Emekli Büyükelçi Uluç Özülker değerlendirdi: ‘Dünya karışıyor’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, ABD-İran savaşının geleceğini ve bunun yol açtığı hukuksuzluğun yanı sıra Türkiye’nin konuya ilişkin politikasını 12punto’da değerlendirdi.
12punto
Cenk BAŞBOĞAOĞLU- 12punto.com.tr
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı dış gündemin ana başlığı hâline gelmişken savaşın küresel çapta genişlemesi konuşuluyor.
Öte yandan Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) hariç tüm bakanlıklara “Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Dairesi” bünyesinde yapılan atamalar ve İletişim Başkanlığı görevinden alınarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)’in başına getirilen Fahrettin Altun, Vatikan Büyükelçiliği'ne atandı.
Savaşın geleceğini, diplomasinin krizini ve Türkiye faktörünü Emekli Büyükelçi Uluç Özülker 12punto’da yorumladı.
‘HUKUKTA BUNUN YERİ YOK’
ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırıları diplomasi yönünden değerlendiren Özülker, bunun bir facia olduğunu ve devletlerarası hukuka aykırı olduğunu belirtti ve “Bir ülkenin seçimle gelmiş başkanını -o seçim doğrudur yanlıştır, içeride her ülkenin kendine göre koşulları var- siz gelip de 'bu ülke yanlış yapmaktadır, ben devlet başkanını kaçırırım' diyemezsiniz. Tıpkı Venezuela’da yapıldığı gibi... Bunun hukukta yeri yok. Siz tatmin olacaksınız diye bir başkasının haklarını çiğneyemezsiniz. Bunu yaptığınız zaman bunun adına vandalizm derler.” diyerek Venezuela’ya uygulanan politikayı da hatırlatarak ABD’nin tutumunu eleştirdi.
‘SİYASİ GELECEĞİNİ RİSKE ATMIŞ OLUR’
Özülker, “Amerika Birleşik Devletleri aslında burada yok, bütün desteğini İsrail’e yönlendirmiş durumda. Amerika doğrudan müdahale etmiyor, sanki barışçılmış gibi gözükmeye çalışıyor ama İsrail’i cephede mükemmelen kullanıyor. İsrail de Amerika’yı mükemmelen kullanıyor. Trump, Evanjelist ve Siyonist lobilerin %20’lik oy desteğini kaybetmemek için İsrail’e 'dur' diyemez. Bunu yaptığı andan itibaren kendi siyasi geleceğini riske atmış olur." diyerek ABD-İsrail ortaklığının iki taraf adına da “hayati” olduğunu aktardı.
‘TARAF OLMAMALIYIZ’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Ankara’nın denge politikasına ve savunma sanayiinde gösterdiği gelişime de işaret ederek, “Ben bir siyasi değilim. Her halükarda şu veya bu partinin adamı da değilim ama ben bu Türkiye Cumhuriyeti’ne aşık, büyükelçiliğiyle de her şeyiyle de burada ona kendini vakfetmiş bir insanım. Türkiye’nin ne kendisinin bu Orta Doğu bataklığına bulaşması ne de birilerini karşımıza alacak bir cepheleşme içine girmesi doğru olur. Ben bu açıdan baktığım zaman yapılanları doğru buluyorum. Bizim 15 Temmuz sonrası savunma sanayiinde gösterdiğimiz atılım bizi ciddiye alınması gereken bir güç haline getirdi. Yılanın üzerinde yürümemek, onun sizi sokmasına mahal verecek bir adım atmamak akıllı bir politikanın adıdır. Biz taraf olmak değil, Türkiye’yi savunabilecek konuma gelmiş bir güç olmalıyız." dedi.
