Özgür Özel'den dikkat çeken Hatay itirafı: '31 Mart'ta hata yaptık'
Partisinin Hatay'daki Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitinginde konuşan CHP lideri Özgür Özel, "Son seçimlerde Hatay'da talihsizlikler yaşadık, hatalar yaptık ve 31 Mart zafer gecesinde elimizde olan tüm belediyeleri kazanırken, üstüne büyükşehirler kazanırken, 21 il kazanırken, Türkiye'nin %65'ini kazanırken maalesef Hatay'ı kaybettik. Bundan sonrası için, ilk seçimde Hatay'ı bir daha bırakmamak üzere Hatay'a sarılmaya geliyoruz" ifadelerini kullandı.
12punto
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğü ile erken seçim çağrısı kapsamında başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin yeni durağı olarak Hatay’da yurttaşlarla buluştu.
Defne ilçesindeki Çekmece Kavşağı’nda gerçekleştirilen mitingde kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2024'teki yerel seçimlerde Hatay'da hata yaptıklarını kabul etti.
Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Bu şehri, bu şehri önceki dönemlerde büyükşehir olduğundan beri üç dönemin ikisinde kazandık. Son seçimlerde Hatay'da talihsizlikler yaşadık, hatalar yaptık ve 31 Mart zafer gecesinde elimizde olan tüm belediyeleri kazanırken, üstüne büyükşehirler kazanırken, 21 il kazanırken, Türkiye'nin %65'ini kazanırken maalesef Hatay'ı kaybettik. Hatay'ın bize en çok ihtiyacı olan zamanda; evet, çok küçük bir farkla, evet, hileyle, desiseyle, itirazlar dinlenmeden adeta oylar, irade çalındı ama oraya kadar bırakmamak lazımdı. Açık farkla, bütün Türkiye'de olduğu gibi kazanmak lazımdı. Hatay'ı duyduk, kusurumuzu bildik. Bundan sonrası için, ilk seçimde Hatay'ı bir daha bırakmamak üzere Hatay'a sarılmaya geliyoruz.
Hatay’da Hatay’ı temsil etmesi için gönderdiği Can Atalay hala cezaevinde. Bu çok büyük bir ayıptır. Sandık yoluyla Türkiye'ye katılmış Hatay'ın sandıktan çıkan vekilini cezaevinde tutanlara yazıklar olsun. Buradan Can Atalay'ı selamlıyorum.
"PARAYLA OLMAZ, PANOYLA OLMAZ, BRANDAYLA OLMAZ; YÜREKLE OLUR BU İŞLER"
"Değerli Hataylılar, öyle bir para topladılar ki; 3 trilyon dolar. İnanılmaz bir vergi. 40 milyar dolar sadece deprem vergisi. Peki, depreme hazırlık için ne yaptılar? Sekiz tane imar affı. İmar affını çıkaran onlar; haksız yere düzenlemeler yaptıklarında ona itiraz eden mahalleleri, efendim onlar yüzünden kentsel dönüşüm, rantsal dönüşüm yapıp mahallenin itirazını duymayanlar çıkardığı imar affına değil; gidiyorlar filanca zamanda şu mahalledeki itirazları dile getirip ölen insanları suçladılar.
Ve bu afeti yaşadığımızda vatandaş günlerce enkaz altında bağırdı. O sesler hepimizin kulağında 'sesimi duyan var mı?' diye ama sesini duyan olmadı. Kahraman ordumuz üç gün, üç gün kışlada görev bekledi, üç gün meydana çıkamadı. Diğer taraftan afetle mücadelenin, afetle mücadelenin güçlenmesi için yapılan işler ve alınan sorumluluklarda; Hatay’a gelen, 11 ile gelen dünyanın dört bir yanından, Türkiye’nin tüm kurumlarından, tüm belediyelerinden burada mücadele edenlere; ölümü göze alıp o yıkıntıların, enkazların altında bir canı kurtarmak için günlerce kendini helak edenlere; hangi siyasi görüşten olursa olsun taş üstüne taş koyanlara helal olsun, haklarını helal etsinler, hepsine müteşekkiriz.
