Sevinç Koleji’nde üç yaşındaki çocuğa istismar ve şiddet iddiası! Aile 25 Eylül’deki duruşmada destek talep ediyor
Ümraniye Şerifali’de faaliyet gösteren ve olay tarihinde Sevinç Koleji markasını kullanan özel okulda, üç yaşındaki bir çocuğun okul çalışanı tarafından cinsel istismara ve şiddete uğradığı iddiasıyla açılan davada yargılama sürüyor. Çocuğun annesi 12punto’ya, sanığın tutuksuz yargılandığını ve kamera görüntülerinin hâlâ elde edilemediğini ve gerçek kamera kayıtlarına asla ulaşılamadığını söyledi. MEB soruşturması sonucunda okul hakkında idari para, yöneticileri hakkında disiplin cezası uygulandı. Sevinç Eğitim Kurumları ise okulun bağımsız bir franchise işletmesi olduğunu belirterek, mahkeme kararı ve bilirkişi raporunun kendilerine ulaşmasının ardından marka sözleşmesinin feshedildiğini açıkladı. Bir sonraki duruşma 25 Eylül’de İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.
Sinem Nazlı Demir
SİNEM NAZLI DEMİR
İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki Şerifali’de bulunan ve olay tarihinde Sevinç Koleji markasıyla faaliyet gösteren özel okulda, üç yaşındaki bir çocuğun temizlik görevlisi olarak çalışan bir kişi tarafından cinsel istismara uğradığı iddiasıyla başlayan yargı süreci devam ediyor. Dosyaya giren belgeler; çocuğun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ifadeyi, okulun olaydan sonra hazırladığı tutanağı, sanığın savunmasını, kamera sistemine ait diskler üzerindeki bilirkişi incelemelerini ve Millî Eğitim Bakanlığının okul hakkında uyguladığı idari yaptırımları içeriyor. Ayrıca, yaşananların bir bölümüne okuldaki diğer çocukların da tanık olduğu, çocukların ve ailelerinin soruşturma kapsamında ifade verdiği belirtiliyor.
(Olay tarihinde üç yaşında olan çocuğun kimliği, çocuğun üstün yararı gözetilerek haberde açıklanmamıştır. Bu haberde bazı okuyucularımızın tetiklenebileceği ifadeler yer almaktadır.)
“KIZIM ADAMI GÖRÜNCE ÇOK KORKTU VE BACAĞIMA SARILDI”
Çocuğun annesi, olayların 10 Mayıs 2024 sabahı kızını okula götürmesiyle başladığını söyledi. Anne, okul bahçesinde gördükleri yaşlı hizmetlinin çocukları karşılamak üzere kapıda beklediğini belirterek yaşananları 12punto’ya şöyle anlattı:
“10 Mayıs 2024 sabahı üç yaşındaki kızımla birlikte evden çıkarak okula gittik. Okulun kapısına yaklaştığımızda, çocukları karşılamak üzere bahçede bekleyen yaşlı hizmetliyi gördük. Kızımla okul bahçesine girdiğimiz sırada kızım adamı görünce çok korktu ve hemen bacağıma sarıldı. Bu kişiye “günaydın” dedim ve sonra bana “Kızınızı çok seviyorum, torunuma benziyor” dedi, bu beni rahatsız etti.
Öğretmenlere, ‘Burada bir sorun mu var?’ diye sordum. Kızıma da ne olduğunu sormaya çalıştım ancak yanıt alamadım. Bunun üzerine eğitim koordinatörünün beni aramasını istedim. Daha sonra beni arayarak bu kişinin bir gün yemekhanede çocuklara bağırdığını, kızımın da bu nedenle ondan korktuğunu söylediler. O sırada istismar iddialarından henüz haberim yoktu. Ben de ‘Sınıfta üç öğretmen varken bu kişinin yemekhanede ne işi vardı? Benim kızıma nasıl bağırabilir?’ diye sordum. Eğitim koordinatörü, ‘Haklısınız, özür dileriz. Bir daha olmayacak’ dedi."
