Erdoğan 'maalesef' diyerek rakamları açıkladı: 'Haklılığımız ispat edilmiş oldu'

Aile ve Nüfus On Yılı Programı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğurganlık hızının 2017’den bu yana yenilenme seviyesinin altında seyrettiğini belirterek, evlilik yaşındaki artış ve boşanma oranlarındaki yükselişin nüfus yapısını olumsuz etkilediğini söyledi.

12punto

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Nüfus On Yılı Programı kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye’de evlilik yaşının yükseldiğini, boşanma oranlarının arttığını ve buna bağlı olarak doğurganlık hızının gerilediğini ifade etti.

Erdoğan, mevcut verilerin kaygı verici olduğunu belirterek, “Doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz.” dedi ve şu değerlendirmede bulundu:

“Bu endişe verici tablo sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus ve azalan doğum oranlarıyla karşı karşıya. Örneğin Türkiye'de yüzde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş gençtir. Biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.”

Program çerçevesinde belirlenen beş öncelik ise şu şekilde sıralandı:

  • Aile kurumu ve nesillerin korunması
  • Evlilik müessesesinin teşvik edilmesi
  • Doğurganlık hızının artırılması
  • Gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahının güçlendirilmesi
  • Kırsal alanların yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı

Konuşmasında aile kurumunun önemine vurgu yapan Erdoğan, “Artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum. Şu bir gerçek ki, bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü ve teknolojisinin ileriliğiyle ölçülemez. Bir milletin gücü beşiklerde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus On Yılı belgemiz, bu doğrultuda atılacak adımlara daha da güç katacağına inanıyor, milletimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, aile yapısının zayıflamasının toplumsal yapıyı da etkilediğini belirterek, “Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum puan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birliğinden ayrı düşünülemez. Aile toplumun temelidir ilkesi, milletimizin asli kimliğini ortaya koyan veciz bir cümledir.” dedi.

“EN AZ ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRIMIZIN HAKLILIĞI KABUL EDİLDİ”

Geçmişte yaptığı çağrılara da değinen Erdoğan, “Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yön ve yol arayışının arttığı bir dönemdeyiz. 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz. 2007'de ‘En az üç çocuk’ diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu yaklaşımımız bazı kesimlerin tepkisini çekmiş, hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan nice ahlak dışı iftiraya maruz kalmıştık.” ifadelerini kullandı.

“Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O gün bizi eleştirenler, bugün haklılığımızı kabul etmek zorunda kalıyor. Yarın tarih tekerrür edecek.”

“RAKAMLAR TEDİRGİN EDİCİ”

Dijital çağın aile yapısı üzerindeki etkilerine değinen Erdoğan, “Dijital çağda aile de dönüşüyor, ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Riskleri öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlıyoruz.” dedi.

“Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edici. Doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. ”

“Bu endişe verici tablo sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus ve azalan doğum oranlarıyla karşı karşıya. Örneğin Türkiye'de yüzde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş gençtir. Biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.”

“BELGEMİZİ BEŞ STRATEJİ ÜZERİNE BİNA ETTİK”

Programın kapsamına ilişkin bilgi veren Erdoğan, “2025 Aile Yılı'yla ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. 2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı olarak belirledik. Vizyon belgemiz insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi beş strateji üzerine bina ettik. ” dedi.

“Birincisi aile kurumu ve nesillerin korunması, ikinci öncelik evliliğin teşviki, üçüncü öncelik doğurganlık hızının artırılması, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci öncelikse kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı. ”

"Mayıs ayının son haftasını Milli Aile Haftası olarak kutlamak, toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihdiva edecek şekilde geliştirecektir."