Nakliyat-İş Sendikası grev kararı aldı: ‘İşçi sınıfı kazanacak’
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Nakliyat-İş Sendikası, FedEx Express işyerlerinde devam eden üçüncü dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecinde anlaşmaya varılamaması üzerine grev kararı aldı. Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu grev kararına giden tüm süreci 12punto’ya anlattı.
12punto
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli dünyanın en büyük kargo şirketlerinden biri olan FedEx Express’te, Türkiye’de yaklaşık 900 işçinin çalıştığı işyerlerinde yürütülen üçüncü dönem TİS görüşmelerinde, süreç arabuluculuk aşamasına gelmesine rağmen herhangi bir anlaşma sağlanamayınca grev noktasına gelindi.
‘ÖNEMLİ KAZANIMLARIN ELDE EDİLDİĞİ SÜREÇLER DE OLDU’
Küçükosmanoğlu, FedEx Express'i “Dünya genelinde en büyük kargo işletmelerinden bir tanesi. Amerikan merkezli, özellikle hava taşımacılığı konusunda dünyadaki en önemli kargo işletmesi” olarak tanımlıyor.
Türkiye'de toplam 1000'e yakın çalışanı olan şirketin İstanbul'da çalışanlar çoğunluğu oluşturuyor. Ankara'da, İzmir'de, Bursa'da, Adana'da, Antalya'da, Eskişehir'de, Konya'da ve Türkiye’nin değişik illerinde mevcutlar ancak toplam çalışanların %70'e yakını İstanbul'da çalışanlar.
Öte yandan Küçükosmanoğlu, işçilerin şimdiye kadar FedEx Express’te elde ettiği kazanımları anlattı.
“Biz Nakliyat-İş Sendikası olarak FedEx Express'te üçüncü dönem Toplu İş Sözleşmesini yapıyoruz. Üçüncü döneme kadar gelinmiş olmasına rağmen çalışan arkadaşların geçmiş yıllara göre-yani sendikasız döneme göre- önemli kazanımlar elde ettiği bir süreç” diyen Küçükosmanoğlu, özellikle sosyal haklarda, ücretlerde, Türkiye'deki kendi sektörü içerisinde ilk sıralarda olan işletmelerden bir tanesi durumuna geldiğini ifade etti. Geçtiğimiz dönemlerde, özellikle enflasyonun yükselişte olduğu olduğu dönemlerde, Toplu İş Sözleşmelerinde ek ücret artışları da olduğunu belirtti.
‘AMACIMIZ; GERÇEK BİR ARTIŞ SAĞLAMAK’
Küçükosmanoğlu Türkiye’deki mevcut enflasyona ve TÜİK verilerine de dikkat çekti.
“Ülkemizdeki enflasyon değerlerine baktığımızda bir aylık enflasyon birçok ülkede bir yıllık enflasyon gibi. Savaşın devam ettiği Ukrayna'ya bakıyoruz. Türkiye'deki yıllık enflasyonun üçte bir oranında bir enflasyon oranı var. Bir de kaçınılmaz olarak bir Türkiye'deki enflasyon hesabına bakıyoruz... TÜİK'in enflasyonunu gerçek anlamda yansıtmadığı da ortada. Nakliyat-İş Sendikası olarak amacımız öncelikli şekilde artan enflasyon ve yaşanan hayat pahalılığı ortamı içerisinde üyelerimizin, işçi arkadaşlarımızın alım gücünü korumak ve olabildiği kadar gerçek bir artış sağlamak” dedi.
Diğer yandan Küçükosmanoğlu, Türkiye’deki gelir dağılımı ve servet paylaşımındaki adaletsizliğin grev kararında etkin bir rol oynadığını belirtti.
“Vergi dilimine bakıyoruz. İlk vergi dilimi 190 bin liradan sonra %15 olan vergi dilimi %20'ye çıkıyor. Şu anda çalışan arkadaşlarımızın bile ilk 3-4 ay içerisinde %15'lik gelir vergi dilimi %20'lik dilime çıkıyor. Bunların hepsi doğal olarak Toplu İş Sözleşmesi süreçlerini etkileyen durumlar. Çünkü ortada bir gerçeklik var. Bir taraftan FedEx işletmesi, sermaye ve işveren cephesi bir taraftan da işçilerin çıkarları karşılıklı olarak toplu sözleşme süreçlerinde bir mücadele aslında... Böyle bir süreçte işverenin de yaklaşımı gerçekten bir uzlaşma sağlayabilecek bir yaklaşım olmadı” ifadelerini kullandı.
‘YASAL OLARAK GREV UYGULAMASINI HAYATA GEÇİRMEMİZ GEREKİYOR’
Küçükosmanoğlu, FedEx yönetiminin 2026 için önerdiği ücret artışını kabul edilemez olarak nitelerken, “Böyle bir süreçte FedEx işvereninin yaklaşımı, işçilerimizi sefalet ücretine mahkum etmek” dedi.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde, toplu sözleşme prosedürünün devam ettiğini belirten Küçükosmanoğlu; bu süreç dahilinde grev aşamasının da yasal olarak hayata geçmesi gerektiğini ifade etti.
“Ara bulucu aşamasında bir anlaşma olmadı. Doğal olarak bizim belli bir süre içerisinde zaten grev kararı almamız gerekiyordu” dedi.
Bu koşullarda ve işverenin yaklaşımı karşısında, işçi sınıfının yasal anlamda en etkili gücünün grev aşaması olduğunu ifade etti.