Anne, daha sonra kızının konuyla ilgili konuşmak istemediğini ve kendisine “Onunla ilgili konuşma, o kötü bir adam, kötü oyunlar oynuyor, beni dövüyor” diye bağırdığını aktardı:
“Ardından bu kişinin kendisine yaptıklarını anlattı. Duyduklarım karşısında şoke oldum.”
Anne, kızının ilk anlatımı sırasında kayıt alamadığını, ikinci konuşmada ise anlatılanları video kaydına alarak bir pedagoga gönderdiğini söyledi. Pedagogun, anlatımlarda ciddi şiddet ve istismar bulguları bulunduğunu belirterek vakit kaybetmeden savcılığa başvurmalarını önerdiğini aktardı.
KOLEJ, PERSONELİ AİLENİN 18 MAYIS’TAKİ ŞİKÂYETİNDEN SONRA GÖREVDEN UZAKLAŞTIRDI
Anne, kızının yaşadıklarını anlattığı video kaydını kolej yönetimine gönderdiğini ve olayların yaşandığı alanlara ait kamera kayıtlarını izlemek istediklerini bildirdiğini söyledi. Kolej yönetiminin kendilerini 13 Mayıs’ta okula davet ettiğini ancak daha sonra sistemde teknik arıza bulunduğunu ve teknisyenin beklendiğini söylediğini aktardı.
Anne, 13 Mayıs’tan 15 Mayıs’a kadar teknik arıza ve teknisyen gerekçesiyle bekletildiğini belirtti. Üçüncü gün koleje tek başına gittiğinde kendisine kamera görüntülerinin velilere izletilmesinin yasal olarak mümkün olmadığının söylendiğini ifade etti.
Anne ise okul yönetimine haber verdikten sonra bir pedagoga başvurduklarını ve çocuğun terapiye başladığını söyledi:
“Görüştüğümüz pedagoglar durumu vakit kaybetmeden yetkili makamlara bildirmemiz gerektiğini söyledi. Eşimle birlikte karakola giderek şikâyetçi olduk.”
Annenin şikâyetçi ifade tutanağı 18 Mayıs 2024’te düzenlendi. Anne bu ifadede, çocuğunun anlatımlarını kayda aldığını, kayıtları okulun anaokulu koordinatörüne gönderdiğini ve 13 Mayıs’ta kamera görüntülerini izlemek üzere okula gittiğini anlattı. Anne, toplantıda kendisine yemekhaneden seçilmiş yaklaşık iki dakikalık bir görüntünün izletilmek istendiğini ancak bunu kabul etmediğini ve koleje ait hiçbir kamera kaydını izlemediğini özellikle vurguladı. Anne, aynı toplantıda okul müdürü ve bir avukat tarafından, kızının anlatımlarını içeren videoyu paylaşması hâlinde hakkında yaptırım uygulanacağı söylenerek tehdit edildiğini ileri sürdü.
Anne, tutanakta yazan tarih ile fiilen yaşanan süreç arasında çelişki bulunduğunu savundu. Personelin ancak ailenin 18 Mayıs’taki şikâyetinin ardından görevden uzaklaştırıldığını ve kolej yönetiminin de bu başvurudan sonra adli makamlara şikâyette bulunduğunu söyledi.
ÇOCUK, ÇOCUK İZLEM MERKEZİ’NDE DİNLENDİ
Üç yaşındaki çocuk, Mayıs 2024’te Çocuk İzlem Merkezi’nde savcı, adli görüşmeci ve avukatın bulunduğu ortamda dinlendi.
Çocuk, görüşmede yaşlı bir okul çalışanının kendisini istismar ettiğini ve bu davranışların birden fazla kez yaşandığı yönünde beyanda bulundu. Çocuğun mahremiyetini ve üstün yararını korumak amacıyla ifadesindeki ayrıntılara haberde yer verilmiyor.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 24 Mayıs 2024 tarihli yazısında, çocuğun ifadesinde adı geçen başka bir çocuğun pedagog eşliğinde dinlenmesi ve okulda çalışan üç öğretmenin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması istendi.
