Özgür Özel'den, Kılıçdaroğlu'na grup toplantısı yanıtı: Kemal Beyle mesajlaştık
Özgür Özel, İzmir'de yaptığı Aslanoğlu ve Soyer ziyaretleri ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu.
12punto
CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir'deki Buca Cezaevi'nde eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu'nu ziyaret etti.
Özel, ziyaret ardından şu açıklamalarda bulundu:
"Dün amcamın, sevgili amcamın rahmetli olmasıyla, hayatını kaybetmesiyle birlikte bugün Manisa'da cenaze töreni vardı. O törene çok sayıda arkadaşımız geldi. O yüzden tören bitimine kadar Manisa'daydık. Ardından Şakran Cezaevi'nde Ankara İl Başkanımızı ziyaret ettim. Bunun yanında Ümit Erkol'u, Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Başkan'ı ziyaret ettim. Süleyman Ekici'yi ziyaret ettim. Kendisi bizim açımızdan şu yönüyle çok önemli; İzmir'deki kooperatifler durmuştu ve büyük bir isyan vardı. O kooperatiflerin yedisinin de tutuklandığı gün, yedincisinin kararı belediye meclisinden çıkmıştı. Anlaşmalarının yapılıp belediye meclisinden çıkıp kooperatifte mağdur olan kişilerin rızalarıyla ilerlemeye başlaması ve anahtarların teslim edilmeye başlanması bazı etaplarda çok önemliydi.
O yüzden ben kendilerine yapılan operasyonları, İzmir'deki bu kooperatif süreci... Adalet ve Kalkınma Partisi bu kooperatiflerdeki mağduriyeti çok istismar eden bir dil kullanıyor İzmir'de. Biz buna karşı da büyük bir kararlılıkla bu kooperatiflerin ilerlemesi ve mağduriyetin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buradaki yürüyüşü durdurmak, buna bir operasyon yapmak gerçekten iyi niyetli bir davranış değil ve çok sayıda İzmirliyi boşu boşuna mağdur edecek bir durum.
Ardından buraya geldik. Tabii burada şunu söyleyeyim öncelikle; Sayın Ümit Erkol imza yetkisi olmayan kooperatif yönetim kurulunda olmuş birisi. Bazı arkadaşlarımız var kooperatif denetim kurulunda bulunduğu için tutuklanan arkadaşlarımız var. Altı gün kooperatife üye olup tutuklanan insanlar var. Bu gerçekten yani olacak iş değil. Türkiye'de nerede bir kooperatif davasında tutuklu yargılama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Ve kooperatifçilik suç değil.
Özellikle de şunu ifade etmem gerekiyor; biraz önce Tunç Soyer'i de ziyaret ettim. O kentsel dönüşüm meselesinde birileri müteahhitli formüller bulurken, iyi niyetle müteahhitin olmadığı, kooperatifin olduğu bir formül aranmış ve bununla ilgili önemli işler de yapılacakken inşaat maliyetlerinin 10 kat artmasıyla bir kriz yaşanmış. İstanbul'da on binlerce... özür dilerim, İstanbul'da on binlerce konut mağduru varken ve AK Parti burada hiçbir sorumluluk üstlenmezken, AK Partili belediyelerde örneğin işte Esenyurt'taki 30 bin kişinin yaşadığı mağduriyetler falan... İyi niyetli ve daha mağduriyet olmasın diye de çare bulunmuş bir meselede arkadaşlarımızın böyle yargılanıyor olmaları gerçekten sıkıntı verici.
Ve bir kere iyi niyetli bir çabanın ürünü ve hani dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para koyan yok. Sadece aksi giden bir işler var ve onların da toparlanma sürecindeyiz herkesin bildiği gibi. Tunç Başkanı ziyaret ettim. Şenol Aslanoğlu'nu, önceki dönem İzmir İl Başkanımızı ziyaret ettim. Elvasi Vazgaç'ı ziyaret ettim. Tabii bu bir bayram ziyareti, bir dayanışma ziyareti."
Ziyaret sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısının iptal edilmesi için gönderdiği yazıya ilişkin şunları söyledi:
"Değerli arkadaşlar, ben kurultaydan önce, daha doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu milletvekili değildi ve milletvekili grubumuzdan oy birliğiyle grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ertesinde yemin töreninden sonra oy birliğiyle seçilmiştim. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık. Ben Genel Başkan seçildim, otomatikman grup başkanıydım.
Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbatayı iptal etmiyor, 'ettim' de demiyor. Ben seçilmiş genel başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar ama o tedbir kararı benim ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne genel başkanlığımı elimden alıyor. Sadece genel başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada.
Ama yine de biz tedbiren, bu sefer biz tedbiren; 'grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda derhal yenisi seçilir' maddesi hükmü gereğince partimizdeki kendisi seçilmiş olan grup yönetiminin —yani benim değil grup yönetiminin— 12 arkadaşımızın çağrısıyla usulüne uygun olarak toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis'e bildirdik. Onlar da bunu tescil ettiler, sistemlerine işlediler. Bu konuda herhangi bir şey yok.
