Silivri'de İmamoğlu'na doğum günü sürprizi: Duruşma salonunda 'İyi ki doğdun' pankartı açıldı
İBB’ye yönelik davanın Silivri’de görülen duruşmasında dikkat çeken anlar yaşandı. Ekrem İmamoğlu’nun doğum günü nedeniyle salonda kısa süreli bir kutlama yapıldı. Tutuklu sanık Erdinç Çolak savunması sırasında rahatsızlanarak sağlık ekiplerinin müdahalesiyle salondan çıkarıldı.
12punto
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 68’i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda sürdürülüyor.
Bugün doğum günü olan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için duruşma öncesinde kutlama yapılması planlandı. Ancak partililer tarafından Silivri’ye getirilen doğum günü pastasının mahkeme salonuna alınmasına izin verilmedi.
Parti temsilcilerinin aktardığı bilgilere göre, pasta konusunda jandarmaya bir gün önceden talimat verildi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de konuyla ilgili jandarma komutanıyla görüşme yaptığı belirtildi.
Duruşmayı takip edenler arasında müzisyen Cahit Berkay, yazar Sunay Akın, gazeteci Nebil Özgentürk ve gazeteci-yazar Mustafa Balbay da yer aldı.
***
15.40 | “ÜÇÜNCÜ KUŞAK BİR TİCARET AİLESİNİN TEMSİLCİSİYİM”
Savunmasına hayat hikâyesini anlatarak başlayan iş insanı Hüseyin Köksal, 1978 yılında Trabzon’da doğduğunu, 1965’ten bu yana ticaret yapan bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olduğunu söyledi. 1995 yılında kurulan aile şirketi Karsal Örme’de üretimden yönetime kadar her kademede görev aldığını belirten Köksal, 2016 yılında babasının vefatının ardından şirketin yönetimini devraldığını ifade etti.
“EKREM İMAMOĞLU İLE OLAN DOSTLUĞUM NEDENİYLE YARGILANIYORUM”
Dosyada yer alan kişilerin büyük bölümünü tanımadığını söyleyen Köksal, Ekrem İmamoğlu ile ilişkisine de değindi.
İmamoğlu ile Trabzon’dan gelen uzun yıllara dayanan bir aile dostlukları bulunduğunu ifade eden Köksal, “Dedelerimiz, babalarımız, çocuklarımız birbirini tanır. Kendisini siyasi kimliğiyle değil, insani yönüyle tanırım. Dostumdur, abimdir. Bu dosyada yargılanmamın asıl sebebinin de Ekrem İmamoğlu ile olan dostluğum olduğunun farkındayım” diye konuştu.
“AHMET KÖKSAL SADECE BANA YARDIM ETTİĞİ İÇİN TUTUKLU”
Tutuklu sanıklardan Ahmet Köksal’ın kuzeni olduğunu belirten Köksal, Ahmet Köksal’ın dosyada bulunmasının tek nedeninin kendisine yardımcı olması olduğunu savundu.
“Bu dosyadaki çoğu kişi Ahmet’i tanımaz bile” diyen Köksal, “Çok iyi bir avukattır. Sadece birlikte çalıştığımız ve bana yardımcı olduğu için 15 aydır tutuklu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“15 AYDIR GÜNEŞ IŞIĞI GÖRMEYEN BİR HÜCREDE TUTULUYORUM”
Tutukluluk sürecini anlatan Köksal, 6 Mart 2025’te tüm mal varlığına el konulduğunu, 19 Mart’ta gözaltına alındığını ve 23 Mart’ta tutuklandığını söyledi.
İlk olarak rüşvet verme suçlamasıyla tutuklandığını ancak iddianamede bu suçlamanın yer almadığını belirten Köksal, “15 aydır güneş ışığı dahi görmediğim tek kişilik hücrede tutuluyorum. Tutuklanırken kuvvetli şüphe denilen suçlama iddianamede yok. Bunun hukuki bir açıklamasını bulamıyorum” dedi.
“ŞİRKETLERİMİN PARASINI KAÇIRMADIM, ÇALIŞANLARIMIN MAAŞINI ÖDEDİM”
Hesaplarına bloke konulduğunda kaçma ya da mal kaçırma yoluna gitmediğini savunan Köksal, önceliğinin çalışanları olduğunu söyledi.