“Bu yüzden grev kararı aldık, çünkü bu durumda süreç askıya alınmış oluyor. İşverenin bu yaklaşımıyla zaten anlaşmamız olanaksız olduğu için yasal olarak aldığımız grev kararını Mayıs ayına kadar uygulamamız gerekiyor” sözlerini sarf etti.
Ek olarak Küçükosmanoğlu, grev kararının uygulama tarihinin henüz bildirilmediğini aktarırken, “Bu süre içerisinde bir gelişme olursa ona göre değerlendireceğiz. Eğer gelişme olmazsa da Mayıs'ın sonuna kadar fiil olarak da grev başlamış olacak” dedi.
İŞÇİLER NE DÜŞÜNÜYOR?
İşçilerin sürecin gidişatı ve önemiyle ilgili ne düşündüğü konusunda da konuşan Küçükosmanoğlu, “1 Mayıslar işçi sınıfının birliği, beraberliği ve örgütlülüğü ortaya koyduğu mücadele günüdür. Sermaye sınıfına karşı o bakımdan böyle bir tarihe denk gelmiş olması da ayrıca önemli. Arkadaşlarımızın büyük çoğunluğunun kabul etmediği bir toplu sözleşmenin altına imza atılması bizim açımızdan söz konusu değil” dedi.
Gelinen noktanın sarı sendikacılığın bir sonucu olduğunu belirten Küçükosmanoğlu bunun FedEx sözleşmesiyle açık bir şekilde görüldüğüni ifade etti. Ayrıca FedEx benzeri iş yapan diğer kargo işletmelerinde şimdiye kadar yapılan sözleşmelerin işçilerin tepkilerine rağmen yapılan sözleşmeler olduğunu söyledi.
“Bizim esas aldığımız işçi sınıfının çıkarları, işçi sınıfının yaşam ve çalışma koşulları çerçevesinde soruna bakıyoruz. Burada elbette toplu sözleşme süreçleri sadece ücret ve ekonomik şeyler değil, çalışma koşullarının da olumlulaştırılması” dedi.
‘HAZIRLIKLIYIZ’
Küçükosmanoğlu, olumlu bir gelişmeyi 12punto ile paylaşırken bunun grev kararını etkilemeyeceğini belirtti.
“FedEx Express'teki toplu sözleşme sürecinde haftalık çalışma saati haftada 45 saat; 42,5 saatlik haftalık çalışma süresini işveren kabul etmiş durumda. Yani bu da toplu sözleşme sürecinin olumlu bir aşaması oldu, kazanımı oldu daha doğrusu. Bu sektörde ilk defa bir uluslararası kargo işletmesinde haftalık çalışma süresi 45 saatten 42,5 saate düşmüş olacak.Yani burada karşılıklı bir uzlaşma sağlanmış oldu” dedi. Bu gelişmelere bağlı olarak işçilerin beklentilerinin tamamını karşılayacak bir bir sonuç almayı umduklarını belirtti.
Aynı zamanda AKP dönemindeki grevsizliğe dikkat çekti;
“Keyfi olarak güvenlik gerekçesiyle grev ertelemesi yapılabiliyor. O zaman da sendika devreden çıkıp yüksek hakem kurulu tarafından sözleşme yapılıyor. O bakımdan erteleme olasılığına karşı, grev hakkımıza sahip çıkma iradesini de işçi arkadaşlarla paylaşıyoruz. Buna da hazırlıklı olduğumuzu belirtmek istiyorum” dedi.
NASIL BİR EYLEM POLİTİKASI OLACAK?
Küçükosmanoğlu, Nakliyat-İş’in bu süreçteki eylem politikasına dair, “1 Mayıs'ta özellikle grev aşamasına geldiğimiz FedEx'te, aynı şekilde Eskişehir'de Sarp Lojistik'te de toplu sözleşme süreci var. Orada da büyük işletmelerden bir tanesi örgütlü olduğumuz ETİ grubunun lojistiklerini yapıyor. Orada da 800 civarında toplam çalışan var ve bir anlaşma sağlanamadı. Önümüzdeki günlerde de eğer anlaşma olmasa grev kararı alma noktasına gelebiliriz” dedi
Küçükosmanoğlu, birçok şirketin grev aşamasına geldiği bu dönemde ve 1 Mayıs arifesinde özellikle sendikal hareketin zayıf kaldığını belirtti. “Kendi somut sorunlarına ne yazık ki müdahale edemeyen bir sendikal hareket var” dedi.
‘ÖRGÜTLÜ İŞÇİ SINIFI KAZANACAKTIR’
Son olarak Küçükosmanoğlu, “Bu süreçte Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin önemli kazanımlar elde ettiği de ortada. Bu örnek doğrultusunda yolumuza, işçi sınıfının çıkarları için gereken her türlü meşru ve fiili yöntemleri kullanarak devam edeceğiz. Geçmiş dönemlerdeki grevlerimiz, direnişlerimiz, işgal eylemlerimiz de bunun örnekleridir. O bakımdan kendi üyelerimizle ilgili de sözleşme süreçlerinde mücadelenin önüne çıkan engelleri aşarak işçi arkadaşlarımızın beklentilerini karşılayan bir toplu sözleşme süreci sonuçlandıracağımıza inanıyorum. Örgütlü bir şekilde mücadele eden işçi sınıfımız kazanacaktır” ifadelerini kullandı.
Haber: Cenk BAŞBOĞAOĞLU