yalanlama gelmedi.

Diğer taraftan Keçiören Belediye Başkanı… Biliyorsunuz Osman Gökçek ve AK Parti’nin bir önceki Keçiören Başkanı ve son seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, ısrarla “Partimizin kapısında, AK Parti’ye gelmeye çalışıyor” diye açıklamalar yapıyordu.

Bu şartlar altında kendisine sormuştum. O bana “İnanın gözünüzün içine bakarak söylüyorum, böyle bir şey yok” demişti. Birden AK Parti’ye geçeceğine ilişkin söylentiler çıkmıştı. O da telefonları kapatmıştı.

Ankaragücü’nün bir taraftar grubuna “Çarşamba günü gelir misin? Beni desteklemeye, tezahürat yapmaya…” demişti. Diğer taraftan AK Parti’nin Meclis’teki grup başkanı böyle bir katılımı AK Parti muhabirlerine doğrulamıştı. O sırada da bizim aramızda hararetli bir mesajlaşma yaşandı."

"GEREKİRSE BOŞA KOCANI AMA PARTİNE BUNU YAPMA"

(Burcu Köksal)- Daha çok kısa süre önce Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’a gidip 'Her şey çok güzel, genel merkezle aramız iyi' diyor. Sonra bir görüşme yapıyor ve her şey değişiyor. Ne gösteriyorlarsa, neyle tehdit ediyorlarsa... Bu artık güçlü bir şüpheye dönüştü. Bana daha önce 'Benim bir yere geçeceğim yok' diye söz vermişti."

Özel, Köksal’ın eşiyle ilgili çıkan iddialar üzerine bizzat devreye girdiğini belirterek yaptığı telefon görüşmesinin detaylarını paylaştı:

"AKP medyası kocasının birtakım işlerini söylüyordu. Kendisini aradım ve 'Senin arkanda dururuz. Kocan bir yanlış yaptıysa gerekirse kocanı boşa ama partine bunu yapma. Yanlışa ortak olma, parti senin arkanda kale gibi durur' dedim. Ancak geldiğimiz noktada Burcu Hanım’ın yarın çıkıp makul bir açıklama yapacak gibi bir hali durmuyor."

"İLK DEFA BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM"

“Şimdi ilk kez de burada bir şey söyleyeceğim. Hani Sözcü Gazetesi’nin televizyonunda olacak…

Bu, bakanın tapuları. Size bir dava açtı bu arada değil mi? Biz de ona dava açtık. O davada inşallah bütün Türkiye’nin önünde hâkim; ne korkacak ne de cesaret gösterisi yapacak. Bu tapu numaralarını resmî yazıyla bakanlığa sorduğunda her şey ortaya çıkacak.

Zaten ilk kez burada açıklayacağım bir kanıtı da söylüyorum size. Bakın, burada İzmir’de, Ankara’da toplam üç tane yer… Ve bunlar dört tane kaydın üçü son üç ayda elde edilmiş. Öbürleri de son 2-3 ayda elden çıkarılmış ki görülmesin diye. Bu tapular var. Bu tapuların burada ID numaraları var.

Murat Kurum’a defalarca seslendim. Desin ki: ‘Şu ID numarası bu tapuya ait değil.’ Yani, ‘Şu tarihte o tapu Akın Gürlek’te değildi’ desin.

Hatta Akın Gürlek’in bakanlığa, ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?’ dediği; bakanlıktan da, ‘250 yıldır tutuluyor kayıtlar, neyi siliyorsun?’ cevabını aldığını da biliyoruz.

Bakın, bu ID’lerden herhangi biri yalanlanmadı ve yalanlanamayacak. Ama şimdi size bir şey söyleyeyim. Murat Kurum’a diyorum: ‘Yalansa yalan de, doğruysa doğru de.’

Bunu söylemiyor ya… Şimdi orada bir şey çıktı ya; bir iş var. Belediye gelirlerinin artırılmasına yönelik bir tebliğ var. Bunun için Bakanlık, Tapu Dairelerinden yapılan satışları alıyor ve belediyelere bildiriyor.

Diyor ki: ‘Şurada, şurada, şurada el değiştirme oldu. Gelip sana başvurmadıysa kaçırma, çağır işlemini yap; alacağını al, gelirini artır, emlak vergini al.’