‘DENGEYİ KORUMAMIZ ŞART’
Küresel bir savaş riskine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özülker, ABD’nin asıl rakibinin Çin olabileceğini ve bunun önümüzdeki on yıl içerisinde belirginleşeceğini, "Amerika’nın 13 tane uçak gemisi var ama bunları yenileyemiyor; ne para ne teknisyen ne de liman var. Çin ise üçüncü uçak gemisini indirdi ve 2035’e kadar 13 gemi üretmeyi hedefliyor. ABD, bugün Çin’in ayağına kurşun sıkıp bir önleme yapamazsa, 2030’dan sonra Çin’in egemenliği altında bir dünyayla karşılaşacağını biliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde dünyada büyük bir savaşın içine girilme ihtimali stratejik makalelerde açıkça yazılıyor. Bizim burada dengeyi korumamız şart.” şeklinde ifade etti.
‘AVRUPA MÜFLİS’
Savaş karşısında Avrupa’ya dair Özülker, “Avrupa müflis. Bugüne kadar Amerika’ya sırtını dayamış bir güzel yaşıyordu. NATO harcamaları gündeme gelince sadece altı ülkenin gerçek anlamda silahlı kuvveti olduğu ortaya çıktı. İngiltere’nin uçak gemisi paslanıyor, kullanamıyorlar. Avrupa şu an ABD’nin himayesinde yaşıyor; Amerika 'elinizi cebinize koyun' dediği an bunu yapacak kapasiteleri yok." sözlerini sarf etti.
Öte yandan Özülker, Avrupa Birliği’nin konu savaş olunca Türkiye’ye karşı ikiyüzlü bir tutum aldığını, “Türkiye’nin silahlı kuvvetleri çok güçleniyor. Dolayısıyla bir sual sorduk biz onlara; ‘Madem ki bu kadar önemliyiz o zaman bizi niye tam üye yapmıyorsunuz?’ diye. ‘İkisi birbirinden farklıdır; güvencede varız ama Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunda yokuz’ dediler. Yani Avrupa dediğiniz de bundan ibaret.” sözleriyle açıkladı.
‘DÜNYA KARIŞIYOR’
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2026/80 sayılı karar ile 6/3/2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararına göre MSB dışında tüm bakanlıklara “Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Dairesi” başkanları atandı. Aynı tarihli Resmi Gazete’nin 2026/67 sayılı kararında ise TİHEK’in başında bulunan Fahrettin Altun Vatikan Büyükelçiliğine atandı. Konuya dair Özülker, “Efendim dünya karışıyor. Yani mevcut koşullarda dünya savaşı hemen yarın çıkmaz. Çünkü karşısında bir muhatap olması lazım, söylediğim gibi ne Çin ne Rusya şu sırada bir savaş çıkarmak niyetinde değiller. Türkiye öyle arada bir noktada ki Orta Doğu, burada Türkiye’ye pabuç bırakmayacaklar. O zaman ben birinin ayağına basmamak durumundayım, dengeli olmam lazım. Çünkü yukarıda Rusya, aşağıda Amerika, orada İsrail... Yani öyle bir karmakarışık ki hepsi benim üstümde. Peki ben ne olmalıyım? Taraf olmak değil, Türkiye’yi savunabilecek konuma gelmiş bir güç olmalıyım. Ama Türkiye’nin saldırarak bir şey çözümlemesi noktasında da yaşamamam lazım çünkü bu bataklığa girersek içinde batarız. Şimdi bu koşullarda, Türkiye’de dışarıdan gelebilecek bir karmaşa içinde kendini savunmaya daha fazla adayabilecek adımların atılmasından daha doğal bir şey olamaz.
Diğer taraftan Vatikan siyasi değil, dini bir posttur. Oraya atanacak kişilerin dini konulara vakıf olması gerekir. İç siyasetteki atamalara yeniden gelince; bunlar biat etmiş toplumun yansımasıdır. Tek adam rejiminde yukarıdan bir karar verilir, aşağıdakiler sadece 'evet' der. Gerisi iki dudak arasındaki bir süreçten ibarettir." değerlendirmelerinde bulundu.