Seda Nur Atılkan yaşadığı sistematik şiddeti 12punto’ya anlattı: 'Ölümümün geleceğini biliyordum'
Maruz bırakıldığı şiddet sonrası yüzünün fotoğraflarını sosyal medyada paylaşarak yardım çağrısında bulunan iki çocuk annesi Seda Nur Atılkan, evli olduğu U. Atılkan tarafından yıllarca şiddete, tehdide, baskıya ve tecride maruz bırakıldı. 21 Ağustos gecesi boğulmaya çalışıldığını, ağır şekilde darbedildiğini ve bıçakla tehdit edildiğini anlatan Atılkan 12Punto’ya konuştu ve “Adalet yerini bulsun istiyorum. Çocuklarım üzerinden tehdit edilmek ve ölmek istemiyorum” dedi.
Sinem Nazlı Demir
Sinem Nazlı Demir - 12punto.com.tr
Editörün notu – Tetikleyici içerik: Bu haber; ağır fiziksel şiddet, öldürme girişimi, tehdit ve madde kullanımına ilişkin ayrıntılı anlatımlar içermektedir.
Seda Nur Atılkan, 24 Ağustos’ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, evli olduğu erkek U. Atılkan tarafından yıllardır sistematik şiddete maruz bırakıldığını ve 21 Ağustos gecesi öldürülmeye çalışıldığını duyurdu.
“Belki haberlerde kadın cinayeti kurbanı diye izleyecektiniz ama ölmedim” sözleriyle sesini duyuran Seda’nın paylaşımı kısa sürede sosyal medyada yayıldı. Atılkan, kendisinin ve çocuklarının can güvenliğinin sağlanması için kamuoyundan destek istedi. Seda Nur Atılkan, evliliğinin ilk yıllarından son saldırıya kadar yaşadıklarını 12punto’ya anlattı.
İLK AĞIR ŞİDDET HAMİLELİK DÖNEMİNDE BAŞLADI
Seda, 2014 yılında evlendiklerini, evliliğin ilk altı yılında fiziksel şiddet yaşanmadığını ancak evli olduğu erkeğin sürekli uyuşturucu madde kullandığını söyledi. İlk çocuğuna hamile kaldığı dönemde ilk kez ağır şiddete maruz bırakıldığını belirten Seda, o günü şöyle anlattı:
“Beni darp etti. O gün kafam kapının altına denk gelerek ağır bir darbe aldı ve baygınlık geçirdim.”
Hamileliğinin son döneminde başka bir şehre taşındıklarını ve U. Atılkan’ın burada farklı bir yasaklı madde kullanmaya başladığını söyleyen Seda, madde kullanımıyla birlikte üzerindeki baskı ve kısıtlamaların da arttığını belirtti. U. Atılkan, “Benden izinsiz dışarı çıkamazsın, artık çocuklu bir annesin” diyerek Seda’nın evden çıkmasını engellemeye başladı. Şiddet ve kısıtlamaların artması üzerine ailesinin yanına dönen Seda, her ayrılığın ardından eşinin kendisini takip ederek ailesinin evine geldiğini, pişman olduğunu söylediğini ve özür dilediğini anlattı.
İLK ŞİDDET DAVASINDA PARA CEZASI VERİLDİ
İlk ağır şiddet olayının ardından dava açıldığını ve iki duruşma görüldüğünü söyleyen Seda, hâkimin U. Atılkan’a, “Bu son olsun. Bir daha seni affetmeyeceğim. Darp raporları da var zaten, eşine dua et” dediğini aktardı. U. Atılkan hapis yatmadı ve hakkında para cezasına hükmedildi. Ancak verilen cezanın ardından da Seda’ya ‘Senin yüzünden şimdi de para ödemek zorunda kalacağım’ dedi.
Seda, koronavirüs salgını döneminde ikinci çocuğuna hamile kaldığını, bu süreçte eşinin madde kullanmaya devam ettiğini söyledi. Bir gece sabaha kadar şiddete maruz bırakıldığını söyleyen Seda, yardım isteyebilmek için ablasına mesaj gönderdi. Ablası da kapıya polis yönlendirdi. Ancak U. Atılkan kapıyı açmasına izin vermedi ve çocuklarını elinden almakla tehdit etti:
“Bana, ‘Çocukları elinden alırım. İyi olduğunu söyleyeceksin’ dedi. Beni kapıdan uzakta tutarak polislerle görüştürdü. Polislere iyi olduğumu söylemek zorunda kaldım. Onlar da gittiler ve hiçbir işlem yapılmadı.”
