Çorlu'da 2 polisin şehit olduğu olayın perde arkası ortaya çıktı

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde iki polisin şehit olduğu saldırının perde arkasına ilişkin dikkat çeken detaylar ortaya çıktı. Gazeteci İsmail Saymaz, olayın kavga ihbarından değil, kayıp olarak aranan bir şüpheliyle ilgili aile başvurusu sonrası yaşandığını aktardı.

12punto

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde görev başında şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç’un yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin yeni bilgiler gündeme geldi. Altı katlı bir iş merkezinin üçüncü katındaki adrese giden polis ekibine ateş açıldığı, saldırganın ise yaralı şekilde yakalandığı olayın arka planını gazeteci İsmail Saymaz paylaştı.

Saymaz’ın aktardığı bilgilere göre, olayın başlangıcında kamuoyuna yansıdığı gibi bir kavga ihbarı bulunmadığı belirtildi. Şüphelinin ailesinin, hakkında kısıtlılık kararı bulunan ve kayıp olarak aranan yakınlarının yerini tespit ederek polisten yardım istediği öne sürüldü.

İddiaya göre polisler, şüphelinin paniğe kapılıp kaçmaması için sivil kıyafetlerle adrese gitti. Binadaki bir büfeciden alınan anahtarla daireye girildiği sırada saldırının gerçekleştiği, boğuşma sırasında bir polisin silahının saldırganın eline geçtiği ifade edildi. Şüphelinin, yaralanan polis memurlarına ateş açtığı ve ardından sokağa çıkarak çevreye rastgele ateş ettiği belirtildi.

Saymaz ayrıca saldırganın kendisine IŞİD görünümü vermeye çalıştığının değerlendirildiğini, hastanede üzerinde kablolar bulunduğunu ve evde yapılan incelemelerde duvar yazıları tespit edildiğini aktardı.

Saymaz'ın aktardıkları şu şekilde;

"İki gün önce Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç adlı iki polisimiz şehit düştü.

Üzerinden iki gün geçtiği halde saldırının nedeni…

Saldırganın kimliği açıklanmadı.

Terör eylemi mi…

Kriminal bir vaka mı…

Belirtilmiyor.

Tekirdağ’daki kaynaklarımı aradım.

İstanbul’da yaşayan ve şizofreni hastası olduğu ifade edilen 24 yaşındaki Orhan Altan, bir süre önce Çorlu’ya gelerek, Reşadiye Mahallesi Kumyol Caddesi Gölcük Meydanın’daki iş merkezinin üçüncü katında oda tutuyor.

Ailesi, kısıtlılık kararı olan ve kayıp şahıs diye aranan Altan’ın izini bulup polisten yardım istiyor.

Tütüncüler ve Koç, 17 Mayıs’ta Altan’ın kaldığı adrese gidiyor. Altan’ın korkup kaçmaması için sivil giysiler giyinen iki polis kapıya vuruyor; Altan açmıyor.

İki polis giriş kattaki büfeciyle sohbet ediyor.

Büfeci “Evin anahtarı bende var” diyor.

Polisler anahtarı alıp Altan’ın kaldığı eve çıkıyor.

Kapıyı açar açmaz Altan’ın bıçaklı saldırısına uğruyorlar.

Polis bıçak darbesiyle yaralanıp yere düşüyor.

Altan, polisin beylik silahını alıyor.

Hem yerde yatan polise hem de koridora çıkıp yardım isteyen arkadaşına üçer kez ateş ediyor. İki polisimiz şehit düşüyor.

Altan, silahla sokağa çıkarak koşmaya başlıyor.

Sağa sola ateş ediyor.

Kurşun seslerini duyan bir polis devriyesi, ayağına ateş ederek, Altan’ı yakalıyor.

Vatandaşlar Altan’ı linç etmek istiyor. Polisler Altan’ı kalabalığın elinden alıp uzaklaştırıyor.

Altan’ın kendisine IŞİD görünümü verdiği, saç ve sakal uzattığı belirtiliyor.

Hastanede, vücudunda kablo çıkıyor. Kabloyu kendisine canlı bomba süsü vermek için yerleştirdiği düşünülüyor.

Evindeki incelemede ise duvarlara yazılar yazdığı belirlendi."