Komisyon Raporunun arka planı: Arayışlar ve %88 yapay zeka oranı

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda, Google’ın yapay zeka asistanı “Gemini”nin yaptığı dilbilimsel analiz, raporun önemli bir kısmının yapay zeka tarafından oluşturulmuş olabileceğini ortaya koydu.

12punto

12punto.com.tr    Cenk Başboğaoğlu

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun düzenlediği 21’inci toplantıda, nitelikli oy çoğunluğuyla kabul edilen komisyon raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) resmi internet sitesi üzerinden yayımlandı. Rapor metnindeki detaylar ise Türkiye’nin siyasal yaşantısını etkileyecek düzeyde. 

‘%82 İLE %88 BANDINDA’

Rapor metnini değerlendirmeye alan Google’ın yapay zeka asistanı “Gemini” adlı uygulamanın, “Dilbilimsel parametreler ışığında, raporun ana metninin (1-50. sayfalar), bir insan editör grubunun yönlendirmesiyle (büyük ihtimalle farklı siyasi partilerin hazırladığı raporların bir LLM'e yüklenip ‘Bu metinleri birleştirerek uzlaşmacı, devlet diline uygun, steril ve barışçıl bir ortak rapor haline getir’ komutu -prompt- verilerek) oluşturulma olasılığı %82 ile %88 bandındadır.” iddiası dikkat çekti. 

‘İRADEYİ DİRİ TUTMUŞTUR’

“Komisyon Çalışmaları” kısmında, çoğunlukla sağ siyasetten gelen, geçmiş dönem siyasilerine yapılan atıflar gözden kaçmadı. Atıflar metinde, “Geçmiş dönemlerde merhum Turgut Özal’ın demokratikleşme ufkunu genişleten yaklaşımı, merhum Erdal İnönü’nün çözüm önerilerini sistematik bir çerçeveye kavuşturan bakış açısı, merhum Süleyman Demirel’in devlet tecrübesiyle yürütülen çözüm arayışları ve merhum Necmettin Erbakan’ın toplumsal bütünleşme ile adalet vurgusunu öne çıkaran siyasi perspektifi meselenin istişare alanını artırmış ve temas kanallarını açık tutmaya yönelik iradeyi diri tutmuştur.” şeklinde yer aldı.

‘AYNI İNANCIN MENSUPLARI…’

Raporda bir devlet politikası olarak belirtilen “Terörsüz Türkiye” hedefi, “Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihî Kökenleri ve Kardeşlik Hukuku” kısmında Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısıyla ile çelişti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66’ncı maddesi uyarınca bir Türk ulus-devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne açıktan ve sırayla ortak kurucu unsurların eklenmesi dikkat çekti. Yine, Türkler ve Kürtler “aynı ülkenin yurttaşları, aynı inancın mensupları” olarak nitelendirildi. Böylelikle Anayasanın 2’nci maddesinde belirtilen “laik devlet” yapısına karşıt bir atıf yapıldı. 

‘YARININ GÜÇLÜ, ETKİLİ VE HUZURLU TÜRKİYE’Sİ’

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda en belirgin vurgu ise “Terörsüz Türkiye” politikasının uluslararası ve bölgesel boyutuna yapılan atıflardı. Rapor; bölgede yaşanan istikrarsızlığı, adaletsizliği ve demokratikleşme sorunlarını emperyal müdahalelere bağlasa da 9’uncu sayfada “İç huzuru pekiştiren her adım, bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır.”, 10’uncu sayfada “Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım; yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur.” ve 22’nci sayfada “Sadece sınır içine odaklı bir güvenlik anlayışı yetersiz kalmaktadır” diyerek yayılmacı ifadelerden kaçınmadı. 

Diğer bir söylem olarak ise “iç cepheyi tahkim etmek”, değişen küresel ve bölgesel şartlara karşılık bir gereklilik olarak tanımlandı. Raporun 6’ncı sayfasında “Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek, bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır.” söylemi yer alırken 23’ncü sayfada, “Çatışmaların yayıldığı, kimliklere dayalı fay hatlarının kışkırtıldığı ve vekâlet düzeneklerinin devletleri içeriden zayıflatmayı hedeflediği bir dönemde, iç huzur ve demokratik bütünleşme, dış politika kapasitesinin de ana dayanağıdır.” söylemleri yer aldı. 

‘SİVİL ANAYASA’

Yeni bir anasaya gündeminin başvuru metni olarak gösterilen komisyon raporunda, “Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise Komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte, ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.” ifadelerine yer verildi ve “…daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır.” dendi. 

‘BELKİ ÇOK DAHA ERKEN ZAMANLARDA ULAŞABİLİRDİK’

Söz konusu raporda bir diğer dikkat çeken unsur ise mevcut sefalet koşullarının, “terörle mücadeleye yapılan harcamalar” ile doğrudan ilişkilendirilmesi oldu. Raporda, “Eğer terör ve şiddetin yüklediği ağır sorunlarla uğraşmamış olsaydık, eğer bütçemizin önemli bir bölümünü yıllarca terörle mücadeleye değil kalkınmaya ayırabilseydik; nice okulları, üniversiteleri ve hastaneleri çok daha önceleri inşa edebilirdik… Bugün iftihar ettiğimiz savunma teknolojimiz, kendi helikopterlerimiz, uydularımız, milli savunma sanayiinde geldiğimiz bu seviyeye belki çok daha erken zamanlarda ulaşabilirdik.” dendi. Raporun 24’ncü sayfasında konu hakkında belirtilen kaba hesaplamaların sonunda ise “Yaşadıklarımızın maliyeti, bütçe kalemleriyle ölçülemez.” denerek çelişkiye düşüldü.