KAPISI KİLİTLENEN EVDE İKİ ÇOCUĞUYLA YAŞADI
Seda ve U. Atılkan daha sonra İstanbul’a taşındı. Seda, İstanbul’daki evlerinin girişinin yalnızca garajdan yapıldığını ve eşinin dışarı çıkarken kapıyı üzerlerine kilitlediğini söyledi. U. Atılkan’ın kendisine, “Kapının önüne adım atmayacaksın, sana her şey yasak” dediğini aktaran Seda, iki çocuğuyla birlikte evde tek başına bırakıldı ve U. Atılkan olmadan dışarı çıkamadı. Seda, son dört yıl boyunca U. Atılkan’ın neredeyse her gece farklı gerekçelerle kendisine şiddet uyguladığını anlattı. Ayrıca U. Atılkan, Seda’nın telefonunu kontrol edebilmek için kendi telefonuna bir uygulama yükledi. Seda, kendi telefonuna gelen her şeyin önce eşine ulaştığını ve ancak onun izin vermesinin ardından kendisine geldiğini söyledi.
ÇOCUKLARINI BALKONDAN ABLASINA VEREREK KAÇTI
Birçok darp raporu bulunan Seda, ağır şiddet olaylarının artmasının ardından bir gün ablasını aradı. Ablasının taksiyle eve gelmesi üzerine çocuklarını balkondan ona verdi ve bu şekilde evden kurtularak ailesinin yanına gitti. Ancak U. Atılkan ve babası peşinden geldi. U. Atılkan’ın babası Seda’yı, “Kocanı bu şekilde kabul etmek zorundasın” dedi ve tehdit etti ve Seda, manipüle edilerek tekrar evine dönmek zorunda bırakıldı, dört yıl boyunca tek başına hiçbir yere gidemedi; komşularıyla ve ailesiyle konuşmasına izin verilmedi. U. Atılkan, şehir dışına çıktığı zamanlarda da kendi ailesini Seda’ya “bekçilik” yapmaları için organize etti.
SIĞINMAEVİNE GİTTİ, UZAKLAŞTIRMA VE GİZLİLİK KARARI ALDIRDI
U. Atılkan’ın şehir dışında bulunduğu bir gün kadın sığınmaevine giden Seda, burada eşinden şikâyetçi oldu. Ancak sığınmaevinde çocuklar ile kalmanın bir süre sonra giderek zorlaştığını söyleyen Seda, annesini arayarak çıkışını istedi ve yeniden ailesinin yanına döndü. Seda, bu süreçte ilk kez uzaklaştırma ve gizlilik kararı aldırdı. Buna rağmen U. Atılkan’ın çocukları üzerinden kendisini yönlendirmeyi ve baskı altına almayı sürdürdüğünü belirten Seda, sonunda eve dönmeye mecbur bırakıldığını anlattı:
"Dönmek zorunda kaldım, ölümümün geleceğini biliyordum"
Seda, eve döndükten sonra yalnızca iki kez dışarı çıkarıldı, bu iki sefer de U. Atılkan hakkındaki şikâyetlerini geri çekmesi içindi. Yıllardır devam eden şiddet, 21 Ağustos gecesi öldürme girişimine dönüştü.
“BU SON GÜNÜMÜZ” DİYEREK SALDIRDI
Seda, 21 Ağustos gecesi yaşananları ise şöyle anlattı:
“U. Atılkan alkol aldı ve yeniden yasaklı madde kullandı. Ardından bana yine şiddet uygulamaya başladı. ‘Bu son günümüz’ dedi. Önce şarj kablosunu, ardından kemerini boynuma dolayarak beni boğmaya çalıştı. Başıma ağır bir darbe aldım ve uzun süre nefessiz kaldım. Bu sırada, ‘Allah’ım, ben namusumu temizliyorum’ dedi ve sürekli şehadet getirdi. Nefessiz kaldığım sırada öldüğümü düşündüm ancak hayatta kaldım. Ölmediğimi görünce yüzüme yumruk atmaya devam etti. Daha sonra bıçağını göstererek, ‘Bu son çarem’ dedi.”