Anne, “Kızımız bize yaşadıklarının tamamını anlatamadı. Kendisine yapılan birçok şeyi Çocuk İzlem Merkezi’nde görevlendirilen pedagoga anlattı. Görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü. İfade tamamlandıktan sonra savcılığın tutuklama talebi üzerine şüpheli aynı gün tutuklandı” dedi. Hâkimlik tarafından tutuklanan şüpheli yaklaşık altı ay tutuklu kaldı. Anne, dosyanın başlangıçta ağır ceza mahkemesinde görüldüğünü ve ilk duruşma sırasında sanığın tutuklu olduğunu söyledi.
“ÇOCUKLARLA TEMASIM OLMADI” DEDİ, YEMEKHANEDE ÇOCUĞA BAĞIRDIĞINI TUTANAKTA KABUL ETTİ
Sanık, 22 Mayıs’taki kolluk ifadesinde okulda yaklaşık bir yıldır, yönetim tarafından çağrıldığında haftanın birkaç günü temizlik, tadilat ve bahçe işleri yaptığını söyledi. Çocuklarla herhangi bir diyaloğu veya teması bulunmadığını savunarak hakkındaki suçlamaları reddetti ve kamera kayıtlarının incelenmesini istedi. Sanık ayrıca çocuğu tanımadığını ve yemekhanede hiç bulunmadığını savundu. Ancak kolej yönetimi tarafından hazırlanan resmî tutanakta sanığın yemekhanede bulunduğu, çocuğa bağırdığını kabul ettiği ve aileden özür dilemek istediği kayıt altına alındı.
Sanık, ailenin okul ücretini ödemek istememesi nedeniyle okulla tartıştığını öne sürerek suçlamanın bu nedenle ortaya atıldığını iddia etti. Anne ise bu iddiayı reddetti. Anne, okul ücretlerinin tamamının banka yoluyla ödendiğini ve ödenmemiş ücret nedeniyle okul yönetimiyle herhangi bir tartışma yaşanmadığını söyledi.
Anne, sanığın kendisini yargılama sırasında “Ben namazında niyazında bir adamım, abdestsiz gezmem” sözleriyle savunduğunu belirterek, “İnançlı olduğunu söylemesi, hakkındaki iddialara cevap değildir” dedi.
CİMER BAŞVURUSU, PERSONELİN MEB KAYITLARINDA BULUNMADIĞINI ORTAYA ÇIKARDI
Ümraniye İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün 20 Aralık 2024 tarihli CİMER yanıtında, aile tarafından yapılan başvurunun incelendiği ve soruşturma sonucunda kurum yöneticilerine disiplin cezası, okula ise idari para cezası uygulandığı bildirildi.
Ancak aileye gönderilen kısa yanıtta cezaların gerekçeleri ve okul çalışanının MEB kayıtlarında bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntı yer almadı. Anne, Millî Eğitim müfettişleriyle yaptıkları ilk görüşmede de, hakkında şikâyette bulunulan personelin MEB kayıtlarında yer almadığının kendilerine bildirildiğini söyledi.
Anne, söz konusu kişinin yalnızca temizlik işi yapmadığını; yemekhanede çalıştığını, yemek dağıttığını ve çocuklarla temas gerektiren alanlarda görevlendirildiğini savundu. Personelin MEB kaydının bulunmadığını söyleyen anne, “Millî Eğitim kayıtlarında bulunmayan bir personel bu kolejde çalıştırılmasaydı ve çocuklarla temas ettirilmeseydi bunlar yaşanmayacaktı.” dedi.
BİLİRKİŞİ: ÇOCUĞUN TEKRAR DİNLENMESİ UYGUN DEĞİL
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesine sunulan 23 Ocak 2025 tarihli psikolojik değerlendirme raporunda, çocuğun Mayıs 2024’ten beri pedagog desteği aldığı belirtildi. Anne, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin değerlendirme yapmak üzere aile evine geldiğini ve çocukla görüştüğünü söyledi.
