Gazeteciye saldırı davası: Savcı azmettirenin de bulunmasını istedi
Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 2019’da evinin önünde sopalarla saldırıya uğramasına ilişkin davada savcı, 6 sanığın 5 yıldan 16’şar yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Savcı ayrıca saldırıyı azmettiren fail veya faillerin belirlenmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Demirağ ise “Cezasızlık algısının ortadan kaldırılması için sanıklar en ağır şekilde cezalandırılsın” dedi.
12punto
Gazeteci-Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 10 Mayıs 2019’da katıldığı bir televizyon programından sonra evinin önünde kalabalık bir grubun saldırısına uğraması ve sopalarla öldüresiye dövülmesi davasında Savcı, İstinaf’ın bozma kararına uyularak saldırıyı düzenleyen 6 sanığa verilen 9’ar yıl hapis cezasının artırılması yönünde mütalaa verirken, söz konusu sanıkları azmettiren fail veya faillerin tespit edilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını da istedi. Gazeteci Demirağ ise, “Toplumdaki cezasızlık algısının ortadan kaldırılması için sanıklar en ağır cezaya çarptırılsın, Türkiye’ye örnek olsun.” dedi.
Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yaklaşık 2 yıllık yargılamanın ardından, Demirağ’a saldıran 6 sanık “kasten yaralama ve tehdit” suçlarından 9’ar yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin geçtiğimiz Aralık’ta oybirliğiyle verdiği kararda sanıkların alt sınırdan uzaklaştırılarak cezalandırılmasına hükmedilmişti.
Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapatılması nedeniyle 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yeniden yargılamanın bugünkü ikinci celsesine sanıklardan sadece Necmettin İnan ve Emrah Yavuz ile avukatları katılırken, Savcı esas hakkındaki mütalaasının hazır olduğunu, ancak bunu sunmadan önce Yavuz Selim Demirağ’a bir soru sormak istediğini bildirerek, “Saldıranlar çevreden gelenlerin bağırması üzerine mi yoksa birisinin ‘Hadi’ demesi üzerine mi bırakıp gittiler?” sorusunu yöneltti.
Demirağ, olayın 36 saniye sürdüğünü, yerde yattığını, ‘Hadi” denildiğini duyduğunu söyleyince Savcı bu defa da, “İsteseler devam edebilirler miydi?” diye sordu. Demirağ şu karşılığı verdi:
“Öldüğümü zannederek bıraktılar. Bugüne kadar üç ameliyat geçirdim. Önümüzdeki günlerde bir ameliyat daha olacağım. Eski bir asker olarak başımı korumayı bildiğim için ölmekten kurtuldum.”
'ÖLDÜRME KASTININ OLDUĞU DÜŞÜNÜLSE DE...'
Savcı bir kez daha, “Etraftakilerin müdahalesi olmadı yani” dedikten sonra esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Savcı, sanıkların aidiyet duygusu içinde kendilerine verilen komut içinde hareket edip ayrılması, aynı araçla kaçması ve olayın planlı olması göz önüne alındığında “öldürme kastının bulunduğu düşünülmekle beraber”; saldırıyı kendiliklerinden sona erdirmesi, 6-7 kişi olan grubun tek başına olan Demirağ’a karşı rahatça eylemlerini sürdürebilecekleri dikkate alındığında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinden dolayı suçun nitelikli yaralama olduğunu, Demirağ’a karşı hakaret ve tehdit suçlarının da işlendiğini, bunlara ilave olarak düşünceyi açıklama, yayma ve basın hürriyetinin engellendiğini bildirerek, sanıkların tüm bu suçlardan 5 yıldan 16’şar yıla kadar hapisle cezalandırılması yönünde mütalaa verdi.
Savcı ayrıca sanıkları azmettiren fail veya faillere ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını istedi.
AZMETTİRENLER KİM?
Mütalaanın ardından sanık avukatları savunma için süre talebinde bulunurken, mütalaada geçen “grup aidiyeti” ifadesinin ucunun açık olduğunu, hangi gruplar ile hangi azmettirenlerden söz edildiğinin ve Yavuz Selim Demirağ’ın hangi yazısından dolayı hedef alındığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Savcı, “Gazeteci olarak yazdığı tüm yazılardan dolayı hedef alınmıştır. Gruptan kasıt da sanıklar” karşılığını vermekle yetindi.
Mütalaaya karşı beyanı sorulan Yavuz Selim Demirağ, “Maddi ve manevi kayıplarım bir yana, hem toplumu hem hukuku sarsan cezasızlık algısının ortadan kaldırılması için sanıkların en ağır şekilde cezalandırılarak Türkiye’ye örnek olacak bir karar verilmesini istiyorum.” dedi.
Demirağ’ın avukatı Cemal Özdoğan da, suç vasfının yaralama değil kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu ve mahkemenin suç vasfını değiştirme yetkisinin bulunduğunu vurgularken, şunlara dikkat çekti:
“Evine kadar takip edilmesi, öncesinde burada oturup oturmadığı konusunda keşif yapılması, saldırı esnasında kritik baş bölgesine demir çubuk ve sopalarla vurulması, hareketsiz kalınca öldüğü zannıyla gidilmesi, polise veya sağlık kuruluşuna haber verilmemesi, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tabloda eylemden gönüllü vazgeçme söz konusu değildir. Öldüğü zannıyla bırakıp gidilmiştir. Adli Tıp Kurumu’nun verdiği kafa travması raporu da bunu doğrulamaktadır. Hasbelkader ölmemiştir.”
Sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını yapması için duruşma 12 Ocak’a ertelendi.
Müyesser YILDIZ
30 Eylül 2026