ÜZERİNDEKİ KANI TEMİZLEMEYE GİDİNCE KAÇTI
Seda, U. Atılkan’ın üzerindeki kanı temizlemek için odadan ayrılmasının ardından kaçmayı başardı:
“Üzerindeki kanı temizlemek amacıyla odadan ayrıldı. Ben de bunu kaçmak için son fırsatım olarak gördüm ve evden çıktım. Komşularıma sığındım. Onlara, ‘Kocam beni öldürmeye çalıştı’ dedim. İhbarın ardından olay yerine polis ekipleri geldi. Polisler U. Atılkan’ı gözaltına aldılar. Daha sonra beni hastaneye götürdüler ve hastaneye eşimin ailesi de geldi. Kayınpederim kulağıma eğilerek, ‘Kızım, şikâyetçi olma’ dedi. Bunun üzerine bir polis memuru onu dışarı çıkardı ve ‘Bu yaptığınız suç’ dedi. İlk ifadem ise hastanede alındı ve olayla ilgili soruşturma başlatıldı. U. Atılkan geceyi nezarette geçirdi. Ertesi gün de tutuklanarak cezaevine gönderildi.”
“ÇOCUKLARIM ÜZERİNDEN TEHDİT EDİLMEK VE ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Seda, yaşadıklarını 24 Ağustos’ta sosyal medyada duyurmasının ardından U. Atılkan’ın babasının kendisiyle yeniden iletişim kurduğunu ve oğlunu cezaevinden çıkarabileceğini söyleyerek kendisini tehdit etmeye devam ettiğini söyledi. Uğradığı şiddetin ardından yüzünün tanınmayacak hâle getirildiğini belirten Seda, başına aldığı darbeler nedeniyle de işitme kaybı yaşıyor:
“Tanınmayacak hâldeydim. Başıma aldığım darbeler nedeniyle işitme kaybı yaşadım. Darbenin etkisini hâlâ kafamın arkasında hissediyorum ve baş dönmem devam ediyor. Adalet yerini bulsun istiyorum. Kamuoyunu davama destek olmaya çağırıyorum. Çocuklarım üzerinden tehdit edilmek ve ölmek istemiyorum.”
Seda ve ailesi, U. Atılkan’ın hak ettiği cezayı alması ve bu süreçte tahliye edilmemesi için hukuk mücadelesi başlattı. Aile, kamuoyundan davalarını duyurmak için destek talep ediyor.
ŞİDDETE MARUZ BIRAKILAN KADINLAR NERELERE BAŞVURABİLİR?
Acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi aranabilir. İçişleri Bakanlığı, KADES’i 2026 yılında HAYAT 112 Acil Mobil İhbar Uygulaması bünyesine entegre etti. Uygulama üzerinden konum tabanlı yardım çağrısı gönderilebiliyor.
- 112 Acil Çağrı Merkezi: Acil polis, jandarma ve sağlık desteği.
- Alo 183 Sosyal Destek Hattı: Şiddete maruz bırakılan veya şiddet riski altında bulunan kadınlar için 7 gün 24 saat ücretsiz rehberlik ve danışmanlık.
- Alo 183 WhatsApp hattı: 0501 183 0 183 numarasına 7 gün 24 saat mesaj gönderilebilir.
- İşitme ve konuşma engelliler için Alo 183: 0549 381 0 183.
- ŞÖNİM: Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, 81 ilde psikolojik, hukuki, sosyal ve ekonomik destek ile barınma konusunda yönlendirme sağlıyor.
- Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı: 0212 292 52 31-32. Vakfa hafta içi 10.00-16.30 saatleri arasında ulaşılabiliyor.
- Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: 0212 656 96 96 veya 0549 656 96 96.
- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu iletişim numarası: 0212 912 42 43
- İBB Kadın Destek Hattı numarası ise 444 80 86'dır ve 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.