Raporda, çocukla yapılan görüşmede iletişim kurulabildiği ancak dava konusu iddialar gündeme geldiğinde çocuğun rahatsızlık ve kaçınma tepkileri gösterdiği aktarıldı. İddiaların tekrar tekrar sorulmasının mevcut travmayı tetikleyebileceği ve terapi sürecini olumsuz etkileyebileceği kaydedildi.
Bilirkişi, çocuğun Çocuk İzlem Merkezi’nde uzmanlar eşliğinde ve olaylara daha yakın bir tarihte ayrıntılı şekilde dinlenmiş olmasını da dikkate alarak yeniden ifade vermesinin duygusal ve psikososyal gelişimi açısından uygun olmadığı sonucuna vardı. Mahkemenin yeniden dinlenmesini zorunlu görmesi halinde ise ifadenin Adli Görüşme Odası’nda uzman eşliğinde alınması önerildi.
“OLAYI GÖREN ÇOCUKLARIN AİLELERİ DİNLENMEDİ”
Anne, 17 Haziran 2025 tarihli duruşmadan önceki celsede, kızının kolejde yaşadıklarına tanık olduğu belirtilen çocukların ailelerinin dinleneceğinin söylendiğini belirtti. Duruşma günü çocukların da aileleriyle birlikte adliyede bulunduğunu ancak tanık ailelerin beyanlarının alınmadığını söyledi.
Anne, “Çocuklar da oradaydı ancak mahkemede dinlenmesini istediğimiz kişiler onların aileleriydi. Buna rağmen hâkim, ‘Bugün başım ağrıyor, tanıkları dinlemeyeceğim. Ben zaten kararımı verdim’ dedi ve tanık ailelerin beyanlarını almadı” ifadelerini kullandı.
DOSYANIN İLK SAVCISI DEĞİŞTİ
Ailenin 12punto’ya verdiği bilgiye göre soruşturmanın ilk aşamasında dosyada görev yapan savcı, Muhammed Çağatay Kılıçarslan’dı. Daha sonra dosyanın savcısı değişti.
Kılıçarslan, 13 Ocak 2026’da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinde görev yapan hâkim Aslı Kahraman’ı silahla yaraladığı gerekçesiyle gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Basına yansıyan bilgilere göre Kılıçarslan, 2022-2024 yılları arasında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosunda da görev yapmıştı.
Anne, 17 Haziran 2025 tarihli duruşmaya başkanlık eden hâkimin de artık dosyada görev yapmadığını ve başka bir şehirde görevlendirildiğini belirtti.
KAMERA DİSKLERİNDEN GÖRÜNTÜLER ELDE EDİLEMEDİ
Dosyada en çok tartışılan başlıklardan biri okulun kamera kayıtları oldu. Aile, bilirkişi incelemesinin sonucunu “Disklerden biri kırık, diğeri boş çıktı” sözleriyle özetledi. Rapora göre görüntülerin bulunması veya kurtarılması amacıyla analizler yapıldı ancak istenen görüntüler elde edilemedi. Kayıtlarda ses bulunmadığı için ses incelemesi de yapılamadı.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi, 29 Nisan 2025’te disklerin daha ayrıntılı şekilde incelenmesi ve içlerindeki verilerin aktarılması amacıyla Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verdi. Mevcut bilirkişi raporu, görüntülerin elde edilemediğini ortaya koyuyor; ancak kayıtların kim tarafından ve hangi yöntemle silindiğine veya disklerin kasıtlı biçimde bozulduğuna ilişkin kesin bir tespit içermiyor.
Aile, olay gününe ait kamera görüntülerinin nerede olduğunun ve neden hâlâ elde edilemediğinin açıklanmasını istiyor.