Bazıları tapuda alıyorlar ama belediyeye bildirmiyorlar, görülmesin diye.

O tebliğe göre Türkiye’nin çeşitli illerindeki ve ilçelerindeki belediyelere giden rutin yazılarda bu 16 tapunun 16’sı da var, iyi mi?

Yani vaktiyle Akın Gürlek bu yerleri satın aldı ve bunu sana bildiriyorum ki gelip emlak vergisini ödemezse, kaydı üstüne almazsa belediye gelirine işlesin.

Bu uygulama Maliye Bakanlığı’nın rutin uygulaması. Kayseri Belediyesi’nin de geliri artsın diye, Manisa Belediyesi’nin de geliri artsın diye. Kaçakçılık olmasın diye.

"ÖZEL, MURAT KURUM'A SESLENDİ: 'AL SANA KANIT'"

Çünkü biri alır, belli bir süre sonra satar; sen onu bilmezsin. Gelip başvurması lazım. Başvurmuyorsa diye…

Soruyorum şimdi Murat Kurum’a:

Bütün belediyelere bu yazıları yolluyorsunuz ya, bu 16 tapuyla ilgili Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki belediyelere gitti mi, gitmedi mi?

Al sana kanıt. Şimdi hesapları şu: Mahkemenin başkanı korkacak. Biz tapuları isteyeceğiz. O da diyecek ki ‘Gerek yok.’

Tapu kaydı şudur budur ki gizli değildir; alenidir tapu kayıtları.

Böyle sanıyor ki ben, bir başsavcının 190 yıl boyunca maaşını biriktirse elde edeceği 465 milyon TL’lik taşınmaz edinmesini sorgulamayayım. Çünkü başka bir iş yapamazlar. Yasaktır.

Ve bir ‘İBB borsası’ olduğu iddia ediliyor. O borsa üzerinden zenginleşme olduğu iddia ediliyor. Ben de bu soruları sordum. Buna karşılık: ‘Sen uslu durmuyor musun? Sen bu işleri karıştırıyor musun? Dur bakayım, ben de seni acaba Antalya’ya karıştırabilir miyim? Acaba Uşak’a karıştırabilir miyim?’ dediler.

Ne kadar yalan şeyler oldu… Neler neler söylediler. Millete neler bastırıyorlar… Ama teker teker her biri çöküyor. Bakın, çok net: Bu 16 tapunun dışında Tema’dan ev aldı. Daha tapusu yok, tapusu üstüne geçmedi. Yalanladı.

Tema basın bildirisi yayınladı: ‘Aldı ama ucuza vermedik, değerinde verdik’ diye.

Bakın, Senfoni Evleri… İstanbul’da muhteşem bir yerde, 95 milyon TL’lik. Alıcı adı soyadı: Akın Gürlek. Emlak Konut satış işlemi, parafı marafı…

Bunu Emlak Konut yalanlayamıyor. Yalanlasın bakalım Murat Kurum. Emlak Konut’un belgesi böyle mi?

Sadece tek başına bakın, bu 16 tapu dışında 96 milyon TL’lik… Yani normalde Anadolu’da bir evin 3 milyon TL olduğu düşünülürse, Anadolu’da 30 ev parasına Senfoni Evleri’nden yer alıyor.

Şimdi sanıyor ki ben Özgür Özel’e: ‘Oradan buradan topladım, götürdüm teslim ettim’ diye bir iftiracı bulacaklar. Benzin istasyonu işini tutturamadılar. Baz yok, kimse yok."

MUTLAK BUTLAN GÜNDEMİ

“Şimdi burada partinin eski genel başkanını yeni genel başkanıyla karşı karşıya getirmeye çalışan bir süreç var. ‘Mutlak butlan olursa şu olur, bu olur’ falan…

Ya ayıptır ya. Bu partide ‘eski genel başkan’ dediğin; Hikmet Çetin’dir, rahmetli Altan Öymen’dir, İsmet Paşa’dır, Bülent Ecevit’tir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, Deniz Baykal’dır.