“25 yılı aşkın süredir benimle çalışan insanlar var” diyen Köksal, şirketlerin mali imkânları ölçüsünde çalışan maaşlarını, piyasa borçlarını ve banka kredilerini ödemeye devam ettiğini belirtti.
“HAKKIMDAKİ HABERLERİN ÇOĞU İDDİANAMEYE BİLE GİRMEDİ”
Soruşturma sürecinde hakkında yürütülen yayınlara tepki gösteren Köksal, dosyadaki evrakların çarpıtılarak basına servis edildiğini ileri sürdü.
MASAK raporlarının yanlış yansıtıldığını savunan Köksal, “İBB’den şirketlerime para aktarıldığı söylendi. Oysa biz kamuya ödeme yapan tarafız. İBB’den ya da iştiraklerinden şahsıma veya şirketlerime gelen tek kuruş yoktur” dedi.
“ÖZEL JETLE PARA TAŞIDIĞIM İDDİALARI YALAN”
Hakkında özel jetle yurt dışına para taşıdığı yönünde haberler yapıldığını belirten Köksal, bu iddiaları reddetti.
“Hayatım boyunca yurt dışına özel jetle çıkmadım. Sadece tarifeli uçaklarla seyahat ettim. Uçuş kayıtlarım ortadadır” diyen Köksal, bu haberlerin kendisine psikolojik baskı oluşturduğunu savundu.
“ETKİN PİŞMANLIK HABERLERİ GURURUMA DOKUNDU”
Cezaevinde televizyon izlerken etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edildiğine ilişkin altyazılar gördüğünü anlatan Köksal, “Hayatım boyunca onurumu ve gururumu korumak için yaşadım. Suç işlemişim ve itiraf etmişim gibi gösterilmek gururuma dokundu” dedi.
“REKLAM SEKTÖRÜNE YATIRIM KARARI ALDIM”
Reklam sektörüne giriş sürecini de anlatan Köksal, 2019 yılında farklı sektörlerde yatırım fırsatlarını araştırdığını, reklam ve medya alanına yatırım yapmaya karar verdiğini söyledi.
Murat Kapki ile üniversite yıllarından beri tanıştığını belirten Köksal, “Sektöre girmemde onun bilgi ve tecrübesinin etkisi oldu. Finansmanı benim sağlayacağım, sektörel bilgi katkısını ise Murat Kapki’nin sunacağı bir ortaklık modeli kurduk” ifadelerini kullandı.
“BVA REKLAM’A YATIRIMI BEN YAPTIM”
BVA Reklam’daki hisselerinin ilk aşamada Ahmet Köksal’ın üzerinde görünmesinin nedenini de açıklayan Köksal, o dönemde aile şirketi Karsal Örme’nin işleriyle yoğun şekilde ilgilendiğini söyledi.
“Şirket yönetimiyle ilgilenebilecek, güvendiğim birine ihtiyacım vardı. Ahmet benim kardeşim gibidir. Hisselerin onun üzerinde görünmesinin nedeni budur. Şirketlere yaptığım yatırımlar da verdiğim şahsi kefaletler de açıktır” dedi.
“URBAN MEDYA’YA MİLYONLARCA DOLARLIK FİNANSMAN SAĞLADIM”
2021 yılının sonunda Urban Medya’ya yatırım yaptığını anlatan Köksal, şirketin ciddi mali sıkıntılar içinde olduğunu gördüğünü söyledi.
Şirkete yaklaşık 3 milyon dolar finansman ve 3,5 milyon dolar yatırım desteği sağladığını belirten Köksal, “Bu yatırım için şahsi kefalet verdim, şahsi gayrimenkulümü ipotek ettirdim. Urban Medya’daki hisseler de yine iş yoğunluğum nedeniyle bir süre Ahmet Köksal’ın üzerinde kaldı” ifadelerini kullandı.
15.20 | VERİLEN ARANIN ARDINDAN İLK SAVUNMA BAŞLADI
Ahmet Köksal’ın avukatı Fatih Hacıfazlıoğlu, müvekkiline yöneltilen örgüt üyeliği suçlamasının Raffles Otel’de yapıldığı iddia edilen gizli toplantılara dayandırıldığını belirterek, duruşmada ifade veren Murat Kapki’nin bu toplantıların gerçekleşmediğini söylediğini aktardı. Köksal’ın Murat Ongun’u yalnızca birkaç kez uzaktan gördüğünü, Emrah Bağdatlı’yı ise hiç tanımadığını kaydeden Hacıfazlıoğlu, dosyada da bu kişilere ilişkin herhangi bir irtibat kaydının bulunmadığını savundu.
