Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında feth-i kabir kararı: Savunma notları ortaya çıktı

Silivri Cezaevi’nde 2011’de hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun mezarında doku örneği alınacak; el yazısı savunma notları da dosyaya girdi.

12punto

FETÖ kumpası kapsamında Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunduğu sırada şüpheli şekilde yaşamını yitiren MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı.

Kozinoğlu'nun ölümünün ardından geçen yıllara rağmen gündemdeki soru işaretlerinin araştırılması amacıyla yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir karar alındı.

Kozinoğlu'nun mezarı açılacak

Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili geçtiğimiz gün düzenlenen operasyonda, firari gardiyan Ferhat Veysi Gül dışındaki 10 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcı vekili Ebubekir Efe tarafından yürütülen soruşturmada, Kaşif Kozinoğlu'nun mezarının açılmasına ve feth-i kabir işlemi yapılmasına karar verildi.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek işlem kapsamında mezardan doku örnekleri alınacağı belirtildi. Bu örnekler üzerinden Kozinoğlu'na cezaevinde farklı bir ilaç verilip verilmediğinin araştırılacağı öğrenildi.

Kozinoğlu'nun ölümünden kısa süre önce talep ettiği Coraspin ve vitamin hapına ilişkin de ayrıntılı toksikolojik ve kimyasal inceleme yapılacağı aktarıldı.

Daha önce cezaevi yönetiminden talep edilen vitamin ilacına yönelik otopsi sürecindeki incelemelerin yeterince kapsamlı olmadığı iddiaları ile ölümün ardından avukatına gönderildiği öne sürülen ve kalp krizi ihtimalini yalanlayan gizemli e-posta iddiaları da yeniden soruşturma kapsamına alındı.

Ölümünden önce hazırladığı savunma dosyaya girdi

Sabah'ta yer alan habere göre soruşturmanın seyrini etkileyebilecek bir başka gelişme ise Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünden kısa süre önce hazırladığı el yazısı savunma notlarının ortaya çıkması oldu.

Kozinoğlu'nun FETÖ kumpasını ve hakkındaki suçlamalara ilişkin değerlendirmelerini içeren savunma notları soruşturma dosyasına dahil edildi.

34 yıllık meslek hayatında aldığı nişan ve madalyalara da değinen Kozinoğlu, el yazısıyla hazırladığı savunmasında hedef haline getirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Sözlü savunmamdır. Sayın Başkanım, Sayın Üyeler, Sayın iddia makamı; müsaadenizle savunmamı arz ediyorum. Ben halen Milli İstihbarat Teşkilatında Başmüşavir olarak görev yapmaktayım. Mesleki kariyerimin 17 senesi MİT mensubu olmak üzere toplam 34 yıldır, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve son olarak da Milli İstihbarat Teşkilatı'nda terör ile mücadelede görev yapmış, her üç kurumda da ve yurt dışında toplamda binlerce talebe yetiştirmiş bir insanım.

"MİT'DEN SEÇİLMİŞ BİR GÜNAH KEÇİSİYİM"

Bu savunmamda tüm gerçekleri ifade ederken öne çıkmak gibi bir niyetim de kesinlikle mevcut değildir. Ancak, 37 yıllık memuriyet hayatımın 34 yılında, Devletim tarafından bana tevcih edilen ve bir kısmı halen MİT'in müzesinde sergilenen madalyalar ve nişanlar almama vesile olan başarılması zor görevleri başarırken, MİT'den seçilmiş bir günah keçisi olarak bu davada bulunuyorum. Ben ciddiyim."

Kozinoğlu, davada yargılanan diğer sanıkları tanımadığını ve basın üzerinden yürütülen bir algı operasyonunun parçası haline getirildiğini savundu.

"Ben bu davada yer alan sanıkların hiçbirisini şahsen tanımıyorum ve hiçbirisi ile de herhangi bir irtibatım mevcut değildir. İlk kez burada karşılaşıyorum kendileriyle. 37 yıllık meslek hayatım boyunca, değil ODA-TV'de çalışan kişiler, tek bir basın mensubu veya gazeteci ile herhangi bir irtibatım olmadığı gibi, anılarımı anlatma ya da uzmanlığımı aktarma kapsamında, bundan böyle de hiçbir gazeteci ile irtibatım olmayacaktır, olamaz da zaten. MİT'in kanunu da buna müsaade etmemektedir.