Buradaki grupla ilgili maksat bu grup toplantısının bir kez daha başka zaman yapılması falansa o toplantı yapıldı. Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir. Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verdik. Eğer ona birileri ümidini bağlamışsa, bana bir şey olursa yenisini yeni baştan seçerler.
Ama bu kadar 'hadi buradan sonra artık bu parti biraz daha gerginlik yaşasın falan filan' diye isteyip bu grup toplantısına ilişkin bir şeyler söylenmesini de doğru ve sağlıklı bulmam. Zaten Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Grup seçimlerinden ilgili de grup yönetiminin bir iradesi olabilir, grup başkanının bir iradesi olabilir. Ama genel başkanla grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Bir tanesi grubu yönetiyor, bir tanesi partiyi yönetiyor.
Bununla ilgili söyleyeceğim bundan ibaret. Yani öyle bir yazıya gerek de yoktu. Öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da Meclis iç tüzüğünü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi en uzun süre yapmış kişiyim parlamento tarihinde. Grup başkanvekilliğine baktığımızda Engin Altay benden birkaç ay daha uzun yapmıştı veya bir yıl daha uzun yapmıştı, tam hatırlamıyorum ama grup başkanlığını ve 2,5 yıldır süren bu süreci de yaptığımızda biz bu işleri biliriz. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi her gün yeni bir doz tartışmadan kim ne medet umuyor onu anlayabilmiş değilim açıkçası."
"TGRT'Yİ KOORDİNE EDEN BİRİNİ DANIŞMAN YAPARSANIZ CHP'YE ZARAR VERİR"
Tartışmalı mahkeme kararı sonrası göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu heyetinin polis ekiplerince boşaltılan CHP Genel Merkezi önünde sergilediği araçlarla ilgili de konuşan Özel, Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanlığına getirdiği Atakan Sönmez'e dikkat çekti.
"Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve birçok içerideki tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı koordine eden, TGRT'yi koordine eden birisini tutup da basın danışmanı yaparsanız onun bir tane amacı var: O CHP'ye zarar verecek." diyen CHP Lideri sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gitmiş oraya iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçekmiş gibi sunmuş, paylaşmış. Koyduğu arabalardan bir tanesi Kemal Bey zamanında alınmış. Diğer bir araç bundan birkaç ay önce alınmış, daha içi de yapılmamış. Yalan yanlış şeyler yazmış. Sonra da diyor ki açıklama olarak —olayın böyle olduğu ortaya çıkınca, hele hele Aziz Sandıkçı meselesi— "Biz yıllarca bir şey demedik, Kemal Bey'e zırhlı araç getirilmiş İstanbul'dan kullanılmış, biz hiç görmedik." Yani o aracı biz hiç görmeden, devir teslimden sonra da bir milletvekili alıp İstanbul'a götürmüş; o araç da dün çıktı ortaya. Bu bilinen bir şey. Aziz Sandıkçı'dan bir araç tahsisi varsa geçtiğimiz, bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey. Bir zırhlı araç meselesi...
Bunların hepsi ortaya çıkmış, diyor ki: "Ya ben o araçları misalen seçtim, böyle bir şey varsa diye söyledim." Ya Cumhuriyet Halk Partisi'ne böyle bir haysiyet suikastını yeni yönetimin TGRT'den gelme, CHP düşmanı basın danışmanı yapabilir mi? Ya nasıl yani, zaten bu yapar yani, bir başkası yapabilir mi? Partiyi seven biri yapmaz, Kemal Bey'i seven biri yapmaz, insan olan yapmaz bunu yani. Olacak şey değil. Sanki TGRT'de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi partinin tabelasının önünde, partinin araçlarıyla... Ve söylediği iki şey de yalan çıkınca "Biz bunu içeriden rastgele iki araç seçtik, varsa diye Kemal Bey araştıracak." Utanç duydum yani, gerçekten utanç duydum. Olacak iş değil yani. Ama kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT'den olanın başına böyle şeyler gelir; ama hepimizi kahreden bir durumdur yani."
"KEMAL BEYLE MESAJLAŞTIK"
Amcasının vefatının ardından Kılıçdaroğlu'nun taziye telefonuna yanıt vermediği iddiasına ilişkin sorulan bir soruya da yanıt veren CHP Lideri, konuya şöyle açıklık getirdi:
"Yok, öyle bir telefon açmama değil şöyle; gün boyunca benim telefonum o kadar çok bayram aramaları ve taziye aramalarıyla doluydu ki telefon artık cevaplanabilir bir durumda değil. Telefon zaten kapalıydı defin sırasında. Sonra çıktım bu soruyu duydum, Kemal Bey'in mesaj attığını söylediler. Baktım, ben de mesajına cevap verdim. Yani kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış, ben de taziye için teşekkür mesajı yolladım. Durum bundan ibaret. Yani arama açmama ya da konuşmama değil, taziye mesajına teşekkür mesajımı yolladım görür görmez. Bana da basıncı arkadaşlar dedi 'Kemal Bey mesaj atmış gördünüz mü?' diye. Telefonu onun üstüne açtım baktım. Bugün telefon zaten hep kapalıydı, şimdi fırsat oldukça telefonları açıp diğer aramalara dönmeye çalışırız. Karşılıklı mesajlaştık."