Kurultay davasında yaşananlara CHP'li isimlerden sert tepkiler: Anlatalım herkes bilsin
CHP'nin kurultay ceza davasının üçüncü duruşması, bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ara kararını açıklayan mahkeme, dosyanın İBB davası dosyasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar verdi.
12punto
CHP'nin kurultay davasında, dosyanın İBB davasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılması kararı çıktı. Tüm tanıkların 'duydum', 'söylendi' diye ifade verdiği duruşma sonunda yaşananlara CHP'den tepki yağdı.
DURUŞMA YAPILMADAN BİRLEŞTİRME İSTENDİ
Birleştirme yönünde görüş gelirse duruşma yapılmadan birleştirme kararının verilmesine hükmedildi.
Duruşmada dinlenen tanıkların, 'duydum', 'söylendi' ifadeleriyle verdikleri beyanlara CHP'lilerden sert tepki geldi.
ÖZGÜR ÇELİK: HERKES BİLSİN
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından "Anlatalım, herkes bilsin" diyerek, davanın normal şartlarda beraatle sonuçlanması gerektiğini söyleyerek şunları söyledi:
"Anlatalım, herkes bilsin.
Bugün 38. Olağan Kurultayımıza açılan Ceza Davası’nın üçüncü duruşması için Ankara’daydık.
Tanıklar dinlendi, avukatlarımız sorularını sordular.
Dinlenen tanıklar kurultayda taraf olduklarını ve kaybeden listeyi desteklediklerini açık açık söylediler, yerel seçimlerde aday adayı olduklarını ve adaylaşmadıklarını söylediler, bazı sanıklarla kişisel husumetleri olduğunu dile getirdiler.
Halkta karşılığı kalmamış bir ekibin kurultay yenilgisi nedeniyle yaşadığı travma ve makam arzusu mahkeme salonunda da açığa çıkmış oldu.
Tanıkların bir tanesi ise savcılıkta verdiği ifadeyi bugün kendisi açıkça yalanladı. Kullanmadığı ifadelerin savcı tarafından zapta geçirildiğini itiraf etti.
Avukatlar tüm tanıklara ifadelerinin görgüye mi yoksa duyuma mı dayalı olduğunu sorduğunda, tanıkların tamamı “öyle konuşuluyordu” şeklinde ifadeler kullandı, tek bir doğrudan tanıklık ve somut delil olmadığı ortaya çıktı.
Tüm tanıklar delegelere menfaat temin edildiğini gözleriyle görmediklerini ifade ettiler.
Yani normal şartlarda, bu dava beraatle sonuçlanacaktı.
Bu nedenle duruşma savcısı bu davanın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasıyla birleşmesini talep etti.
Mahkeme Hakimi de İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nden kurultay davasının İBB davası ile birleştirilmesini talep edeceklerini söyledi.
Biliyorum takibi zor ve karmaşık bir süreç gibi gözükse de aslında yaşananlar çok basit.
Halkımız iktidar değişikliği istiyor, tükenmiş iktidar ise gitmemek için diretiyor.
Partimiz, üyelerimizin ve tabanın değişim talebinin bir sonucu olarak yönetim değişikliğine gitti ve Özgür Özel’i Genel Başkan olarak seçti. Bu değişim, yerel seçimlerde birinci parti olmamızı sağladı.
Yaşanan her şey, halkın çoğunluğu ile azınlık iktidarı arasında süren bir mücadelenin parçası.
Mahkeme salonlarında da, meydanlarda da aynı mücadeleyi veriyoruz.
CHP’yi kapatmayı, halkı sindirmeyi ve sandığı sembolik hale getirmeyi isteyenlere karşı mücadele ediyoruz.
Sadece kendimizi ve partimizi değil Cumhuriyeti müdafaa ediyoruz.
Halka inatlaşanlar daima kaybeder, yine kaybedecekler.
Ne yapsalar boş, iktidar yürüyüşümüz durmayacak.
Halk kazanacak, Cumhuriyet kazanacak, güzel Türkiye’miz kazanacak."
