İstanbul Barosu seçimlerinde Ümit Kocasakal resmen aday
Üç avukat grubunun oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, İstanbul Barosu için Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın başkan adaylığını duyurdu. Basın toplantısında konuşan Kocasakal “Bu adaylığın temeli müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan, müdafaa-i Cumhuriyet anlayışıdır” dedi.
12punto
İstanbul Barosu seçimleri öncesinde, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu'nun (İMAG) oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, bugün İstanbul Barosu Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısıyla ortak başkan adayını açıkladı.
Daha önce kuruluşunu ilan eden Cumhuriyetçi Güç Birliği, İstanbul Barosu Başkanlığı için Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın ortak aday olduğunu açıkladı. Önceki bildiride imzaları bulunan Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’nun önceki dönem başkan adayı Av. Ali Gürbüz, Önce Avukat Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Elif Görgülü ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Hakan Çatak'ın da Ümit Kocasakal’ın yanında yer aldığı toplantıda, birlikteliğin temelinin Cumhuriyetin kurucu değerleri, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve avukatlık mesleğinin itibarını yeniden güçlendirme hedefi olduğu vurgulandı.
KOCASAKAL: İSTANBUL BAROSU’NUN TARİHSEL GÖREVİ…
Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Ümit Kocasakal, adaylığına ilişkin yaptığı açıklamada "1923 Cumhuriyetine, başta üniter yapı ve ulus devlet olmak üzere kurucu değerlere sahip çıkmak, Kurucu Önder Atatürk'e fikri bağlılık, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne sarsılmaz inanç, avukatlık mesleğinin işlev, itibar ve onurunu savunmak İstanbul Barosunun tarihsel çizgisi ve görevidir” dedi.
Bugün 1923 Cumhuriyetinin ve onun Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinde ifadesini bulan kurucu değerlerin, hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin ağır saldırı altında olduğunu vurgulayan Kocasakal, şu ifadeleri kullandı:
“Sözde 'Terörsüz Türkiye', 'ortak vatan', 'eşit yurttaşlık', 'ana dilde eğitim', 'vatandaşlık tanımının değiştirilmesi' gibi etnik temelli ve bölücü talepler ışığında sürekli dillendirilen 'Yeni Anayasa' talebi altında amaçlananın, 1923 Cumhuriyetini, Anayasanın ilk dört maddesinde ifadesini bulan üniter ve ulus devlet yapısını ortadan kaldırarak yeni bir devlet ve rejim kurma girişimi olduğu görülmektedir."
‘HUKUK DEVLETİ ADETA ENTÜBE EDİLMİŞ DURUMDA’
Kocasakal açıklamasında, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığına ilişkin değerlendirmelerini de şöyle sürdürdü:
"Nitekim Anayasa'da ifadesini bulan temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının adeta lütuf gibi gösterildiği, barışçıl protestolarda hakkını arayanların acımasızca dövüldüğü bir ortamda Yeni Anayasa girişimini sözde 'Özgürlükçü Anayasa' aldatmacası ile meşrulaştırmaya çalışmak insan aklı ile alay etmekten öteye gitmemekte ve utanma sınırlarını zorlamaktadır.
Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır, hukuk devleti ise adeta entübe edilmiş durumdadır. Kanunilik ilkesinin ve masumiyet karinesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas özgürlüğün istisna olduğu soruşturmalar bir tür sürek avına dönüştürülmüş, Anayasa askıya alınmıştır. Amacından koparılarak adeta bir silah gibi kullanılan gözaltı, tutuklama, adli kontrol gibi kurumlar toplumsal bir gözdağı haline getirilmiştir. Oysa sıkı kurallara bağlı soruşturma, savcılara verilmiş ve içini istedikleri gibi doldurabilecekleri bir açık çek olmadığı gibi hukuk devletinde kimse sınırsız bir güç ve yetkiye de sahip değildir.
Anayasa Mahkemesi kararlarına bizzat mahkemelerin ve Yargıtay'ın uymadığı, soruşturma ve yargılamaların sosyal ve yaygın medyada yapılarak kişilerin peşinen suçlu ilan edildiği, yargısal süreçlere siyasetin gölge düşürdüğü, gizli tanıklık ve etkin pişmanlık hükümleriyle kişilerin zorlanarak delil oluşturulmaya çalışıldığı bir ortamda hiç kimsenin hukuk güvenliği olmadığı gibi hukuk devletinden söz etmeye de olanak yoktur."
BARONUN GÖREVLERİ NELER?
Kocasakal, hukuk devletinin yeniden işler hale gelmesinin avukatlık mesleği açısından taşıdığı öneme de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Bu koşullar altında kurucu değerlerin müdafaa ve muhafazası, hukuk devletinin yeniden tesisi ve yargı bağımsızlığının sağlanması avukatın en önemli meslek sorunu olmaktadır. Çünkü hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemediği bir ortamda avukatın kendisinden beklenen görevi tam anlamıyla yerine getirebilmesi, adil yargılanma hakkının ve hukuk devletinin güvencesi olabilmesi de meslek sorunlarının çözülebilmesi de mümkün değildir.
