Murat Ağırel’den dikkat çeken çağrı: Kumpasın sivil ve medya ayağı da araştırılmalı
Gazeteci Murat Ağırel, Ergenekon soruşturma ve kovuşturmalarında görev alan 21 ihraç hâkim ve savcı hakkında verilen “son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı” kararının kaldırılmasına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını ve İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını değerlendiren Ağırel, kumpas sürecinin yalnızca hâkim, savcı ve emniyet mensuplarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, “sivil ve medya ayağının” da araştırılması çağrısında bulundu.
12punto
Gazeteci Murat Ağırel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ergenekon soruşturma ve kovuşturmalarında görev alan 21 ihraç hâkim ve savcı hakkında “zamanaşımı” gerekçesiyle verilen kararın kaldırılmasını değerlendirdi.
Ağırel, söz konusu karar nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığını tebrik ederek, İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2026 tarihli kesin kararıyla dosyanın yeniden Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini hatırlattı.
“Eylemler birbirinden bağımsız adli hatalar olarak görülemez”
Başsavcılığın itirazında yer alan tespitlerin son derece önemli olduğunu vurgulayan Ağırel, sahte delil üretme, hukuksuz arama, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile usulsüz dinlemelerin birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Ağırel paylaşımında, söz konusu eylemlerin örgütsel bir amaç doğrultusunda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yaşananların kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini savunan Ağırel, soruşturmanın yalnızca yargı mensuplarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
“Sadece hâkimler, savcılar ve emniyet mensupları yoktu”
FETÖ’nün kumpas dönemi olarak tanımladığı süreçte yalnızca hâkim, savcı ve emniyet mensuplarının bulunmadığını belirten Ağırel, operasyonların bir de “sivil” ve “medya” ayağı olduğunu öne sürdü.
Ağırel, paylaşımında şu kesimlere dikkat çekti:
“Kumpas soruşturmalarında kendilerine kitaplar yazdırılanlar, dosyalarda tanık haline getirilenler, örgütün tezlerini televizyon ekranlarında, gazetelerde ve kitaplarda kamuoyuna taşıyanlar...”
O dönem kumpas davalarına meşruiyet kazandırdığını öne sürdüğü bazı isimlerin bugün herhangi bir sorumlulukla karşılaşmadan hayatlarına devam ettiğini savunan Ağırel, bu kişilerin de araştırılması gerektiğini dile getirdi.
“Bugünkü bağlantılar ve temaslar da araştırılmalı”
Ağırel, paylaşımında bugün “üst düzey yargıdan dostlarım” ifadelerini kullanan bazı isimlerin temaslarının da ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
FETÖ’nün kumpas mekanizmasının parçası olduğuna ilişkin somut emareler bulunan kişilerin bugünkü bağlantılarının, temaslarının ve kamuoyu oluşturma faaliyetlerinin de araştırılması gerektiğini ifade eden Ağırel, soruşturmanın geçmişle sınırlı tutulmaması çağrısında bulundu.
“Dosyanın yarısını aydınlatmış olursunuz”
Ergenekon ve Balyoz davalarında insanların hayatlarının karardığını, çok sayıda kişinin yıllarını cezaevinde geçirdiğini belirten Ağırel, ailelerin dağıldığını ve insanların hayatını kaybettiğini vurguladı.
Bu nedenle yalnızca karar veren hâkim ve savcıların değil, kumpas düzeninin tüm bağlantılarının araştırılması gerektiğini belirten Ağırel, şu değerlendirmede bulundu:
“Kumpasın hâkim-savcı ayağını soruşturup, sivil ve medya ayağını görmezden gelirseniz dosyanın yarısını aydınlatmış olursunuz.”
“Türkiye bütün aktörlerle yüzleşmek zorunda”
Türkiye’nin bu karanlık dönemle ve sürecin bütün aktörleriyle yüzleşmesi gerektiğini belirten Murat Ağırel, geçmişteki kumpas mekanizmasında rol aldığını öne sürdüğü kişilerin bugün farklı konumlarda kamuoyunun karşısına çıktığını savundu.
Ağırel, paylaşımını, “Bu karanlık dönemin aktörleri bugün kanal sahibi, sözde gazeteci, üst düzey yargı mensuplarının dostları olarak karşımıza çıkmaktadır” sözleriyle tamamladı.