Yani başka bir şey yok. Yok efendim şu olmuş, bu olmuş… Delegenin salonda verdiği karar, vicdanıyla verdiği bir karardır. Bunlarla ilgili bir sürü davalar açtılar. Bir sürü deliler buldular, iftiracılar buldular. Delege olmayan adamlar…

Şimdi isimlerini anıp meşhur etmek istemiyorum ama delege olmayan rezil adamların beyanları… Ankara’da mahkeme görüyor. Gelin dinleyin mahkemeyi. Mahkemede hakim diyor ki: ‘Böyle demişsin.’ ‘Öyle duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Unuttum.’ Hakim diyor ki: ‘Ya “unuttum” diye tanıklık mı olur?’

En son geçen gün bir savcı demiş ki: ‘Şunu da dinleyelim.’ Bizim avukat da: ‘Yok artık ya, onu da mı dinleyeceğiz?’ demiş. Bana sordular. ‘İyi olmuş’ dedim.

Dinlenmesi eksik kalır. Sonra derler ki: ‘Bir meczup vardı, onu dinleselerdi ispatlayacaktı.’ Gelsinler, anlatsınlar, ispatlasınlar. Bir görelim bakalım kim ne diyor.”

"MUTLAK BUTLANIN GELECEĞİ VARSA GÖRECEĞİ VAR"

"Mutlak butlan gelmez. Geleceği varsa göreceği var. Denemesi bedava; Bunu Erdoğan için söylüyorum. Bugün normal şartlarda gelmez. Aklıselim hiçbir hukukçu böyle bir şey söylemez. Zaten başvuru süresinin üç ay olduğu, kişiler açısından itiraz süreleri dolup mazbata verildikten sonra bunun iptalinin mümkün olmadığı; aksi takdirde seçim hukukunun tamamen sakatlanacağı ortada.

Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir asliye hukuk mahkemesinden sizin partilerin kurultaylarını iptal edebileceğiniz bir düzen kurarsanız, bu siyasi partiler açısından hukuki güvenceyi ortadan kaldırır. Yarın biz iktidar oluruz. Ne yapacağız? Hadi bir mutlak butlan AK Parti’ye… Recep Tayyip Erdoğan gitti yerine Abdullah Gül geldi falan… Böyle şey olur mu? Öbür taraftan Devlet Bahçeli’ye de mutlak butlan gelsin… Olmaz yani. Bu akıl sır erecek bir iş değildir.

Kaldı ki o kurultayın üstüne üç tane daha kurultay yapılmış. Hele sonuncusu mahallelerden başlayarak; delegeler mahalleyi, ili, ilçeyi, genel merkezi, genel başkanı seçmişler. Yani süreç sıfırdan yapılmış. Zaten o yüzden birinci kademe mahkemesi ‘dava konusuz kaldı’ dedi. Ama esasa da girdi. Hani diyorlar ya ‘usulden bozdu’ diye… Hayır. Mahkeme dedi ki: ‘Yeni kurultay yapıldı, dava konusuz kaldı.’ Ama bir an için konusuz kalmasa bile diyerek esasa da girdi. Çünkü doktrinde şöyle bir yaklaşım vardır: Konusuz kalan davada da biraz esasa gir ki karşı taraf sonra ‘konusuz kalmasaydı ben haklıydım’ demesin.

Esasta da tıkır tıkır böyle bir şey olmadığını ve olmayacağını ifade etmiş. Şimdi dosya istinafta. Birileri diyor ki: ‘İstinaf mahkemesinin hâkiminin yerinde olmak istemezdim.’ Bu kadar spekülasyon, laf söz… İnşallah hızlı şekilde karar verirler de biter. Ama mutlak butlan, normal hukuk düzeni içinde verilebilecek bir karar değil. Kurultayla ilgili ceza davası başka bir dava. Orada kişiler bir yıldan üç yıla kadar ceza alabilirler. Somut bir kanıt bulursanız…

Ama üç yıl geriye dönüp kurultayı iptal etmek falan olmaz. Olacak iş değil. Olursa ne olur? Çok ağır bir siyasi baskı olur. İlgili heyeti tanımam etmem ama şahıslarından bağımsız söylüyorum: Bu ancak olağanüstü bir siyasi baskı ve zorlamayla olur.” Bakın, mahkeme kararını kendi versin ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne böyle yöntemlerle müdahale etmeyi denemesi bedava.