Hacıfazlıoğlu, müvekkilinin BVA Reklam’a ortak olduğu tarihin 2 Temmuz 2020 olduğunu, iddianamede suçlamaya konu edilen bazı ihalelerin ise bundan önce gerçekleştirildiğini belirterek, “Bu ihalelerin yapılmasında müvekkilin hiçbir dahli yok” dedi. Köksal’ın şirketteki görevinin hukuki danışmanlık, sözleşme ve şartname incelemeleriyle sınırlı olduğunu, reklam sektörüne ilişkin bir tecrübesinin bulunmadığını ifade eden Hacıfazlıoğlu, şirketin ticari faaliyetlerinin başka isimler tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Savunmasında malvarlığı ve kara para aklama suçlamalarına da değinen Hacıfazlıoğlu, iddianamede yer alan taşınmazların büyük bölümünün miras yoluyla edinildiğini, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasına konu edilen işlemlerin ise Köksal’ın şirket ortağı olmadığı dönemde gerçekleştiğini belirtti.
14.40 I İMAMOĞLU'NDAN MÜJDAT GEZEN'E: 'MERAK ETME SENİN SİLİVRİ KAYIĞINDAN HİÇ İNMEDİM'
İmamoğlu salona gelirken, Müjdat Gezen’e “Müjdat abi seni çok seviyorum. Merak etme senin Silivri kayığından hiç inmedim” sözleriyle seslendi. Gezen de İmamoğlu’na “Ekrem annene babana teşekkür ediyorum iyi ki doğmuşsun” diyerek yanıt verdi.
13.10 | İMAMOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA TEPKİ
Ekrem İmamoğlu, duruşmaya ara verildikten sonra salondan ayrılırken izleyicilere seslenerek şunları söyledi:
"Hepinizi çok seviyorum. Sabah söylediğim gibi, doğumuma vesile olan anneme babama soruşturma açmadılar henüz… İyi ki açmadılar… Ama her an açabilirler… Burada az önce bir arkadaşımız bayıldı. Aslında birçok insan büyük bir zalimlikle karşı karşıya. Burada çok kıymetli gazeteci dostlarıma teşekkür ediyorum. Uğur (Dündar) Abi nezdinde, hepsini saygıyla selamlıyorum. Sanatçı dostlarımızı görüyorum. Siyasi partilerden gelen dostlarımızı görüyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepiniz dostlarımız, çalışma arkadaşlarımızsınız.
Burada büyük bir zalimlik yaşanıyor. Büyük bir zulüm altında, onur ve haysiyet mücadelesi veriliyor. Ama hiç kimse bir tek delille burada yatmıyor. Ama buna rağmen, buna laf eden, başından beri bu sürecin savcılığını yapan iktidarın başındaki zihniyete ve aynı dili kullanan, benim canım partimin başındaki kayyıma, bu insanlara ‘hırsız, rüşvetçi’ diyen iftira atan insanlara sözlerini bu masum insanlar adına aynen iade ediyorum.”
13.05 | DURUŞMAYA ARA
İBB davasının bugünkü duruşmasında ilk ara verildi.
12.40 | “28 DEĞİL 18 TAŞINMAZIM VAR, BUNLARIN 16’SI DA MİRAS”
Urban Medya yetkilisi ve avukat Ahmet Köksal, savunmasında iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin herhangi bir somut fiil ya da delil gösterilmediğini öne sürdü. BVA Reklam ve Urban Medya şirketlerinde belirli dönemlerde hissedar ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ancak şirketlerin gerçek sahibinin kuzeni Hüseyin Köksal olduğunu savunan Köksal, şirketlerdeki rolünün ağırlıklı olarak hukuki danışmanlık, sözleşmeler ve resmi işlemlerin yürütülmesiyle sınırlı olduğunu söyledi.
Köksal, iddianamede yer alan reklam alanlarının işletilmesine ilişkin ihalelerde ihaleye fesat karıştırma ve kamu zararına dolandırıcılık suçlamalarını reddetti. BVA Reklam’ın bazı ihalelere hiç katılmadığını, katıldığı ihalelerde ise tekliflerin muhammen bedellerin üzerinde verildiğini belirten Köksal, kamu zararına ilişkin hesaplamaların kendi içinde çelişkili olduğunu savundu. İBB’nin açtığı bazı ihaleleri iştirak şirketleri Kültür AŞ veya Medya AŞ’nin kazandığını, daha sonra yapılan alt ihalelerde ise BVA Reklam ve Urban Medya’nın teklif vererek iş aldığını anlattı.
