İmamoğlu, Kastamonu'da yaptığı konuşmada Erdoğan'a seslendi: 'Eminim her gece rüyasına giriyorum'

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kastamonu'da karşılaştığı 'salon' engeline rağmen konuşmasını yaptı. İmamoğlu konuşmasında hakkında yürütülen 'diploma' soruşturmasındaki son gelişmeleri de aktardı.

12punto

İmamoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Gençler size söz iktidar olana kadar bu ceket giyilmeyecek, bu kollar hep sıvalı kalacak, hiç endişeniz olmasın. Aklında kötülük olanların, hak hukuk tanımayanların derdi başka olur. Onlar Ramazan ayı dinlemez, hiçbir şekilde insanların hak ve hukukuna bakmaz. Onlar zulümlerini zalimliğini büyütmenin derdinde olurlar. Çünkü kurdukları israf ve istibdat düzeni ancak zalimlerle ayakta kalabilir.

Zalimlerin zulümlerin en büyüğünü bugünkü ekonomik şartlar nedeniyle vatandaşlarımızın yaşadığını unuturlar. İşçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin eline geçen para ekonomiyi yönetemeyen iktidarın vatandaşa net olarak zulmüdür. İktidarın birilerini zengin edip bunun yükünü milyonlarca dar gelirli vatandaşın üstüne bindirmesi zulmün daniskasıdır.

"BURADAN SÖYLÜYORUM O DEVİR KAPANDI"

Zulmedenler millet elindekiyle yetinsin isterler hatta onlar sabretsin, şükretsin isterler, açmış evinde aş pişmiyormuş tencereleri boşmuş buna bakmazlar. Çünkü millet hakkını talep etmeye başlarsa, isyan ederse ne olur? Zulmedenler koltuklarında oturamazlar. Buradan söylüyorum; o devir kapandı, o devir bitti, milletimiz hakkını almaya geliyor! Zulmedenlerin koltukları sallanıyor, hem de zangır zangır sallanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kastamonu'da ve Türkiye'nin dört bir yanında ezici çoğunlukla yerel iktidara gelmiş olmasının anlamı tam da budur.

Bizler israfa, ranta, partizanlığa geçit vermeyen bütün engellemelere rağmen rekor düzeyde icraat ve yatırım yapmayı başaran kendisini belediyelerde kanıtlamış bir yönetim anlayışını güçlü bir şekilde iktidara taşımak için yola çıktık. Bu yolculuğun tek bir hedefi var, bu israf ve istibdat düzenini yıkmak. Gördüğünüz herkese söyleyin; biz geliyoruz, milletin evlatlarıyla milletimizin iktidarını kurmaya geliyoruz, milletin hakkını millete vermeye geliyoruz!

"YANLIŞLARDAN UZAK DURACAĞIZ"

Ön seçim ile birlikte Türkiye'de tek adamlığın, masa başı siyasetçilerin devrini kapatacağız. 23 Mart'ta tek adam rejimine karşı mücadele kararlılığımızı eksiksiz göstereceğiz. Kararlıyız, iktidar olacağız. Ama bir şeyin altını çizelim; biz ülkeyi tek başımıza yönetmenin hayalini kurmuyoruz.

Bizim hayalimiz bu ülkenin bir daha asla tek adamlığın, tek partinin, ülkenin kurumlarını ve kuruluşlarını partizanlığa esir etmişliğin, tek fikrin hakimiyeti altına girmemesi yolculuğudur. Biz çoğulcu, özgürlükçü, parlamenter demokrasiye yürekten inanıyoruz. Bu inancı paylaştığımız bütün siyasi partilerle, tüm toplum kesimleriyle, tüm muhalif çevreyle sonuna kadar demokrasi adına, bu ülkenin çağdaş geleceği adına birlikte yürümeye kararlıyız.

Ama geçmişte yapılan bir kısım yanlışlardan da uzak duracağız. Bu son şansı asla heba etmeyeceğiz. Milletimizin artık halkçı, adaletli, liyakatli bir yönetim istediğini biliyoruz. Bunların vakti doldu.

Şimdi yenileşme, gençleşme, değişme vakti. Hayatın da siyasetin de kuralı budur. Vakti dolanlar, pili bitenler evine gider. Onların yerine umut verenler, tuttuğunu koparanlar, enerjisini millete harcayacak olanlar iktidara gelirler.

'EMİNİM HER GECE RÜYASINA GİRİYORUM'

Sarayın salonlarında keyif çatanlar, milleti unutanlar gider. Sokaklara, çarşılara, pazarlara çıkamayanlar gider. Kim gelir? Bizler geliriz. Biz kimiz? İşte buradaki insanlar. Yasaklara rağmen coşkuyla bir araya gelen cesur insanlar. Milletin evlatları. Siz geliyorsunuz değerli dava arkadaşlarım. 23 Mart'tan çok korkuyorlar, zangır zangır titriyorlar. Eminim her gece rüyasına giriyorum. Rüyasında kendine ait zannettiği koltuğu millet altından çekince gece uykusundan uyanıyor. Buradan onu hissedebiliyorum. Ama korksunlar çünkü o sandık senin değil milletin. Millet o koltuğu almaya geliyor, sandıkta seni evine gönderecek.

En çok demokrasiden korkuyor. Biz demokrasi aşığıyız, o korkuyor. Bir de İmamoğlu ismini duyunca tedirginlikle sağına soluna bakıyor. Çok korkuyor. O kadar korkuyor ki bu korku açıkçası her daim onu tedirgin ediyor. 

Benimle çağrılarıma rağmen Türk milletinin huzuruna çıkıp mertçe yarışacak cesareti de yok. Onun için verdiği talimatlarla tuzaklar hazırlıyor, bana çelme takmaya çalışıyor, bana yaptıkları sık davetlerle adeta ikinci Saraçhane'ye döndürmeye çalıştığı savcılık, bugün alelacele bir kez daha İstanbul Üniversitesi'ne yazı yollayarak diplomamla ilgili baskı yapma sürecine devam etmiş, buraya gelirken öğrendim. Çok aceleleri var. Muhtemelen 'Bu işi 23 Mart'tan önce halledin' demişlerdir. Allah sizi ıslah etsin!"