Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınına AKP’den tepki! Hedefte gazeteciler var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de katıldığı programa AKP’den tepki geldi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, programdaki gazetecilerin tutumunu eleştirerek, “Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil” ifadelerini kullandı.

12punto

Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam Sözcü TV’de Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını cevapladı.

Söz konusu yayına AKP cephesinden tepki geldi. Yayının ve gazetecilerin bağımsız olmadığını öne süren Ünal, "Sözcü TV’de izlediğimiz tablo, gazeteciliğin bağımsız duruşundan ziyade, zorunlu aidiyetin diliyle konuşan bir medya pratiğini ortaya koydu. Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir" ifadelerini kullandı.

Ünal'ın X hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Yıllardır Türkiye’de medyayı “yandaş ve bağımsız” diye tasnif edenlerin en temel iddiası, gazetecinin bağımsız olması gerektiğiydi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlık dedikleri aslında zorunlu bağımlılıklarını perdelemekmiş. Sözcü TV’de izlediğimiz tablo, gazeteciliğin bağımsız duruşundan ziyade, zorunlu aidiyetin diliyle konuşan bir medya pratiğini ortaya koydu. Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir. Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil. Medya, fikirlere alan açtığı ölçüde kamusaldır.

Kişilere zorunlu aidiyet ürettiği anda ise kamusal niteliğini kaybederek bir aparata dönüşür. Bugün yaşanan tam da budur. Dün başkalarını “yandaşlık”la suçlayanların, tüm delilleri ile hırsızlıkları ortaya dökülenleri savunmak söz konusu olduğunda aynı eleştirel mesafeyi koruyamaması; meselenin ilkesel değil, konjonktürel olduğunu gösteriyor. En tehlikeli olan ise bunun normalleşmesidir. Çünkü yankı odaları sadece siyasette kurulmaz, medya da kendi yankı odasını inşa eder.

Aynı cümlelerin tekrarlandığı, aynı kanaatlerin dolaşıma sokulduğu ve farklı seslerin meşruiyetinin baştan reddedildiği bir düzende, hakikat yerini kolektif onaya bırakır. Hakikat, her dönemde herkese aynı mesafeden bakabilme ahlakını gerektirir."