Açık ve net bir şekilde ifade edeceğim tek gerçek, bu klasöre soyadımı veren kişi ya da kişilerin amacının, beni hedef göstererek itibarsızlaştırmaya çalışması ve ODA TV davasını çok önemli bağlantıların olduğu önemli bir dava havasına sokmak olduğudur.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bana itibarımı hiç kimse vermedi. Ben itibarımı yıllar içerisinde çalışarak elde ettim. Gerçekleştirdiğim görevleri, devlet içerisinde bilmesi gerekenler bilir. Herkesin bilmesi de bu aşamada gerekmiyor"

ODTÜ RAPORUNA VE DİJİTAL DELİLLERE DİKKAT ÇEKTİ

Kozinoğlu savunmasında, hakkında kullanılan dijital delillerin niteliğine ve ODTÜ tarafından hazırlanan teknik rapora da değindi.

"Dosya içeriğinden anladığımız kadarıyla bu bilgisayara ilişkin harddiskin incelenmesine fırsat tanınmadan, savcılıkça bilirkişiden geri alınmış ve 7 ay süren soruşturma kapsamında, harddiskin adli bilişim uzmanlarınca incelesi yaptırılmamıştır.

"7 SANİYEDE YÜKLENEN VİRÜSLÜ DOSYA BİR KOMPLODUR"

Gerçi bu klasörün oluşturulduğu süre, yani 7 saniye göz önüne alındığında, haricen oluşturularak bilgisayara bir virüs tarafından yüklendiğini anlamak için bilişim uzmanı olmaya da gerek yoktur diye düşünüyorum. Bilindiği üzere bu davanın, bilgisayarlarına dosyaların virüs yöntemiyle yüklendiğine ilişkin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin konunun uzmanı profesörün imzasıyla verdiği bir teknik rapor da mevcuttur. Sonuç olarak; delil niteliği olmayan bir bilgisayar verisi üzerinde, kim ya da kimler tarafından oluşturulduğu belli olmayan bir klasörde soyadımın geçmesi, iddiaları doğrudan benim üzerime çevirmek için düzenlenmiş bir komplodur."

MİT'İN RESMİ YAZILARININ DOSYAYA ALINMADIĞINI ÖNE SÜRDÜ

Kozinoğlu, soruşturmayı yürüten ve daha sonra FETÖ'cü oldukları ortaya çıkan savcıların MİT tarafından gönderilen resmi yazıları gizlediğini iddia etti.

Savunmasının bu bölümünde MİT tarafından gönderilen iki ayrı resmi yazıya dikkat çeken Kozinoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Savcılık makamı, sadece bu soyut klasör adından hareket ettiği ve 'Olsa olsa bu Kozinoğlu, Kâşif Kozinoğlu'dur' yaklaşımıyla ODA-TV soruşturmasına beni de dahil ettiği, hakkımda suç üreterek yargılanmama sebep olduğu, başkaca hiçbir inceleme yapma gereği duymadığı gibi, lehime olan iki adet MİT'in resmi yazısına da iddianamede yer vermemiştir.

Bunlardan 15 Mart 2011 tarihli MİT Müsteşarlığı'nın resmi yazısında açıkça; bu belgelerin Güvenlik İstihbarat Başkanlığı'na ait olduğu ve Kaşif Kozinoğlu'nun MİT'in söz konusu başkanlığına erişiminin mümkün olmadığı, erişim halinde de bunun MİT tarafından tespit edileceği ifade edilmiş ve anılan evrakların dağıtımlı evraklar olduğu vurgulanmıştır. Yine konuya ilişkin olarak MİT'in 6 Nisan 2011 tarihli ikinci resmi yazısında ise, 'MİT'e ait olduğu belirtilen belgelerin, dağıtımı yapıldığı makam tarafından talep edilmesi üzerine hazırlanmış bilgi notları olduğu ve filigranlı, yani yazıcısı belli olan kağıtlara basıldıkları' ifade edilmiştir."