İddianamede yer alan tanık beyanlarına da değinen Köksal, bir tanığın kendisini ihale pazarlığı yapılan bir ortamda gördüğünü iddia ettiğini, başka bir tanığın ise “konulardan habersiz olduğunu” söylediğini belirterek bu ifadelerin birbiriyle çeliştiğini savundu. Haftada üç gün Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı ile gizli toplantılar yaptığı yönündeki iddiaları da reddeden Köksal, Bağdatlı’yı hiç görmediğini, Ongun’u ise yalnızca iki kez uzaktan gördüğünü söyledi.
Örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Köksal, Murat Ongun’un hiyerarşisinde yer aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. İddianamede belirtilen tapu kayıtlarının da hatalı olduğunu öne süren Köksal, adına kayıtlı olduğu belirtilen 28 taşınmaz yerine 18 taşınmaz bulunduğunu, bunların büyük bölümünün Trabzon’da miras yoluyla kalan fındık bahçeleri ve araziler olduğunu anlattı. Köksal, “Adıma kayıtlı 28 değil 18 adet aktif tapu kaydı bulunmaktadır. Bunlardan 15 tanesi Trabzon ilinin il merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Çarşıbaşı ilçesinin ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan bir köyde mirasen intikal eden fındık bahçesi ve tarladır. Bir tanesi yine mirasen intikal eden doğup büyüdüğüm evdir. Mirasen intikal eden taşınmazlar haricinde bir tanesi Antalya'nın Aksu ilçesinde 2016 yılında edinilen, bir tanesi de İzmir'in Bayındır ilçesinde 2018 yılı içerisinde edinilen tarla vasıflı 2 adet gayrimenkuldür” dedi.
12.20 | "YILMAZ KAMUYU DOLANDIRMAMIŞTIR"
OMR Organizasyon’un sahibi Ömür Yılmaz’ın avukatı Coşkun Atılgan, OMR’nin cirosunun yüzde 92’sinin özel sektörden, yalnızca yüzde 8’inin kamudan geldiğini belirtti. Yılmaz’ın 2022’de teklif verdiği 14 işten 7’sini, 2023’te ise 20’den fazla işten 6’sını aldığını; bu işlerin tamamlandığını, hak edişlerinde ve iş bitirmelerinde sorun yaşanmadığını savundu.
Avukat, iddianamenin Yılmaz yönünden tanık beyanlarına dayandığını belirterek, bu beyanların bir kısmının müvekkilini tanımayan kişilerin duyum ve değerlendirmelerinden, bir kısmının ise sanık konumundayken yeniden ifade veren kişilerin anlatımlarından oluştuğunu söyledi.
Atılgan, dolandırıcılık suçlaması yönünden “hile ve desise”nin nerede olduğunun ortaya konulmadığını, Yılmaz’ın aldığı işleri eksik, ayıplı ya da geç yaptığına dair bir iddia bulunmadığını savundu. “Ömür Yılmaz kamuyu dolandırmamıştır” diyen Atılgan, kamu zararına ilişkin somut bir talep ya da tespit bulunmadığını belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti.
11.30 | ÖMÜR YILMAZ SAVUNMA YAPTI
Kültür A.Ş.‘nin Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak’ın savunma kürsüsünde fenalaşarak salondan çıkarılmasının ardından, organizasyon firması sahibi Ömür Yılmaz savunma yaptı.
Sahibi olduğu OMR Organizasyon Medya Reklam firmasını Eylül 2020’de kurduğunu söyleyen Yılmaz, “2021 yılında Medya A.Ş.'de ihale kazandım. 2022 Kültür A.Ş.'den ilk kez ihale aldım. Bu ihaleleri hep piyasanın altında yaptım. Usulsüzlük yapmadım. 2023’te 6 ihale kazandım. Haksız kazanç elde etmedim. 2024’te Kültür A.Ş.'de birçok ihaleye teklif verdim ama kazanamadım” dedi.
Tüm işlerinin fotoğraflarının kayıtlı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bırakın sisteme fazla para çıkarmayı, bazı tedarikçiler benden parasını çok geç aldığı için zor durumda kaldı. Bir tanesi de burada. Bana sürekli borcunu hatırlatıyor” diye belirtti.