Bu kadar. Yok efendim mutlak butlan gelirse şu olur, bu olur… Denesinler. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez. Çok net. Yok efendim CHP başka parti kuracakmış… Daha önce de söyledim: Yedek parti var mı? Var. Ama mutlak butlana karşı değil; kapatma davasına karşı. Mutlak butlanda mücadele alanı Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisidir. Biz burada delegenin vermediği bir yetkiyi almayız. Delegenin elimize verdiği bayrağı da kimseye bırakmayız.”

'AKIN GÜRLEK ERDOĞAN İLE KRİPTOLU TELEFONDAN KONUŞUYOR'

“Dün üzülerek izledim. Sen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydın ve senin başsavcılığında Aziz İhsan Aktaş soruşturması yürütüldü. Telefonunun şifresini devlete güvenerek veren herkesin bilgileri dağıldı gitti. Savcının telefonundaki özel bilgiyle kendisine şantaj yaptığını söyledi İmamoğlu'nun kayınbiraderi. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden görüntülerin yayılması doğru değil diyor. Size emanet bunlar, elinizde duruyor. Basın danışmanını yanında getirdi. Oda verdi. Önce basın grubundan mesaj atılıyordu, ben söyleyince tek tek özelden atılmaya başlandı. Canlı yayında dört gazeteciye aynı bilgilendirmeyi aynı anda yapan bir el var. Psikolojik operasyon yapıp Türkiye siyasetine yön vermeye çalışıyorlar. 

Eğri oturup doğru konuşalım. Asrın yolsuzluğu diyen, parkenin altından Euro'lar çıktı diyen, İmamoğlu'nun araçları diye MHP'linin araçlarını servis ettiren, jammerları servis ettiren o. Bütün yandaş gazeteciler bu yalanları paylaştı, iddianameye koymadılar. Gelip Ankara'da siyasetçi taklidine, insan taklidine başlayacak... E faili meçhuller şimdi açığa kavuşturulacaksa Erdoğan'ın atadığı bir önceki iki önceki üç önceki bakan mı kapattı bunların ismini?

"Ben diyene kadar Erdoğan'ı Cuma gidip Hz.Ali Camii'nin VIP odasında buluyordu. Ben onu dediğimden beri konuşmuyorsunuz."

"Şimdi kriptolu telefon var aranızda, Erdoğan'la kriptolu telefonla görüşüyor, bütün yargı süreçleriyle ilgili bilgiyi kriptolu telefonla veriyor."

"Yakınlarına, çevresine sesini kısarak 'Erdoğan'ı da dinliyorum, bana bir şey yapamazlar' diyor. Sayın Erdoğan duymadıysa ihbar ediyorum. Kriptolu telefonu kayda aldığını söylüyor."

"Akın Gürlek'in sana bilgi olarak verdiği, Ekrem İmamoğlu'nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk meselesi yalan ama Erdoğan'a buldum, kanıtı bende merak etme diyor. Sayın Erdoğan'a ilan ediyorum, evet o kazı yapıldı ve hiçbir şey bulunamadı, arama tutanakları elimizde."

"Akın Gürlek'in, Erdoğan'a kriptolu telefondan yarısı doğru, yarısı yalan bir çok beyanat verdiğini ve kendi ağzından talimat aldığını, örneğin 'efendim şunu yapalım mı?', o da 'tabii, tabii' dediğini ve bunları kayda aldığını, 'yarın bana bir şey yapamazlar Erdoğan'ın sesini kaydediyorum', net, bu kadar açık söylüyorum."

Bunlar sizin arkadaşlarınız ve ailelerine, sizlere tehdit olmaya başladı. Kendi düşen ağlamaz. Sonra ağlamayın. Çok şey biliniyor ve konuşuluyor. Bu adamın çeşitli mafyatik gruplarla bağlantı kurmaya çalışmaları filan... Ne duyuyorsanız oturun, bir araya gelin. Birbirinizle bu bilgileri paylaşın. Milli güvenlikle ilgili bir sorun. Cumhurbaşkanını yanıltmakta.”