KAMERA KAYITLARI SAVCILIK TALİMATINA RAĞMEN DÖRT GÜN SONRA TESLİM EDİLDİ
Anne, şüphelinin tutuklanmasının ardından savcılık tarafından kamera kayıtlarının alınması için polise talimat verildiğini söyledi. Polislerin perşembe günü koleje gittiğini ancak şube yönetiminin teknik ekibin bulunmadığını söylemesi üzerine diskleri teslim almadan ayrıldığını ileri sürdü.
Anne, iki hard diskin dört gün sonra, pazartesi günü kolejin muhasebecisi tarafından karakola getirildiğini belirtti. Disklerin bu süre boyunca nerede tutulduğunun, kimlerin elinde bulunduğunun ve herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının açıklanmasını istedi.
SANIK, HAZİRAN 2025’TE ADLİ KONTROL ŞARTIYLA TAHLİYE EDİLDİ
Anne, Haziran 2025’te görülen ikinci duruşmada sanığın tahliyesine ve tutuksuz yargılanmasına karar verildiğini söyledi. Sanık hakkında uzaklaştırma kararı, her gün imza verme yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağını içeren adli kontrol tedbirlerinin uygulandığını belirtti. Sonraki duruşmada da tutuksuz yargılamanın devamına karar verildi.
Anne, dava sürecinin kamera görüntüleriyle ilgili incelemeler nedeniyle uzadığını ifade etti:
“Duruşmalar, kamera görüntülerinin çözümlenememesi nedeniyle sürekli ertelendi. Tanıklar dinlendi ancak kamera kayıtları hâlâ ortada yok. Bu kişi hâlâ sokakta. Yargılama sonunda hakkındaki iddialar sabit görülürse gereken cezayı almasını istiyoruz.”
“ŞERİFALİ ŞUBE YÖNETİMİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLDİM”
Anne, olayın ardından okul yönetimi tarafından tehdit edildiğini ve görüntüleri kamuoyuyla paylaşmaması konusunda baskı gördüğünü ileri sürdü:
“Bütün bu süreçte okul yönetimi tarafından tehdit edildim. Bana, ‘Videoyu bir yerde yayımlarsanız size neler yaparız’, ‘Sana kayıt mayıt yok’, ‘İsterseniz gidin bizi şikâyet edin, burası Sevinç Koleji’ gibi sözler söylediler.”
Diğer velileri bilgilendirmesinin ardından kendisi hakkında çeşitli ifadeler kullanıldığını öğrendiğini belirten anne, sözlerini şöyle sürdürdü:
“‘Annenin psikolojisi bozuk’, ‘Onun bir çocuğu öldü, zaten sorunlu bir kadın’, ‘Bunu başkaları yapmış olabilir’ ve ‘Bunu para için yapıyor olabilirler’ gibi sözler söylendiğini duydum. İftira attığımı söylüyorlarsa bunu kanıtlasınlar. Söylediğim her cümlenin resmî belgelerde karşılığı var.”
“BİR KEZ BİLE ÇOCUĞUMUZUN DURUMUNU SORMADILAR”
Anne, Sevinç Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğünün kızının terapi masrafları ile iki çocuğunun üniversite dâhil eğitim giderlerini karşılamayı teklif ettiğini; ancak bu tekliflerin karşılığında kamuoyuna yapılan açıklamalarda “Sevinç Koleji” adının kullanılmamasının istendiğini ileri sürdü.
Anne, ailesinin para, eğitim desteği, terapi gideri veya başka bir maddi menfaat talep etmediğini ve yapılan teklifleri kabul etmediğini söyledi.
Anne, kızının durumunun genel müdürlük tarafından bir kez dahi sorulmadığını, buna karşın kendisinin genel müdürlüğe defalarca ulaşarak “bizim tek talebimiz görüntü kayıtları” dediğini belirtti.
ANNE: “ÇOCUĞUMUZU BAĞIMSIZ BİR İŞLETMEYE DEĞİL, SEVİNÇ KOLEJİ MARKASINA EMANET ETTİK”
Anne, kızlarını okul binasında, tabelada ve sözleşmede yer alan “Sevinç Koleji” adına ve markanın geçmişine güvenerek kaydettirdiklerini söyledi. Okulun franchise işletmesi olduğuna ilişkin açıklamanın markanın denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını savundu.
