Kamu garantisiz piyasa, maaşsız işçi: CHP'li Özdağ'dan çarpıcı tespitler

CHP Samsun İl Başkanı ve Elektronik Mühendisi Mehmet Özdağ, madencilerin protestolarının ardında yatan 'kamu garantisiz piyasa' gerçeğine işaret etti ve Türkiye'de yaşanan enerji özelleştirmelerinin yarattığı olumsuz havayı değerlendirdi.

12punto

CHP'li Özdağ, protestolarını sürdüren madenciler özelinde başladığı değerlendirmesinde AKP hükümetinin gerçekleştirdiği özelleştirmeler ardından enerji piyasasının yaşadığı çöküşü şu sözlerle açıkladı:

Doruk Madencilik A.Ş., geçen günlerde bir kamuoyu açıklaması yayınladı. Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Yunus Emre Termik Santrali'nde elektrik üretiminin neden durduğunu, işçilerin neden aylarca maaş alamadığını anlatıyordu. Gerekçe netti: "Serbest piyasa koşullarında sabit fiyatlı satış anlaşması bulunmayan termik santraller ya üretimi durduruyor ya da düşük kapasiteyle çalışıyor." Çözüm de netti: Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ile sabit fiyattan alım anlaşması yapılması gerekiyor; bu gerçekleşmeden santral çalışamaz, işçilere maaş ödenemez.

Şirket, farkında olmadan Türkiye'nin enerji özelleştirmesinin temel çelişkisini itiraf eder nitelikte özetledi: Kamu garantisi olmadan özel termik santral işletilemez. Piyasa var, ama işlemiyor. Piyasa fiyatı var, ama kârlılığı sağlamıyor. İşçinin maaşı ise kamu şirketiyle imzalanacak alım garantisine bağlı.

Dağıtımdan Üretime Aynı Model

Bu tablo, "Faturada Enerji Yok, Servet Transferi Var" başlıklı ilk yazımızda (12punto.com, 2 Nisan 2026 — https://12punto.com.tr/bakis-acisi/kamu-zarari-pahasina-kar-garantisi-sirketleri-degil-halki-subvanse-edin-135134) ele aldığımız dağıtım şirketleri sarmalının üretim ayağındaki yansımasıdır. Dağıtım tarafında özel şirketler garantili gelir elde ederken yatırım yapmıyor; EPDK müdahale etmek zorunda kalıyor. Üretim tarafında ise özel şirketler kömür santrallerini işletebilmek için kamunun garantili alımına muhtaç. Her iki durumda da model aynı: riski ve maliyeti devlet üstleniyor, geliri özel şirket alıyor. İşçi ise ikisinin arasında kalıyor.

Yıldızlar Holding'in Sicili

Doruk Madencilik'in bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding'in geçmişi bu modelin nasıl işlediğini somut biçimde göstermektedir. Holding, 2010'da özelleştirme ihalesiyle 485 milyon dolara devraldığı Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ'yi, TETAŞ'a olan borcunu ödeyemeyince 2013'te EPDK yönetim kuruluna el koydurmak zorunda kaldı. Özelleştirilen 21 elektrik dağıtım bölgesi arasında devlet müdahalesine konu olan ilk şirket bu oldu.

Siyasi bağlantılar da kayda değerdir: Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız, bakanlık görevinin ardından Yıldızlar Holding icra kurulu üyeliği yaptı. Şirketin CEO'su ise eski Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın danışmanıydı. 2022'de TMSF kayyumluğunda bekleyen Yunus Emre Termik Santrali 3,3 milyar TL ile Doruk Madencilik'e — yani aynı holding bünyesine — devredildi. Holding, devletin elinden çıkan varlıkları bir kez daha devralmış oldu.

Dağıtım bölgesinde beş yıl boyunca yatırım yükümlülüklerini yerine getirmeyerek elde ettiği geliri başka alanlara aktaran, ardından EPDK müdahalesiyle sahneden çekilen bir holdingin aynı dönemde üretim sektöründe büyümesi tesadüf değildir. AKP iktidarı ise bu sicile rağmen TMSF bünyesindeki termik santrali aynı holding bünyesine devretti. Dağıtımda başarısız olan yapı, üretimde ödüllendirildi.

Şimdi ise şirket, yağışların artmasıyla yenilenebilir enerjinin üretim payının yükselmesi sonucu piyasa fiyatlarının düştüğünü ve termik santralin kârlı çalışamadığını anlatıyor. Çözüm olarak kamu şirketi EÜAŞ'tan garantili alım talep ediyor. Özel şirketin piyasa riskini, bu kez de yine kamu üstlenecek.

Kurtuluş Parkı'nda Açlık Grevi

Bugün Kurtuluş Parkı'nda açlık grevindeki işçiler bu döngünün bedelini ödüyor. Şirket üç aylık maaş ödemek için EÜAŞ ile sabit fiyat anlaşmasını beklerken, 1.000 işçi belirsizlik içinde. Şirketin açıklaması bu gerçeği dile getirmek yerine işçileri "dezenformasyon" üretenler olarak nitelendiren bir dili tercih etti. Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen madencileri polis gözaltına aldı.

Özelleştirmenin Gerçek Bilançosu

Türkiye'nin enerji özelleştirme modeli, piyasanın rekabetçi dinamiklerini değil, kârın özelleştirilmesini ve riskin kamulaştırılmasını esas alıyor. Dağıtımda garantili gelir, üretimde garantili alım, finansmanda kamu bankası kredisi — bunlar olmadan model çalışmıyor. Çalışmadığında da fatura önce işçiye, ardından tüketiciye kesiliyor.

Özelleştirme bir sektörü rekabete açmak için değil, belirli şirketlere garantili gelir akışı sağlamak için yapılır hale gelmişse, yapısal bir sorun vardır. Doruk Madencilik'in açıklaması bu sorunun en açık itiraflarından biridir. Kâr şirketlerin, risk devletin, mağduriyet ise işçinin olduğu bu düzen sürdürülemez.