İddianamede yer alan iddialara ilişkin savunma yapan Yılmaz, hakkındaki suçlamaların temelini oluşturan OMR Organizasyon'un Emrah Bağdatlı'nın kontrolünde olduğu, Murat Ongun'un talimatları doğrultusunda hareket ettiği ve gerçeği yansıtmayan faturalarla sisteme para aktardığı iddialarını reddetti. Şirketin kuruluşundan bu yana tek ortağı ve yetkilisinin kendisi olduğunu belirten Yılmaz, kimsenin yönlendirmesi altında faaliyet göstermediğini savundu.
İddianamede kamu zararına dolandırıcılık kapsamında yer alan 82, 84, 86, 90 ve 91 numaralı eylemlere ilişkin savunma yapan Yılmaz, söz konusu ihalelerde işlerin eksiksiz yerine getirildiğini, kamu zararına yol açmadığını ileri sürdü. Eylem 82 kapsamında OMR'nin aldığı 7,5 milyon liralık işte yaklaşık 3,4 milyon liralık iş eksilişi yapıldığını ve 4,1 milyon lira fatura kesildiğini, 14,8 milyon liralık diğer işte ise iş artışı sonrası yaklaşık 15,5 milyon lira fatura düzenlendiğini anlattı. Şirketinin zarar değil, tahsil edemediği alacaklar nedeniyle mağdur olduğunu öne süren Yılmaz, diğer eylemler bakımından da aynı açıklamaların geçerli olduğunu söyledi.
Yılmaz, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bazı isimlerin ve tanıkların beyanlarını da kabul etmedi. Vedat Şahin'in OMR'nin Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı'nın kontrolünde olduğu, alt taşeronlara düşük bedelle iş yaptırıp yüksek tutarlı faturalar düzenlediği yönündeki sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Yılmaz, Şahin'in bu beyanlarını daha sonra geri çektiğini savundu.
Gökhan Köseoğlu'nun Emrah Bağdatlı'nın OMR'yi yönettiği ve şirketlerin yüksek kârlarla fatura kestiği yönündeki ifadelerinin çıkarıma dayandığını öne süren Yılmaz, Köseoğlu ile samimiyetinin bulunmadığını söyledi.
Kamil Taşçı'nın şirketinin İBB işlerinin büyük bölümünü aldığı yönündeki sözlerine karşılık ise 40 ihaleye katıldığını ancak yalnızca 14'ünü kazanabildiğini, bunların da sadece 2021, 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştiğini ifade etti. Mete Maden'in firmasıyla ticari ilişkisi bulunduğunu doğrulayan Yılmaz, yapılan işler karşılığında usulsüz fatura düzenlenmediğini savundu.
Deniz Dörtyol'un kendisine milyonlarca lira para teslim edildiği yönündeki beyanlarını da reddeden Yılmaz, Dörtyol'u tanımadığını ve hiç görüşmediğini söyledi. 2024 yılında Kültür A.Ş. veya Medya A.Ş.'den herhangi bir ihale almadığını vurgulayan Yılmaz, 2024 cirosunun 50 milyon lira olduğunu, buna rağmen kendisine 110 milyon lira para verildiği yönündeki iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu dile getirdi.
MASAK raporlarına dayandırılan para hareketleriyle ilgili soruların da hatalı olduğunu savunan Yılmaz, şirketini 2020 yılında kurmasına rağmen kendisine 2012-2017 yılları arasındaki işlemlerin sorulduğunu söyledi. Şirket içi para transferlerinin de şüpheli işlem gibi değerlendirildiğini belirten Yılmaz, emniyette kendisine yöneltilen bazı hesap hareketlerinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti.
2021 yılında Medya A.Ş.'den bir, 2022 yılında Kültür A.Ş.'den yedi, 2023 yılında ise altı ihale kazandığını, sonraki yıllarda ise ihaleleri kazanamadığını belirtti. Katıldığı 40 ihalenin yalnızca 14'ünü aldığını, işlerinin büyük bölümünün özel sektörden geldiğini söyledi. Murat Ongun'u hiç görmediğini ve kendisiyle tek bir telefon görüşmesi dahi yapmadığını ifade eden Yılmaz, Emrah Bağdatlı ile ise sektörel ve sosyal çevre nedeniyle görüştüğünü, Galatasaray maçlarında ve ortak arkadaş ortamlarında bir araya geldiklerini anlattı.