Anne, genel müdürlük ile Şerifali şubesinin olayların yaşandığı dönemde iletişim ve iş birliği içinde olduğunu, genel merkezden gelen eğitim koordinatörlerinin şubeyle düzenli olarak ilgilendiğini ileri sürdü.
Franchise sözleşmesinin sonradan feshedilmesinin, olay tarihinde okulun Sevinç Koleji markasıyla faaliyet gösterdiği gerçeğini değiştirmediğini söyledi.
SEVİNÇ EĞİTİM KURUMLARI: OKUL BAĞIMSIZ BİR FRANCHİSE İŞLETMESİYDİ
12punto, annenin tehdit ve eğitim giderlerinin karşılanması teklifi hakkındaki iddialarını, kamera kayıtlarının durumunu ve personelin kayıtsız çalıştırıldığı iddiasını Sevinç Eğitim Kurumlarına sordu.
Sevinç Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü, olayın meydana geldiği okulun doğrudan genel müdürlük tarafından işletilmediğini; Enba Eğitim Şirketi tarafından franchise sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren bağımsız bir işletme olduğunu açıkladı. İşletmenin sahibi ve yetkilisinin Sertan Şahin olduğu belirtildi.
Açıklamada, olayın kendilerine bildirilmesinden itibaren aileyle iletişim kurulduğu, ailenin avukatlarıyla görüşmeler yapıldığı ve franchise işletmecisinden defalarca yazılı ve sözlü açıklama istendiği kaydedildi. Genel müdürlük, süreçteki yazışmaların, e-postaların, WhatsApp görüşmelerinin ve toplantı notlarının muhafaza edildiğini, gerekmesi halinde bu kayıtları 12punto ile yüz yüze paylaşmaya hazır olduğunu bildirdi.
TEHDİT VE EĞİTİM GİDERİ TEKLİFİNE YANIT
Sevinç Eğitim Kurumları, tehdit ve eğitim giderlerini karşılama teklifi iddialarının muhatabının franchise işletmecisi olduğunu savundu:
“Söz konusu iddiaların muhatabı, ilgili franchise işletmecisidir. Sevinç Eğitim Kurumlarının bu yönde herhangi bir talimatı veya dahli söz konusu değildir.”
Genel müdürlük, annenin şikâyetleri üzerine franchise yöneticilerinin aileyle iletişim kurarken dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeleri konusunda birçok kez yazılı ve sözlü olarak uyarıldığını belirtti. Açıklamada ayrıca tehdit veya hakaret iddiasına dayalı bir hukuki ihtilafın genel müdürlüğe ya da kamuoyuna intikal etmediği savunuldu.
“KAYITLARIN ADLİ MAKAMLARA SUNULMASINI İSTEDİK”
Genel müdürlük, kamera sisteminin işletilmesi ve kayıtların korunmasının franchise işletmecisinin operasyonel sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Açıklamaya göre 1 Haziran 2024’te franchise işletmecisi ile genel müdürlükte gerçekleştirilen toplantıda, veli ve öğrencilerin okula giriş anını gösteren bir görüntü işletmecinin cep telefonundan izlendi. Genel müdürlük, işletmeciden elindeki tüm görüntüleri kendilerine göndermesini ve adli makamlara sunmasını istedi.
Franchise işletmecisinin ise 8 Haziran 2024 tarihli e-postasında kamera kayıtlarının asıllarını kolluğa teslim ettiğini ve bu nedenle görüntüleri genel müdürlüğe iletemeyeceğini bildirdiği aktarıldı.
Sevinç Eğitim Kurumları, bilirkişi raporunun 11 Mayıs 2026’da ailenin avukatı tarafından kendilerine gönderildiğini belirterek raporu “teslim edilen hard disklerin kırık ve boş olduğu, bu nedenle kayıtların incelenemediği” şeklinde yorumladı.