Millet yardım beklerken IBAN gönderen bunlardı. Millet sokaktayken parayla çadır satan bunlardı. Biz bunları, örneğin burası Hatay, ben bunları kendim söylüyor olsam, Hatay’da bu bilinmiyor olsa, böyle bir tansiyon olmasa, bu yağmurda bu Hatay burada bu tepkiyi verir mi? Bunlar orduyu üç gün bekletti mi? Parayla çadır sattı mı? Depremzedeye IBAN attı mı? 40 gün sonra bile çadır sıraları, kuyrukları var mıydı?
İşte Erdoğan, öyle brandayla, panoyla, devlet gücüyle, devlet memurunu meydana dizmeyle olmaz. Parayla olmaz, panoyla olmaz, brandayla olmaz; yürekle olur bu işler, yürekle olur!"
"ÖYLE ERDOĞAN, ESKİSİ GİBİ KOLAY SİYASET YOK"
"Deprem sonrası illerin yeniden ayağa kaldırılması lazımdı. Bu konuda o dönem Genel Başkanımız, yönetimimiz 'bize ne düşüyorsa buradayız' dedi. Tüm yapıcı öneriler söylendi ama depremi siyasete alet etmek, yaklaşan seçim için oradan bir fırsat çıkarmayı tercih ettiler. Dediler ki: 'Biz yaparız, bunlar yapamaz. İktidarda olan biziz; eğer iktidar değiştirirseniz evlerinize bir yıl içinde geçemezsiniz.'
Erdoğan çıktı ve dedi ki: 'Devlet sözü veriyorum, milletime devlet sözü veriyorum. Bir yıl içinde 650 bin konutu biz teslim ederiz.' Millet öyle takdir etti, kendisine görev verildi. Bir yılın sonunda sözünün %2,7’sini, iki yılın sonunda sözünün %30’unu, üç yılın sonunda sözünün %70’ini tutabildi. Şimdi gelmiş 'ben bu evleri veririm' deyince 'veremezsin' diyorlardı. 'Veremezsin' diyen olmadı; 'bir yıl içinde veremezsin' diyen oldu. 'Parayla satman doğru değil, afet evlerini devlet yapsın' diyen oldu. O gün 'ben bu evleri bir yılda yapacağım' deyip bir yıl sonunda %97'yi, iki yıl sonunda %70'i, şu an bile %30'u evine sokamamış olanlar; 650 bin söz verip 455 bini üç sene sonra övünç vesilesi yapmaya çalışanlar... Ve şu anda 11 ilde, diğer illerle birlikte 271 bin kişi konteynerda yaşarken; Hatay’da, Hatay’da 155 bin kişi konteynerla yaşarken brandayla, taşımayla ve devlet gücüyle buraya gelip de atana tutana cevabımız: Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan!
Bugün 155 bini Hatay’da, deprem geçiren 11 ilde 271 bin kişi konteynerdadır. Bugün yaptıkları konuşmalarda konutların bedava değil parayla verildiğini gizlemektedirler. İnsanlara boş senetler imzalattıklarını; 170 metrekare evi yıkılana 70 metrekarelik ev verdiklerini... Doğru mu bu? Jimmy cip çek bak, çek. Çek! Doğru mu bu söylediklerim?
Öyle Erdoğan, eskisi gibi kolay siyaset yok. Öyle salonlardan atmak tutmak, brandayla evin yüzünü kapatmak, ortalığa buraya gelip tek taraflı söylemek, emekleri görmemek... Bir de gerçek dışı bir algıyla buradaki mesele yolundaymış gibi bunu Türkiye’ye göstermek... O konforlu siyaset geride kaldı. Buradayız; yalanın, algının karşısında, Hatay’ın dimdik arkasındayız!"