11.10 | SAVUNMA SIRASINDA RAHATSIZLANDI
Cumhuriyet'in aktardığına göre, Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak savunmasında, “Sayın heyet, bugün 403. gün. 403 gündür bir beton tabutun içindeyim. Bu süre zarfında eğer dünya turuna çıkmış olsaydım büyük ihtimalle şu an dünya turunu tamamlamış olurdum. Ama ben sadece burada yaklaşık 2 saat konuşmak için 403 gün bekliyorum. Yaklaşık 9600 saat. Ve şu an burada 2 saat bir savunma vereceğim. Yetmezmiş gibi, gidip, yaklaşık bir 3 saat daha bu beton tabutun içinde bekliyor olacağım. Aslında benim için yapmanız gereken çok basit bir şey var: Kamu İhale Kanunu'na bakın. Bilirkişi raporunu sunduğunda, ona bakmış olsaydınız belki bugün burada tutuklu olmayacaktım. Ama buna rağmen siz beni burada tutuklu olarak tutuyorsunuz. Benim sağlık sorunlarım olduğunu da iyi biliyorsunuz” dedi.
Sağlık durumuna ilişkin açıklamalarını sürdüren Çolak, “Benim 2 tane kalp operasyonu geçirdiğimi, 7 tane kalp stentim olduğunu, 1 kalp damarımın değiştiğini, hipertansiyon hastası olduğumu ve o beton tabutun içinde ölmemek için günde 16 tane ilaç içmem gerektiğini biliyorsunuz Başkanım. Bu da yetmezmiş gibi benim devlet memuru olmadığımı da biliyorsunuz. Şirketimden 1 kuruş para almadığımı, aynı zamanda nafaka ödemem gerektiğini ve benim burada cezalandırırken, evlatlarımı da dışarıda cezalandırmış oluyorsunuz. Hakkımda ne MASAK raporu ne HTS kaydı var ne de herhangi bir gizli tanık veya başka bir tanık tarafından verilmiş olumsuz bir ifade bile yok Başkanım” ifadelerini kullandı.
Daha sonra yaşam öyküsünü anlatan Çolak, “Balıkesirliyim. 2 tane evladım var. İstanbul Üniversitesi'nde 4. üniversiteme başladım. 2002-2006 yıllarına kadar Balıkesir'de yazılım geliştirdim. Server ve network sistemleri kurulumu ile desteğini verdim. 2006 yılında Endüstri Mühendisliği'nden iş teklifi aldım ve proje sektörüne geçiş yaptım” diye konuştu.
Savunması sırasında “Başkanım, biraz şekerim yükseldi…” diyen Çolak konuşmasına devam edemedi. Rahatsızlanan Çolak, yanındaki sanık sandalyesine oturtulurken avukatı, “Her cezaevi aracında böyle oluyor…” dedi.
Tutuklu sanıkların ve jandarma görevlilerinin çevresinde beklediği Çolak’a kısa süre sonra sağlık ekipleri müdahale etti. İlk kontrolün ardından Çolak salondan çıkarıldı.
Eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu da Çolak’ın sağlık durumuna ilişkin, “Cezaevi aracında da hep böyle oluyor. Kan ter içinde kalıyor” açıklamasında bulundu.
Çolak’ın avukatları ise müvekkillerinin bayram süresince diyabet ilaçlarına ulaşamadığını öne sürdü.
Yaşanan gelişmelerin ardından duruşmaya kısa süreli ara verileceği açıklansa da Mahkeme Başkanı daha sonra bu karardan vazgeçti. Duruşma, tutuklu sanıklardan reklamcı Ömür Yılmaz’ın savunmasıyla devam etti.
11.00 | "İYİ Kİ DOĞDUN" PANKARTI AÇILDI
Ekrem İmamoğlu’nun salona giriş yaptığı sırada izleyiciler “İyi ki doğdun” yazılı pankartlar açtı.
Bu sırada eşi Dilek İmamoğlu, “Canım sevgilim iyi ki doğdun” diye seslendi. Ekrem İmamoğlu ise salondakilere, “Fazla uzatmayalım niye doğurdun diye anneme babama dava açarlar” sözleriyle karşılık verdi.
Dilek İmamoğlu, duruşma salonuna girmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, "Buradaki son doğum günü olsun inşallah, öyle umut ediyorum" ifadelerini kullandı.