Bilirkişi raporundaki teknik ifadeler ise disklerden birinin mekanik arıza nedeniyle okunamadığı, diğerinde herhangi bir görüntü kaydı bulunamadığı ve yapılan analizlere rağmen istenen görüntülerin elde edilemediği yönünde.
“KAYITSIZ PERSONEL KONUSUNDA ÖNCEDEN BULGU VEYA İHBAR YOKTU”
Sevinç Eğitim Kurumları, personel istihdamı, SGK yükümlülükleri, özlük işlemleri, güvenlik önlemleri ve kamera kayıtlarının korunması gibi süreçlerin franchise işletmecisinin sorumluluğunda olduğunu bildirdi.
Genel müdürlük, MEB ve diğer kamu kurumları gibi SGK kayıtlarını fiilen denetleme yetkisine sahip olmadığını belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Markamızın kullanıldığı dönemde Genel Müdürlüğümüzün tespit ettiği SGK’sız personel çalıştırıldığına ilişkin herhangi bir bulgu ve ihbar bulunmamaktadır.”
Açıklamada, devam eden yargı süreçlerinin hukuki muhatabının okulu işleten şirket ve yargılanan kişiler olduğu savunuldu.
FRANCHİSE SÖZLEŞMESİ FESHEDİLDİ
Sevinç Eğitim Kurumları, okul görevlileri hakkında görevi ihmal suçundan verilen mahkeme kararı ile kamera kayıtlarına ulaşılamadığına ilişkin bilirkişi raporunun 11 Mayıs 2026’da genel müdürlüğe ulaştığını bildirdi.
Yönetim kurulunun bir gün sonra, 12 Mayıs 2026’da franchise sözleşmesini feshettiği ve okulun Sevinç Koleji markasını kullanma hakkını kaldırdığı açıklandı. Kurum, sözleşmenin daha önce feshedilmemesini, işlem için gerekli hukuki dayanağı oluşturacak resmî belgelerin beklenmesiyle açıkladı.
Sevinç Eğitim Kurumları aynı tarihte yayımladığı kamuoyu açıklamasında da Ümraniye Şerifali okulunun marka lisansının sona erdirildiğini duyurdu.
Anne ise söz konusu okulun başka bir isimle eğitim faaliyetlerine devam ettiğini ileri sürdü. Bu iddia 12punto tarafından bağımsız olarak doğrulanamadı.
ANNEDEN ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK’E ÇAĞRI: “KARŞIMIZDAKİ YAPI ÇOK GÜÇLÜ, BEN YALNIZCA BİR ANNEYİM”
Davanın bir sonraki duruşması, 25 Eylül 2026 günü saat 10.15’te İstanbul Anadolu Adalet Sarayı 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek. Anne, duruşmada savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklamasını beklediklerini belirtti.
Anne, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek, “Sayın Bakanım, adalet istiyoruz. Lütfen bize destek olun ve davamıza sahip çıkın. Mayıs 2024’ten bu yana süren dava hâlâ sonuçlanmadı. Gerçek kamera kayıtları hâlâ ortada yok. Lütfen sesimizi duyun” dedi.
Kamuoyuna ve çocuk hakları alanında çalışan kurumlara destek çağrısı yapan anne, sözlerini şöyle tamamladı:
“Karşımızdaki yapı çok güçlü; ben yalnızca çocuğu için mücadele eden bir anneyim. Çocuk hakları kuruluşlarından, barolardan, sivil toplum örgütlerinden, basından ve halktan yanımızda olmalarını istiyorum. Adalete inanan herkesi 25 Eylül’deki duruşmamıza destek vermeye çağırıyorum. Tanıklar dinlendi ancak kamera kayıtları ortada yok. Söylediğim her cümlenin resmî belgesi var. Bize destek olmalarını istiyoruz. Benim azabım dinmiyor.”
Yargılama devam ettiği için sanık hakkındaki suçlamalar kesinleşmiş bir mahkeme kararı niteliği taşımıyor. Sanık, soruşturma ve kovuşturma boyunca suçlamaları reddetti.