MURAT EMİR: "ADRESE TESLİM" YARGI KUMPASI
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise, "Bu karar, somut delil bulamayınca HSK'nın başına getirilmek için sarayın Bakan atadığı Akın Gürlek'in "adrese teslim" yargı kumpasıdır!" diyerek, şunları dile getirdi.
"Hâkim ayarlandı, dosya kaçırıldı, kumpas kuruldu!
39'uncu Olağan Kurultayımızdan tam bir gün önce, 27 Kasım 2025 tarihli HSK kararnamesi ile Kurultay davasına bakan Ankara 26'ıncı Asliye Ceza Mahkemesi hakimi değiştirilmişti.
O hakim bugün davanın 3'üncü celsesinde Kurultay davası dosyasını İstanbul’a göndererek Saray operasyonunu tescilledi!
Bu karar, somut delil bulamayınca HSK'nın başına getirilmek için sarayın Bakan atadığı Akın Gürlek'in "adrese teslim" yargı kumpasıdır!
Bu karar iktidarı kaybettiğini bilen Saray rejiminin yargı eliyle yürüttüğü siyasi operasyonun ilanıdır.
Ne kurultay irademizi ne de hukuku sizin kirli kumpaslarınıza teslim etmeyeceğiz.
Bu harami düzene boyun eğmeyeceğiz, adaleti mutlaka tesis edeceğiz!"
GÜL ÇİFTÇİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ise duruşmada dinlenen tanık beyanlarının tamamının duyuma dayalı ifadelerden ibaret olduğunu belirterek, "Duydum", "söylendi", "konuşuluyordu" gibi beyanların, somut olgu içermediğini kaydetti.
"Görgüye dayanmayan, soyut anlatıların ceza yargılamasında delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir" diyen Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Partimizin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin ceza davasında, yargılamanın hangi zeminde yürütüldüğü bugün bir kez daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.
Duruşmada dinlenen tanık beyanları, ceza muhakemesinin en temel ilkeleriyle bağ kurmayan, tamamı duyuma dayalı ifadelerden ibarettir. "Duydum", "söylendi", "konuşuluyordu" gibi beyanlar, ne somut olgu içerir ne de ispat değeri taşır. Görgüye dayanmayan, soyut anlatıların ceza yargılamasında delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Buna rağmen dava, esasına girilmeden ertelenmiş ve belirsizlik bilinçli biçimde sürdürülmüştür. Bu tablo, başından bu yana ifade ettiğimiz gibi, yargılamanın hakikate ulaşma amacıyla yürütülmediğini göstermektedir.
Daha vahim olan ise, dosyanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası ile birleştirilmesine yönelik savcılık talebi ve mahkemenin bu yönde attığı adımdır. Farklı maddi koşullara, farklı hukuki konulara ve farklı yargılama zeminlerine sahip dosyaların "fiili bağlantı" gerekçesiyle bir araya getirilmek istenmesi siyasal bir tercihe işaret etmektedir.
Kurultay sürecini ceza yargılamasının konusu haline getiren anlayışla İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyasında yürütülen siyasi kurgunun aynı hatta birleştirilmek istenmesi tesadüf değildir. Bu adım, Cumhuriyet Halk Partisi’ni bütüncül biçimde kuşatma hedefinin açık bir parçasıdır.
Başından bu yana söylediğimiz bir gerçek vardır. Bu dosyanın hukuki zemini yoktur. Nitekim aynı kurgu üzerine inşa edilen mutlak butlan davası reddedilmiştir. Söz konusu iddiaların karşılıksız olduğu açıkça ortaya konmuştur. Şimdi aynı iddialar, ceza yargılaması yoluyla yeniden dolaşıma sokulmak istenmektedir.
Biz bu müdahalelerin hangi amaçla devreye sokulduğunu biliyoruz.
Tüm engellemelere karşı dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışanlara karşı, örgütümüzle, seçilmişlerimizle ve halkın iradesine olan inancımızla mücadeleyi büyütüyoruz."