Elbette bu gerçekler, başta genç meslektaşların haklı beklentileri olmak üzere meslek sorunlarını çözmeye yönelik çalışma ve mücadele gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Cumhuriyetin, kurucu değerlerin, hukuk devletinin ve avukatlık mesleğinin işlev ve itibarını korumak, meslek sorunlarıyla etkin biçimde ilgilenmek Baronun aynı anda yapması gereken görevlerdir."
KOCASAKAL: MEVCUT YÖNETİMİN SESSİZLİĞİ BİLİNÇLİ…
İstanbul Barosu yönetimini de eleştiren Kocasakal açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
"Hukuk devletine yönelik bu açık ve ağır saldırılar karşısında söylemde direnişi ve mücadeleyi dilinden düşürmeyen mevcut İstanbul Barosu yönetimi adeta kuzuların sessizliğine bürünerek ölü taklidi yapmakta, bu şekilde İstanbul Barosunun kurumsal kimliğine ve itibarına zarar vermektedir.
Seçilir seçilmez Anayasanın değiştirilemez hükümlerine dokunulabileceği beyanı ile kurucu değerleri tartışmaya açan mevcut yönetim zihniyetinin, üniter yapı ve ulus devleti hedef alan bu yeni açılım sürecine karşı durması düşünülemeyeceğinden bu husustaki sessizliğinin bilinçli bir tercih olduğu açıktır. Böyle bir anlayış İstanbul Barosunu yönetemez, Cumhuriyete ve hukuk devletine yönelik tehditlere karşı duramaz."
‘İSTANBUL BAROSU SİZE BEŞ GÖMLEK BÜYÜK GELİR!’
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın, baro binasına “LGBTİ+ hakları insan haklarıdır” yazılı pankart asılması üzerinden İstanbul Barosu’nu hedefe koymasına da sert tepki gösteren Ümit Kocasakal, “Bir kere Oktay Saral, haddini epeyce aşmış. Siz önce kendi ahlakınıza ve tıynetinize bir bakın. İstanbul Barosu size beş gömlek büyük gelir ve ağır gelir. Anlaşılan o ki, birileri İstanbul Barosu’nun büyüklüğünü unutmuşlar. Biz hatırlatmasını da, hak edene haddini bildirmesini de iyi biliriz. Bu rezilliğe, hedef göstermelere karşı ben İstanbul Barosu yönetiminden bir ses duymadım” ifadelerini kullandı.
‘BU ADAYLIK ŞAHSİ DEĞİL’
Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin kuruluş amacını da anlatan Kocasakal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"İşte ahval ve şerait böyleyken, bölünmenin getirdiği olumsuz tablodan ders alınarak aylar önce yapmış olduğumuz Cumhuriyete, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, hukuk devletine sahip çıkma temelli birlik çağrımızın karşılık bulmasıyla şahsımın başkan adaylığı altında bir araya gelen Cumhuriyetçi Güç Birliğinin amacı; tüm kurumları ve değerleriyle 1923 Cumhuriyetinin ve hukuk devletinin, avukatlık mesleğinin işlev, itibar ve onurunun savunulmasıdır.
Yani kısaca özetlemek gerekirse bu güç birliği ve adaylığın temeli müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan, müdafaa-i Cumhuriyet anlayışıdır. Dolayısıyla bu adaylık şahsi olmayıp bir çizgi, anlayış ve zihniyet adaylığıdır.
Bu ağır koşullar altında Cumhuriyete ve hukukun üstünlüğüne, İstanbul Barosunun kurumsal büyüklüğüne olan bağlılığım sebebiyle benden talep edilen görevi reddetmem mümkün olmamıştır. Daha önceki görev dönemlerimde yaptıklarım yapacaklarımın, yapmadıklarım da yapmayacaklarımın güvencesidir."
KOCASAKAL: KAZANAN CUMHURİYET OLACAK
Açıklamasının sonunda Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin benzer kaygıları taşıyan herkese açık olduğunu belirten Kocasakal, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Cumhuriyetin ve hukuk devletinin maruz kaldığı ağır saldırı altında benzer kaygıları taşıyan üç grubun, kimliklerini ve farklılıklarını korumakla birlikte Cumhuriyetin ve hukukun müdafaa ve muhafazası için bir araya gelerek oluşturduğu bu güç birliği örnek alınmalıdır. Bir kez daha altını çizmek gerekir ki bu güç birliği benzer kaygılara ve anlayışa sahip herkese açıktır ve açık kalmaya devam edecektir.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 'Herhalde âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetten üstündür.' Evet, hak her zaman kuvvetten üstündür. Kuvvet geçici, hak ve adalet kalıcıdır. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz. Kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm üstat ve meslektaşlarıma, yurttaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum."