Fatih Altaylı'dan AKP'nin transferleriyle ilgili çarpıcı Erdoğan yorumu: 'Amacı, onları kazanmak değil ki, asıl amaç...'

AKP'nin gerçekleştirdiği vekil ve belediye başkanı transferleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Fatih Altaylı, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu transfer ettiği isimlerden bir cacık olmayacağını bilmiyor mu, bilmemesi mümkün mü! Amacı, onları kazanmak değil ki, asıl amaç karşı tarafı kaybettirmek, muhalif seçmende bir yılgınlık, bir inançsızlık yaratmak. “Bakın, sizin oy verdiklerinizi ben bir parmak şıklatarak ayağımın dibine oturtuyorum” demek, güvenlerini yıkmak." ifadelerini kullandı.

12punto

31 Mart Yerel Seçimleri'nde CHP'den Afyonkarahisar Belediye Başkanı olarak Burcu Köksal'ın AKP'ye transfer olması siyaset gündemindeki yerini koruyor.

Gazeteci Fatih Altaylı, AKP'nin gerçekleştirdiği milletvekili ve belediye başkanı transferleriyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 

Altaylı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu transferlerle asıl hedefinin kadro gücünü artırmak değil, muhalefet seçmeninin inancını ve motivasyonunu sarsmak olduğunu iddia etti.

Altaylı'nın İhanetin her türlüsü başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyle:

Meseleyi Lütfü Türkkan toplumun önüne getirdi. İsim vermeden.

Bir kadın milletvekili, milletvekili seçildikten sonra seçildiği ilden bir gazeteciyi “danışmanı” olarak Ankara’ya getirmiş, bir süre sonra milletvekili ile danışmanın arasında ilişki olduğu iddiaları yayılmış ve sonunda milletvekili kadın eşinden boşanıp memleketten getirdiği “danışmanı” ile evlenmişti.

Bu bir “ihanet” imasıydı, bir çapkınlık imasıydı.

Açıkçası çok da umursamadım görünce. Eski bir olaydı, o günlerde değil bugünlerde gündeme gelmesi ilginçti ama erkek milletvekilleri kadar kadın milletvekilleri de çapkın olabilir, ihanet edebilirdi. İhanetin cinsiyeti de olmazdı, erkek yapınca normal karşılayıp, kadın yapınca ayıp diyecek halimiz yoktu.

Sonuçta özel hayattı.

Daha sonra memleketten getirdiği danışmanla ilişki kurup kocasını boşayan ve danışmanı ile evlenen kadın milletvekilinin şimdilerin

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal olduğunu öğrendik. O zamanki soyadı “Kaşıkçı” idi ve evlendikten sonra danışmanının soyadını almış, Burcu Köksal olmuştu.

Dediğim gibi özel hayattı ve bizi de hiç mi hiç ilgilendirmiyordu. Sadece siyasetçimizde ihanetin siyasetle sınırlı olmadığını öğrenmiştik.

Ama bir şey daha öğrenmiştik.

Burcu Hanım öyle tepeden inme, sokaktan bulma bir CHP’li değildi. Seçim kazanmak için sağdan soldan devşirilen popüler bir isim de değildi. Aynı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu gibi “kökten” partiliydi. CHP’de uzun yıllardır siyaset yapıyor, mecliste CHP’ye oy veren yüz binleri temsil ediyordu. O yüz binler, o milyonlar CHP’nin önüne koyduğu milletvekillerine oy veriyordu çünkü rejimi tehlikede görüyor, Atatürk ilkelerinin ayaklar altına alınmasından rahatsız oluyor, milli eğitimin artık milli olmadığını, eğitimin hiç olmadığını anlıyor, Cumhuriyet’e sahip çıkmak için oylarını CHP milletvekillerine veriyordu.

Milyonlarca muhalif seçmen CHP’de siyaset yapan bu kişilerin kendileri ile aynı hisleri paylaştığını, kendileri ile aynı kaygıları taşıdığını, ülkenin geleceği için kendileri gibi endişelendiklerini düşünüyor, bu yüzden onlara oy veriyorlardı.

Bu transferler işte bu nedenle toplumda, muhalif seçmende büyük hayal kırıklığı yaratıyor. İhanet edenlere elbette çok kızıyorlar ama asıl hayal kırıklıkları siyasete, partiye yönelik. CHP’li milletvekilleri ile aynı ülküyü paylaşmadıklarını, aynı hayali kurmadıklarını, aynı geleceğe inanmadıklarını, daha geniş bir tanımla aynı yolun yolcusu olmadıklarını düşünmeye başlıyorlar. Siyasete güvenlerini yitiriyorlar. Kendilerinden zannettiklerinin kendilerinden olmadığını görüp hayal kırıklığına uğruyorlar. Zaten AK Parti yönetiminin istediği de tam bu. AK Parti’nin zorda olduğunu, artık pazarlayacak bir hayali kalmadığını biliyorlar. O zaman karşı tarafın hayal pazarlamasını da engelleyelim, diyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu transfer ettiği isimlerden bir cacık olmayacağını bilmiyor mu, bilmemesi mümkün mü! Amacı, onları kazanmak değil ki, asıl amaç karşı tarafı kaybettirmek, muhalif seçmende bir yılgınlık, bir inançsızlık yaratmak. “Bakın, sizin oy verdiklerinizi ben bir parmak şıklatarak ayağımın dibine oturtuyorum” demek, güvenlerini yıkmak.

Bunu başarıp başaramadığına ise siz karar verin.