Mücahit Birinci, Macaristan seçimlerinin sonuçlarına işaret etti: Türkiye'ye en çok benzeyen ülke

AKP'li Mücahit Birinci seçim sonuçları henüz netleşmemişken yaptığı sosyal medya paylaşımında Orban'ın olası mağlubiyetine işaret etti ve Türkiye, Macaristan benzerliği üzerinden çarpıcı çıkarımlarda bulundu.

12punto

Macaristan'da Trump ve Netanyahu'nun seçilmesi adına desteklerini belirttiği Orban'ın dönemi biterken, uzun zamandır iktidarda olan Orban'ın gidişiyle birlikte Macaristan'da yeni başlangıçlar ve önemli adımlar atılacak.

Mücahit Birinci de henüz seçim sonuçları netlik kazanmamışken yaptığı paylaşım üzerinden iki ülkedeki idare benzerliklerini masaya yatırdı ve Orban üzerinden AKP iktidarına göndermelerde bulundu.

İşte Birinci'nin o değerlendirmesi:

Hatırlarsanız, bir önceki Macaristan genel seçimlerinde, 2022’de, geniş bir muhalefet ittifakı kurulmuş, ancak buna rağmen, Cumhurbaşkanı Viktor Orbán seçimi kazanmıştı. Bu sonuç Türkiye’de de haklı olarak büyük yankı uyandırmıştı.

Önümüzdeki seçimler de benzer şekilde ses getirecektir. 

Açık konuşmak gerekirse, bu konuda kıvırmaya gerek yok. Macaristan, Avrupa Birliği içinde, Türkiye’ye siyasal yapı ve yönetim tarzı bakımından en çok benzeyen ülkelerden biridir. Özellikle Viktor Orbán’ın uzun yıllardır iktidarda olması, birçok açıdan benzer dinamikler oluşturmuştur.

Bu nedenle seçim sonuçları dikkatle analiz edilmelidir. Eğer muhalefet 5 puan ve üzeri bir farkla kazanırsa, bu farkın mutlaka doğru okunması ve iyi değerlendirilmesi gerekir.

Genel çıkarımlar şunlardır:

•Donald Trump ile açık şekilde aynı çizgide duran siyasi yaklaşımın seçmen nezdinde risk oluşturabileceği görülmektedir.

•Otoriterleşme eğilimi gösteren ve toplumun geniş kesimlerinin beklentilerini gözardı eden yönetimler zamanla destek kaybedebilir.

•Yeni neslin temel beklentisi değişimdir; bu beklentiyi görmezden gelen siyaset anlayışı geride kalır.

•“Nasıl olsa lider bir çözüm bulur” yaklaşımı seçmen davranışında zayıflamaktadır.

Özellikle şu noktalar kritik önem taşımaktadır:

•Ekonomik süreçlerde, seçime iki yıl kala tüm enerjinin iç politikaya ve ekonomik iyileşmeye yönlendirilmesi gerekir.

•Toplumun tamamını kapsayan, ekonomi odaklı, somut sonuçlar üreten ve bunu etkili şekilde anlatabilen politikalar izlenmelidir.

•Yapılanların yanısıra, yapılacakların da net ve güven verici biçimde ifade edilmesi büyük önem taşır.

Bununla birlikte şahsi gözlemim şudur:

Savunma politikaları ve bölgesel krizler üzerinden üretilen söylemlerin iç politikadaki etkisi artık sınırlanmaktadır.

Toplumun beklentisi daha nettir:

Acil ekonomik düzenlemelerle daha öngörülebilir, daha stressiz bir yönetim anlayışına geçiş.

Bu sağlandıktan sonra dış politikada daha sert ve kararlı adımlar atılması zaten mümkün olacaktır.

Sonuç olarak;

Dost acı söyler. Vakit varken toparlanmak ve gerekli adımları atmak şarttır.

Bu açıdan bakıldığında Macaristan seçimleri, her yönüyle dikkatle takip edilmesi gereken, kritik bir örnektir.

Sevgiler, saygılar...